Soru şu: Yuvamızda mutluluğumuz sürer mi, sürmez mi?
Bir çiftin mutlu bir evliliği sürdürüp sürdüremeyeceği üzerine bir dizi ipucu var. Merak ediyorsanız eğer bakın bunlar neler:
Sert başlangıç: Tartışmalar sert başladığında arada bir sürü ‘tatlıya bağlama’ çabası olsa bile, kaçınılmaz olarak olumsuz bir havada sona eriyor. Sert başlangıç sizi başarısızlığa mahkûm eder. Dolayısıyla böyle bir tartışmaya sert başladığınızda, dilinizi ısırın, durun. Susun. Bir zaman sonra sinirleriniz yatıştıktan sonra konuşmanızda yarar var.
Eleştiri: “Dün gömleğimi ütülemediğin için çok üzgünüm. İşe nasıl gitmek zorunda olduğumun farkında mısın..” cümlesi bir yakınmayı; “Niçin bu kadar unutkansın. Bu beni deli ediyor. Hiç umursamıyorsun!” cümlesi ise eleştiridir. Yakınma, belirli bir davranış üzerinde odaklanır, eleştiri suçlama ve genel karaktere yöneliktir. Eleştiri yaygınlaşırsa kötü sonuçlara yol açar. Bu ince farkı farketmelisiniz...
Hor görme: İğneleme, kuşkuculuk, hor görme biçimleridir. Sıfat yakıştırma, göz devirme, küçümseme, alay etme ve kara mizah da öyledir. Hor görme, tiksinmeyi ima ettiği için yuvayı zehirler. Hor görme ise kaçınılmaz olarak uzlaşma yerine daha fazla çatışmaya yol açar. “Birbirini hor gören çiftlerin bulaşıcı hastalıklara (soğuk algınlığı, grip vs) yakalanma ihtimali, diğer insanlarınkinden daha yüksektir” demekte tıp uzmanları...
Kendini savunma: Kocasının kötü davrandığı eş kendini savunabilir. Kendini savunma bir çeşit karşı tarafı suçlamadır. Söylenen şey, “Sorun bende değil, sende”dir. Savunmacılık çatışmayı tırmandırır.
Duvar örme: İşten eve döndüğünde eşinin eleştirileriyle karşılaşan ve gazetenin arkasına saklanan bir koca, ne kadar az tepki verirse karısı da o kadar çok bağırır. Sonunda adam ayağa kalkıp odayı terk eder. Karısıyla yüzleşmek yerine bağlantıyı keser. Duvar örme daha çok erkeklerde yaygın ve bu durum evliliğin ilerleyen dönemlerinde görülür. Aslında erkek, öfkesine yenilip kaba güç kullanmaktan kaçınmak için de belki böyle davranmaktadır ama, kadın dilini özenli kullanır, erkek de aynı özenle cevap verirse daha yararlı olur.
Dolup taşmak: İnsanlar genellikle dolup taşma hissine karşı bir koruma olarak duvar örer. Dolup taşmanız eşinizin olumsuz tavrının - eleştiri, hor görme, kendini savunma kisvesi altında olabilir - sizi sarsacak kadar bunaltıcı ya da ani olduğu anlamına gelir.
Beden dili: Çiftlerin tartışma sırasındaki fiziksel değişikliklerine bakıldığında durumun sıkıntı vericiliği de ortaya çıkar. Kalp hızı 165’e çıkabilir (30 yaşlarındaki bir erkeğin tipik nabzı 76, kadının ise 82’dir). Eşlerden biri tartışma sırasında sık sık dolup taşıyorsa ayrılacaklarını tahmin etmek zor değil. Tekrarlanan taşma sahneleri iki sebeple boşanmaya yol açar. Birincisi eşlerden an azından birinin ötekiyle uğraşırken şiddetli bir duygusal gerginlik hisetmesi, ikincisi ise taştığını hissetmenin verdiği kalp hızındaki artış, terleme vs gibi fiziksel duyumlarının verimli, sorun çözücü bir tartışmayı neredeyse imkansız kılması.
Başarılı ve başarısız onarımlar: Onarma girişimleri sadece eşler arasındaki gerilimi azalttığı için değil, stres düzeyini düşürerek kalp atışının hızlanmasını ve taşma hissini engellediği için de evlilikleri korur. Eşler birbirlerini aşağılayıp kendilerini savundukça taşma daha da sıklaşır ve onarma girişimini işitip karşılık vermek iyice zorlaşır.
Oysa zeki ve duygusal zekânın hâkim olduğu evliliklerde onarma başarısı yüksek. Mesela tartışma sırasında çiftlerden biri diğerine dil çıkarıyor, bazıları gülüyor, bazıları özür diliyor... Yuva eskisinden daha da tatlı bir iklime kavuşuyor.
Kötü anılar: Evlilik iyi gitmiyorsa geçmiş yeniden ve en kötü biçimiyle yazılır. Kadın, kocasının nikâh törenine geciktiğini, veya doğumdan sonra ona yeterince destek olmadığını hatırlar. Mutlu bir evlilikte erkek karısının giysisini kuru temizlemeciden almayı unutmuşsa, kadın muhtemelen, “Kocam son zamanlarda büyük stres altında, o yüzden unutuyor” diye düşünür. Mutsuz bir evlilikte ise “Benden ne istiyor?” şeklinde algılama olabilir.