Mazlumu Savunmanın Suçu Mu Olur? “Filistin özgür değilse, hiçbirimiz özgür değiliz.”
Ak Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, soru ve cevap şıkları ile ikiyüzlülüğün anatomisini Yeni Akit ile paylaştı.
Hasan Turan, soru ve cevap şıkları ile ikiyüzlülüğün anatomisini Yeni Akit ile paylaştı. Zulme karşı ses yükseltildiğinde devreye girenlerin söylemlerini tek tek sıraladı. Turan İslam düşmanlığı ve çifte standartı böyle gözler önüne serdi.
Bu bir slogan değil, insanlığın vicdanıdır. Zulme karşı çıkmanın, adalet istemenin nasıl bir suçu olabilir? Bombalanan evleri, öldürülen çocukları, yıkılan hastaneleri değil; bunları dile getirenleri hedef alıyorlar.
Bir zulme karşı ses yükselttiğinizde hemen sizi susturmak isteyenler devreye girer:
• “Önce kendi ülkene bak!”
• “Sana ne Araplardan!”
• “Doğu Türkistan’ı neden görmüyorsun?”
• “Teröristleri mi savunuyorsun?”
Bu refleks, bilinçaltına işlenmiş zehirli bir propaganda ürünüdür. Yıllardır siyonizmin, emperyalizmin, biçtiği rollerin içinde sıkışmış, vicdanı dahi başkalarının müsaadesiyle çalışan bir zihnin dışavurumudur.
Oysa zulüm, kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun zulümdür.
Bir sokakta çocuk dövülürken, “Ama dün başka bir çocuk da dövüldü, ona neden ses çıkarmadın?” diyerek susar mısın?
Hayır!
Ama konu Filistin olunca, bazıları aniden zalimin yanında saf tutuyor.
İslam Düşmanlığı ve Çifte Standart
Bugün Filistin halkına destek verilmesine karşı çıkan, İsrail’in zulmüne göz yuman bazı sol, seküler ve ırkçı çevrelerin gerçek motivasyonunu anlamak için derine inmek gerekir. Onların tepkisi, sadece siyasi veya ideolojik bir bakış açısının ürünü değildir. Asıl mesele, bilinçaltlarına işlenmiş İslam düşmanlığıdır.
Filistin’in direnişi, onlar için sadece bir insanlık meselesi değil, aynı zamanda İslam’la özdeşleşmiş bir dava olduğu için rahatsız edicidir. İçselleştirilmiş oryantalizm ve Batı’nın yıllardır inşa ettiği İslamofobik söylem, onların zihninde bir bariyer oluşturmuştur.
O yüzden Filistin’de mazlum Müslümanlar öldürülürken susanlar, Ukrayna’da benzer bir durum olduğunda bayrak açar. Gazze bombalanırken “tarafsız” kalanlar, Batılı ülkelerde bir saldırı olduğunda “teröre karşı omuz omuza” çağrısı yapar. Çünkü onların gözünde Müslüman bir halkın mazlumiyeti haklı olamaz.
Batı’nın ekmek istediği tohum tam olarak buydu ve ne yazık ki tuttu!
• Onların sevdiklerini seviyor, onların nefret ettiklerinden nefret ediyorlar.
• Onlar kimi kutsarsa ona alkış tutuyor, kimi hedef gösterirse onu aşağılıyorlar.
Bugün bazı sol, seküler ve ırkçı çevrelerin Filistin’e duyarsız kalmasının, hatta işgali örtük biçimde savunmasının ana sebebi budur:
Zihinleri, yıllarca inşa edilen İslam düşmanlığıyla şekillendirildi!
İkiyüzlülüğün Anatomisi
Aynı insanlar, Ukrayna işgal edilince Ukrayna bayraklarını asıp mültecilerine kucak açtı. Aynı insanlar, Fransa’da bir saldırı olunca sosyal medyada “Je suis Paris” yazdı. Ama konu Filistin olunca…
• “Araplar Osmanlı’ya ihanet etti!”
• “Onlar da şöyleydi, böyleydi!”
Peki bu çifte standardın kaynağı ne?
Fransa, İngiltere, İtalya bu toprakları işgal etmedi mi? Osmanlı’nın dört bir yanı emperyalist güçler tarafından parçalanıp, paylaşılmadı mı?
