Cumhurbaşkanlığı seçiminde terör yandaşlarının ya da marjinal yapıların değil, milliyetçi oyların belirleyici olacağını ifade eden ülkücü çevreler, “Milliyetçiyim diyen ülkenin bekası için Cumhur’un safında olmadır” çağrısında bulundu.
Türkiye ikinci tur cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmiş durumda. İlk turda Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na 2.5 milyon oy fark atmasına rağmen yüzde 50 barajına takıldı. Bunda milliyetçi seçmenin bir kısmının, MHP ve BBP’ye rağmen Sinan Oğan’a kayması da etkili oldu. Milliyetçi seçmenin ikinci turda oylarını milletin bekası için Cumhur İttifakı’nın adayında toplamasıyla seçimin bu kez Erdoğan’ın açık ara üstünlüğüyle sonuçlanmasına kesin gözle bakılıyor.
Ülkenin bekası söz konusu
Konuya ilişkin gazetemize konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, şu değerlendirmede bulundu:
“Bu milli bir mesele. ABD’nin çok açık bir şekilde bir kaset kumpasıyla CHP’nin başına geçirdiği bir isim ve onun kiralama usulüyle meclise soktuğu hanımefendi, altılı masayı oluşturan isimler oldular. Onlara yine ABD’nin çok açık bir şekilde destek verdiği, başkan ağzıyla dillendirilmiş. Diğer yanda Kürt katili, annesinin karnındaki Kürt bebeğinin katili bir terör örgütünün açık destek verdiği bir oluşumun adayı olmaya utanması lazım CHP Genel Başkanı’nın. Maalesef yüzde 44 oy aldı. Bu yüzde 44’ü merhametle anlamaya çalışmak lazım. Ama CHP’ye oy vermiş insanların bile bu sefer bunu daha farklı değerlendirdiklerini görüyoruz. Milli manevi hassasiyeti olan, milliyetçi muhafazakar vatandaşlarımızın bu milli beka meselesine daha duyarlı yaklaştıklarını görüyoruz. Bu ülkenin bekasını düşünenler, dışarıdan güdümlü bir adaya asla oy vermeyecektir. Bu sefer 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci turda Allah’ın izniyle farkın Sayın Cumhurbaşkanımız lehine daha da açılacağını düşünüyoruz.”
Bağımsız Ülkücüler Platformu Kurucusu Adnan Baran da, 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemizin bekası adına son derece önemli olduğuna vurgulayarak şunları söyledi:
Bağımsızlık ve mandacılık seçimi
“14 Mayıs seçim sürecine girilirken, tabiri caizse yedi düvel bir araya geldi. Dışarıdaki Türkiye düşmanı ülkeler, içeride terör örgütleri, LGBT ve menfaat şebekeleri ülke yönetimine el koymak istedi. Ancak milletimiz buna geçit vermedi. Seçim kampanyası sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu, özerklik, her kesime özgürlük vaatleriyle PKK terör örgütünü şımarttı, cesaretlendirdi. Daha dün beş tane vatan evladı bu hain terör örgütü tarafından şehit edildi. Bizler daha öncesinde bunları öngörmüş ve her defasında altını kalın çizgilerle çizmiştik. PKK’nın desteklediği bir adaya oy vermenin Mehmetçiğe sıkılan kurşundan farkının olmadığını anlatmıştık. Ama maalesef anlamayanlar oldu. Özellikle şu saatten itibaren daha fazla konuşmanın, daha fazla bir şeyler anlatmanın bir anlamı yok. Her şey açık ve net. Bir tarafta ülkenin milli birlik ve beraberliğini savunan Cumhur İttifakı, karşı tarafta Türkiye’ye tuzak kurmuş iç ve dış şer odaklarının oluşturduğu yedili ma(ş)a var. Bir kısım insanımız, 14 Mayıs gününe kadar bu gerçeği tam olarak anlayamamış olabilir. Ama şu saatten sonra hala anlayamayanlar varsa, Allah ıslah etsin. Bu mücadele sağ-sol değil, Kürt-Türk değil, Alevi-Sünni değil, iktidar-muhalefet değil. Bu tam bağımsız Türkiye isteyenlerle mandacıların mücadelesidir. Çanakkale’de sadece bir kuru ekmek ve hoşaf suyuyla vatanı çiğnetmeyen ecdadın torunları, o yedi düvelin kurduğu masaya da Allah’ın izniyle, bu ülkeyi teslim etmeyecektir. İktidara kızabiliriz. Partilere kızabiliriz. Medeni ölçüler içerisinde en ağır şekilde eleştiriler de yapabiliriz. Bu herkesin en doğal hakkıdır. Ancak, Türkiye düşmanlarının saf tuttuğu bir yerde olmak, milli ve yerli düşünenler için asla söz konusu olamaz. Milliyetçilerin tarafı, Türkiye’nin ve milletin bekasıdır. Bu millet, 28 Mayıs’ta Soros’un beslemelerine değil, Anadolu’nun evlatlarına emaneti verecektir.”
Kılıçdaroğlu'na eli gitmez
Avukat Ali Kaan Kılıçoğlu ise, şunları ifade etti: “Yeryüzünde gelmiş geçmiş hiçbir millet yoktur ki milli ve manevi duyguları bizim kadar ön planda olsun. Mukaddesatlarına bu kadar rabıtalı bir millet görülmemiş ve görülmeyecektir. Milliyetçi seçmenimiz 1991 yılında başlayan Dağlık Karabağ savaşında bugünkü gibi güçlü Türkiye olmadığı için yaşananları üzüntüyle hatırlar. Ardından Azerbaycan-Ermenistan arasında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı’nda İHA ve SİHA’larımızla oynadığımız rolü aklına getirir. Boraltan köprüsünde yaşananları adına yazılan türkülerden bilir. Bugüne bakarak ekonomik, askeri ve diğer yönlerden güçlü olan Türkiye’nin hiçbir Müslüman Türk kardeşini yarı yolda bırakmadığını görür. Bunlardan ders alarak Boraltan köprüsünde kardeşlerimizi Sovyet askerlerine teslim eden İsmet İnönü’nün halefi Kılıçdaroğlu’na hiçbir milliyetçi kardeşimizin oy vermeye eli gitmez ve eminim ki gitmeyecektir. İstanbul’un fethinin yıl dönümü olan 29 Mayıs sabahında yeniden büyük ve güçlü Türkiye için, milletinin bekasını düşünen milliyetçi seçmenlerimizin oyuyla Erdoğan yeniden seçilecektir. Bu sayede devletimiz istikrarlı yürüyüşüne devam edecektir.”