• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Onlar zulmetti biz ise direndik

Yeniakit Publisher
2022-02-28 10:32:00 - 2022-03-20 17:59:36
 Onlar zulmetti biz ise direndik

28 Şubat’ın mağdurları ve tanıkları, darbe sürecinin karanlık günlerini Akit’e anlattı...

HABER MERKEZİ

Refah-Yol iktidarı ve mütedeyyin kesime yönelik gerçekleştirilen çok kapsamlı 28 Şubat darbe sürecinde, Türkiye’de alnı secdeye giden hemen her mü’min darbeden etkilendi. Başörtülüler kamu kurumlarına ve üniversitelere alınmadı, askerler ordudan atıldı, muhafazakar sermaye oluşumlarının kapısına kilit vuruldu, İmam Hatip talebelerinin önü kesildi, Kur’an kursları kapatıldı... Askere evladını gönderen annelerin, Mehmetçiğinin yemin törenine katılmasına bile müsaade edilmedi. Gazetemiz Akit başta olmak üzere dindar medya organlarına yıldırma operasyonları düzenlendi; idarehane bahçemize Kalaşnikof silahı bırakılarak kalleş mesajlar verildi. Gazete binamız terör yuvası basılır gibi panzerlerle kuşatılarak operasyona maruz kaldı, çalışanlarımız her türlü zulme maruz bırakıldı. 28 Şubat pususunu yararak AK Parti’yi iktidara taşıyan ve aydınlık günlere adım atan Müslüman Anadolu, o karanlık günlerin tesirini 25 yıldır hissediyor. Akit’e konuşan o dönemin mağdurları, insafsız uygulamaları ve çetin mücadeleleri okurlarımız için paylaştı...

12 Eylül'e bile rahmet okuttular

Darbe sürecinde başörtüsüyle adliyelere alınmadığı için büyük mağduriyetler yaşayan İstanbul 2 Nolu Baro’nun Kurucu Genel Başkanı Avukat Gönül Yıldız, verdikleri hukuki mücadeleyi şöyle anlattı: “Biz avukatlar ruhsatımız bulunduğu vergi ve aidatlarımızı eksiksiz ödediğimiz halde 2013 yılına kadar duruşmalara giremedik. Baro tarafından düzenlenen eğitim seminerlerine katıldığımızda meslekten ihraç edilmekle tehdit edildik. Başörtülü avukat çalıştıran erkek avukatlara dahi disiplin cezaları yağdırıldı. 28 Şubatçılar, 12 Eylül darbesini yapan darbecilerin düzenlediği anayasal hakları dahi ihlal ettiler. Mazlumder Hukuk Komisyonu olarak 400 gönüllü avukat, okulların önünde nöbet tuttuk, hak ihlallerine uğrayanların yanında bulunup tutanaklar tuttuk, göz altına alınanlara, davalar açılanların yanında hukuki yardımda bulunduk, vatandaşlara ve öğrencilere haklarını öğretmek kitapçıklar dağıttık, seminerler düzenledik. Önceki darbelerde sadece militarist güçler görev alırken, 28 Şubat’ta YÖK, medya, asker, yargı, MEB gibi birçok kurum ve kuruluş etkin rol üstlendi. Hakimlere Genelkurmay’da brifingler verildi. YÖK başörtülü öğrencilerin derslere girmesini yasakladı.

Nur Serter'ler, Türkan Saylan'lar...

Nur Serter ve Türkan Saylan öncülüğünde İstanbul Üniversitesi’nde ikna odaları kuruldu. İHL’lerin kapatılması için katsayı uygulaması başlatıldı. Sokak sokak kovalanan başörtülü öğrenciler, polis otobüslerine doldurulup evlerinden onlarca kilometre uzak bölgelere bırakılarak yıldırılmaya çalışıldı. Çocuklarını görmek için okula gelen veliler karga tulumba göz altına alındı, bazılarına dava açıldı. Başörtüsü sebebiyle işten atılan memurlar dava açtığında, mahkeme hakimleri tarafından başörtülü olduğu için duruşmaya alınmayarak davaları düşürüldü veya aleyhlerine karar verildi. Rabbimden o günleri bir daha yaşatmamasını temenni ediyorum.”

