Memiş Hoca varlıklı müminleri uyardı: Malınızı temizler kardeşliği pekiştirir
Müslümanlar, mübarek Ramazan ayında zekât ve fitrelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için hayırda yarışırken, İslam alimleri, “Allah’ın emaneti olan mallarınızı, zekât yoluyla artırın” çağrısında bulunuyor. Varlıklı Müslümanların mallarını ihtiyaç sahibi yoksul kardeşleriyle paylaşmalarını farz kılan zekât ibadeti ile fitre ve sadakalar, bu kutlu zaman diliminde keselere bereket, ömürlere kıymet katıyor. Ramazan ayının manevi atmosferinde oruç ibadetiyle arınan Müslüman yürekler, zekât ve fitrelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için hem hayırda yarışıyor hem kendilerine emanet olarak verilmiş nimetleri temizliyor hem de kardeşliği pekiştiriyor. Biz de isabetli yorumlarıyla bilinen Memiş Hoca ola zekat üzerine konuştuk...
VERİRKEN ELLERİNİZ TİTREMESİN!
Zekâtın manevi önemine vurgu yapan Memiş Hoca, zekâtın farz bir ibadet olduğunu, zengin olan kişilerin Allah rızası için yardım yapmaları, zekâtı, fitreyi ve sadakayı gerçek manada muhtaç kişilere vermeleri gerektiğini söyledi. Müslümanların Allah’ın emri olan zekât ibadetini yerine getirirken usulüne uygun hesap yapması gerektiğini ve yardım yaparken elleri titremeden gönül rahatlığıyla vermesi gerektiğini belirten Memiş Hoca, şunları dile getirdi: “Zekât, İslam dinine göre zengin olan kişilerin Allah rızası için yaptığı yardımdır. Yani zekât vermek; oruç tutmak, namaz kılmak, hacca gitmek gibi İslam’ın şartlarından biridir. Durumu iyi olan Müslümanlar, kazançlarının üstünden bir yıl geçtikten sonra zekâtlarını vermelidirler. Bir yıllık kazançlarını hesaplayıp o kazancın kırkta birini vermelidirler. Zekâtı verirken ellerimiz titrememeli, ihtiyaç sahibi insanları rencide etmeden ve nezaket içinde bu ibadet yerine getirilmelidir verilmelidir.”
DEPREMZEDELERİ UNUTMAYALIM
Depremlerde etkilenen Müslüman kardeşlerimize öncelik tanımamız gerektiğini kaydeden Memiş Hoca, şöyle devam etti: “Zekâtı ve fitreyi gerçek ihtiyaç sahiplerine vermeliyiz. Mesela ülkemiz büyük deprem felaketiyle sarsıldı. Deprem felaketinde biz insanlara nasihat gibi olaylar yaşandı. Malı mülkü olan zengin olan çok sayıdaki insanlar birkaç dakikada her şeyini yitirdi. Yani deprem felaketinden dolayı bir ekmeğe muhtaç olan insanlar oldu. İşte bu insanlara yardımcı olmak önceliğimiz olmalıdır. Bu insanlara da zekât, sadaka, fitre verilir. Mümkünse o insanları üzmeden kırmadan incitmeden, kim olduğunuzu hissettirmeden zekâtınızı fitre ve sadakalarınızı verin. Hatta işini yitirmiş çaresiz durumda olan insanlara istihdamın devamı için yardımda bulunulmalıdır. Bu insanlar işini kurduktan sonra kendisi zekât ve fitre sadaka verecek duruma gelir sosyal yardımlaşma böyle olur.”
ZEKÂT VE FİTRE KİMLERE VERİLİR?
Aile efradına ve insanları istismar eden tembel insanlara zekât verilmeyeceğini de kaydeden Memiş Hoca, bu konuda şu görüşleri dile getirdi:
“Şunu asla unutmayalım ki Zekâtı ve fitremizi fakir ve fukaraya yani gerçek ihtiyaç sahibi olan kişilere verelim. Zekât verecek olan kişiler zekâtlarını, eşine, annesine, babasına, dedelerine, ninelerine, çocuğuna ve çocuğun çocuklarına, Müslüman olmayanlara zekât ve fitre verilmez. İhtiyacı olmadığı halde duygu sömürüsü yapanlara, gerçek ihtiyaç sahiplerinden daha iyi şartlarda yaşayanlara, elinde yirmi bin, otuz bin TL değerinde telefon olanlara, sağlığı sıhhati yerinde olup da tıpkı adeta Hint fukaralıları gibi insanları istismar eden tembel insanlara, sigaraya, alkole, kumara para bulanlara asla zekât verilmez.”
AY BİTMEDEN FİTRE VERİLMELİDİR
Ramazan ayının vacip ibadetlerinden olan fitreye de dikkati çeken Memiş Hoca, sözlerini şu hatırlatmayla tamamladı: “Ayrıca fitremizi de unutmamalıyız. Fitre vacip olan bir ibadettir. Ramazan ayı boyunca oruç tutan Müslümanların şükür niyetiyle verdiği vacip bir ibadettir. Mübarek Ramazan ayı bitmeden bayram öncesi mutlaka fitremizi vermeliyiz.”