Maduro hapishane! Rıza Zarraf Jeffrey Epstein ve uyuşturucu kartelleri liderleri burada kalıyordu
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla gerçekleştirilen askeri operasyon neticesinde eşiyle birlikte yakalanarak New York'a getirildi. Maduro, yargı süreci başlayana kadar yüksek güvenlikli Metropolitan Tutukevi’nde (MCC) tutulacak.
ABD makamlarından yapılan açıklamalara göre, Venezuela'da gerçekleştirilen askeri harekatla ele geçirilen Nicolas Maduro, geniş güvenlik önlemleri altında New York'a nakledildi. Operasyonun, ABD yargısı tarafından daha önce çıkarılan "narko-terör" ve "yolsuzluk" suçlamaları kapsamındaki yakalama kararlarına istinaden gerçekleştirildiği belirtildi.
Metropolitan Hapishanenin Özellikleri
Maduro’nun nakledildiği Manhattan’daki Metropolitan Tutukevi (MCC), dünyanın en sıkı korunan ceza infaz kurumlarından biri olarak biliniyor. 1975 yılında inşa edilen bu tesis, geçmişte terör zanlıları, uyuşturucu baronları ve yüksek profilli isimlerin tutulmasıyla tanınıyor.
Hapishanede daha önce kalan dikkat çekici isimler:
- Rıza Zarraf: ABD’deki yaptırım davası süresince bu tesiste kalmıştı.
- Jeffrey Epstein: Cinsel istismar ağı kurmakla suçlanan iş adamı, davası sürerken burada ölü bulunmuştu.
- Joaquin 'El Chapo' Guzman: Meksikalı uyuşturucu karteli lideri, yargılanma sürecinde bu tutukevinde tutulmuştu
ABD’nin "geçilmez" ve "sert koşullarıyla caydırıcı" olarak pazarladığı, bir dönem Cumhuriyet gazetesi gibi mecraların övgüyle bahsettiği Manhattan Metropolitan Correctional Center (MCC), Rıza Sarraf davasıyla birlikte büyük bir fiyaskoya sahne olmuştu. "Korku yuvası" olarak lanse edilen cezaevinin, rüşvetten uyuşturucu trafiğine kadar her türlü yasadışı eylemin merkezi haline geldiği, bizzat Sarraf’ın itiraflarıyla belgelenmişti.
Gardiyanları Rüşvete Bağlamıştı
Dönemin parlatılan "sert cezaevi" imajı, Sarraf’ın mahkemedeki itiraflarıyla yerle bir olmuştu. Sarraf, cezaevine alkol, cep telefonu ve yiyecek sokabilmek için gardiyan Victor Casado’ya yaklaşık 45-50 bin dolar rüşvet verdiğini açıkça kabul etmişti. Bu skandal üzerine gardiyan Casado 3 yıl hapis cezasına çarptırılırken, ABD federal yasalarına göre "yasak eşya bulundurma ve rüşvet" suçları Sarraf’ın dosyasına eklenmişti.
Yasak Eşya ve Uyuşturucu İtirafları
Dışarıya karşı "demir yumruk" gibi gösterilen cezaevinde denetimin ne kadar zayıf olduğu, Sarraf’ın diğer itiraflarıyla da tescillenmişti. Sarraf, cezaevinde bulunduğu süre zarfında sentetik marihuana kullandığını ve diğer mahkumların telefon dakikalarını usulsüz bir şekilde kullandığını mahkemede doğrulamıştı.
Cinsel Saldırı İddiaları Gündeme Gelmişti
Skandallar zinciri bunlarla da sınırlı kalmamıştı. 2017 yılında, Sarraf’ın hücre arkadaşı Faouzi Jaber, Sarraf hakkında "cinsel saldırı ve tecavüz" iddiasıyla sivil dava açmıştı. 2016-2017 yıllarını kapsayan bu ağır suçlamalar medyada geniş yankı bulmuş; Sarraf’ın avukatları iddiaları "yalan" olarak nitelendirse de, bu dava ABD’nin "prestijli" cezaevi sistemindeki güvenlik ve ahlaki zafiyeti bir kez daha gözler önüne sermişti.
"Çökecekler" Denilen Yerde Pazarlık Masası Kuruldu
Batı medyasının ve içerideki destekçilerinin, "oraya giren bir daha çıkamaz, herkes çöker" diyerek korku iklimi oluşturmaya çalıştığı Metropolitan Tutukevi, Sarraf davasında adeta bir "pazarlık merkezine" dönüşmüştü. Savcılıkla iş birliği yaparak ceza indirimi alan Sarraf, bu süreçte işlediği ek suçlara ve hakkında çıkan ağır iddialara rağmen serbest bırakılmıştı.
Bu tablo, bir dönem ABD adalet sistemini kusursuz bir makine gibi sunanların ve cezaevi koşulları üzerinden algı operasyonu yürüten odakların iddialarını komik duruma düşürmüştü.