Akit, arkamızda bir dağ gibi durdu

28 Şubat sürecinde 500 hafta boyunca başörtüsü eylemi düzenleyerek dünya rekoru kıran İnsan Hakları Savunucuları Derneği (İHSD) Başkanı Ali Akbaş, Akit gazetesinin yanlarında bir dağ gibi durarak kendilerine güç verdiğini belirterek, şunları söyledi: “Aralıksız 10 sene başörtüsü eylemleri yaptık. 15 Temmuz’da nasıl meydanları boş bırakmadıysak, 28 Şubat’ta da sürekli meydanlardaydık. O günlerde darbe yandaşları bize sopalarla, hakaretlerle, küfürlerle karşılık veriyordu. Eylem yaptığımız meydanın karşısındaki CHP il binasından bize edilen küfürleri, hakaretleri söylemeye dilim varmıyor. Allah’a hamdolsun 28 Şubat’ta da darbecileri meydanlardaki azmimiz ve imanımızla püskürttük. Bin yıl sürecek demişlerdi ama tepetaklak oldu gittiler. Ülkemize verdikleri ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri zararın bedelini ise hâlâ ödüyoruz.”

Hepsi tarihin çöplüğüne atıldı

28 Şubatçıların ana hedefi olan Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın medya sahasındaki yol arkadaşları arasında yer alan Gazeteci Yazar Zeki Geçkil, darbe süreci sonrasında cuntacıların nasıl zelil duruma geldiğini Akit’e şu sözlerle anlattı: “28 Şubat Millî Görüş Lideri Başbakan Erbakan’a karşı ‘Bu defa silahsız kuvvetler’ denilerek küresel sermaye, medya ve akademiya, siyasi parti liderleri, sivil toplum kuruluşları (DİSK, TESK, TÜRK-İŞ, TOBB, TİSK) başkanları tarafından büyük bir cephe oluşturularak başlatıldı. Erbakan iktidar ortağı olan Refah Partisi dâhil hiç kimse tarafından desteklenmeyerek yalnız bırakıldı. Ancak 28 Şubat’ın iki bıçkın generali Çevik Bir ve Erol Özkasnak ivedilikle emekliye sevk edildi. 28 Şubat cephesinde yer alan sermayenin 24 bankası batırıldı.

Geçkil, şöyle devam etti: “Medya kuruluşları patronlarının elinden alındı. Beş sivil toplum kuruluşunun başkanları (TOBB Başkanı Fuat Miras, TESK Başkanı Derviş Günday, Türk-İş Başkanı Bayram Meral, DİSK Başkanı Rıdvan Budak ve TİSK Başkanı Refik Baydur) görevlerinden uzaklaştırıldı. Siyasi partiler topluca barajın altına sokuldu. Cüppeleriyle darbecileri ayakta alkışlayan yargı unsurları tarumar edildi. 3 Kasım 2002 seçiminde AK Parti tek başına iktidar, 28 Şubat’ı desteklemeyen Deniz Baykal’ın CHP’si ise tek başına muhalefet olarak Meclis’e girdi. Bütün bunları ‘kim, hangi derin güç yaptı’ sorusu sorulmuyor, cevabı aranmıyor. Neden?

Bari çocuklarımız yaşamasın

İlahiyatçı Yazar Hamdullah Tan, şunları dile getirdi: “28 Şubat denildiğinde, üniversite kapılarından geri çevrilen tesettürlü kızlarımız, kat sayı denen zulme maruz kalan İmam-Hatipliler, hanımı tesettürlü diye TSK ve kamu kurumlardan atılan eşler ve öcü muamelesi yapılan Müslümanlar aklıma geliyor. Biz o zamanlar İmam Hatip sınıflarında geleceği çalınmış öğrenciler olarak yaşıyorduk. O gün susarak zulme boyun eğenler ise bugün ne yazık ki bu davaya emek vermiş insanlardan daha çok konuşuyor ve alkışlanıyorlar, mağdur edebiyatı yapmaktan çekinmiyorlar. Biz bunların özgürlük anlayışlarını çok iyi biliriz. Kendini aydın ilan eden kişiler, postal yalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. Bir daha 28 Şubatlar yaşamak istemiyorsak; gün Müslümanca düşünüp yaşayan nesiller yetiştirme günüdür. Mücadeleyi ve meydanı bırakmamalıyız. Biz yaşadık bari bizden sonrakiler, çocuklarımız yeni yaşamasınlar.”

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

VATANDAŞ !

SİZ İNSANA, 28 BİN ZULUMLER ETTİNİZ ,HERKES GÖRDÜ ARTIK, NE ZULUMLER EDİLMEKTE ...28 ŞUBATI KİM KİME YAPTI ACABA?

arda

O tankların namlusu 15 Temmuzda 28 Şubatçıların ...... nasıl girdi ama?!?!?.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23