Bu konuda sesleri çıkmayanlar, konu Filistin olunca birden tarihçi kesiliyorlar.
Bu çifte standardın arkasında Batı’nın İslam dünyasına yönelik bilinçli algı operasyonları yatıyor. Siyonistler, Emperyalistler, Müslüman halkların ortak bilinç geliştirmesini istemiyor. Bunun için “Araplar Osmanlı’ya ihanet etti” propagandasını yayarak, İslam dünyasının direniş damarını kurutmaya çalışıyorlar.
Batı aklının propaganda ezberleri tam da burada devreye giriyor:
• Filistin direnişini terörle eşitlemek,
• Bütün Arapları satılmış göstererek dayanışma ruhunu kırmak,
• Mazlumu terörist ilan edip, zalimi kendini savunan masum gibi sunmak…
Zalimi Değil, Direnişi Hedef Alan Psikoloji
Bu insanlar, zulmü kınamak yerine, zulme uğrayanı aşağılıyor:
• İsrail, Filistinli çocukları öldürüyor; onlar ise “Araplar bizi sattı!” propagandası yapıyor.
• Gazze bombalanıyor, yardım çağrıları yapıyorsun; onlar ise “Önce kendi açına bak!” diyerek zalimi değil, mazlumu hedef alıyor.
• İsrail sivilleri katlederken, onlar “Filistin’e yardım ediyorsun da ülkendeki açlarla ya da falan ülkedeki soydaşlarla neden ilgilenmiyorsun?” diyerek büyük bir zulmü gözden kaçırmaya çalışıyor.
Bu, büyük bir çarpıtmadır, akıl tutulmasıdır!
Kültürel İşgal: Topraklardan Önce Bilinçler İşgal Edilir
Hiçbir işgal ordusu, bir milleti önce zihinsel olarak teslim almadan onun topraklarına kalıcı şekilde hükmedemez.
• Önce tarihini çarpıtırlar.
• Sonra kimliğini aşağılarlar.
• Ardından geleneklerini “gericilik”, inancını ise “radikallik” diye tanımlarlar.
• En sonunda da kendi içlerinden, kendi halklarına karşı savaş açacak gönüllü işbirlikçiler yetiştirirler.
Batı’nın gerçek işgali, topraklardan önce bilinçlerde başlar.
Bugün İslam dünyasında emperyalizme karşı duran her hareketin nasıl yaftalandığına dikkat edin:
• Eğer bir halk bağımsızlık için mücadele ediyorsa, ona “radikal” derler.
• Eğer bir topluluk emperyalizme karşı direniyorsa, ona “terörist” damgası vururlar.
• Eğer bir siyasi hareket, halkının inançlarını ve medeniyet değerlerini koruyorsa, tam bağımsızlığı savunuyorsa ona “Siyasal İslamcı” etiketi yapıştırırlar.
İçimizdeki Lawrence’ler ve Zihinsel Sömürgecilik
Batı, eskiden ordularıyla işgal ettiği topraklardaki halkları kendisine aşık etti. Kendi çıkarlarını savunacak Lawrence’ler yetiştirdi.
Bugün emperyalizmin diliyle konuşanlar, Batı’nın mutfağında pişirilmiş oryantalist söylemleri tekrar edenler de bu zihniyetin ürünüdür!
• Adı Abdullah olup Allah’tan başkasına kul olanlar,
• Adı Ahmet olup zihni Batı’nın kölesi olanlar,
• Adı Özgür olup emperyalizmin esaretinde yaşayanlar…
Düşmanınızın sizin gibi düşünmesini sağlarsanız, onunla savaşmanıza gerek kalmaz!
Zulme Karşı Çıkmak Suç Değil, Onurdur!
Mazlumu suçlayan, zalimin yanındadır.
• Bugün Filistin’i yalnız bırakan, yarın kendi bağımsızlığı için mücadele edemez.
• Bugün mazlumları aşağılayan, yarın kendi zulmüne ses çıkaramaz.
• Bugün zalime karşı susan, yarın onun karşısında boyun eğmek zorunda kalır!
Direniş, yalnızca bir milletin değil, tüm insanlığın onurudur.
Ve bu onuru savunmak, terör değil, en büyük şereftir!


