Samimiyet her işin başıdır. Ve yüce Allah ancak kendi rızası doğrultusunda bir kulluğu emreder. Allah’ın rızasının gözetilmediği bir duruş arızalı ve hastalıklıdır.
Allah böyle bir ibadeti reddedeceğini haber verir. Daha önceki ümmetlerden bu testi geçemeyenler kaybetti.
Doğru dini rabbimiz şöyle beyan eder: “Onlara sadece şu emredilmişti: Bâtıl dinleri bırakarak yalnız Allah’a yönelip O’na itaat etsinler, namazı kılsınlar, zekâtı versinler. İşte doğru din budur.” (Beyyine 98/5)
Yüce Allah Peygamberimizin şahsından bize ve kıyamete kadar gelenlere de şu hitapta bulunuyor: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar...” (Hûd 11/112)
Efendimiz bu ayetin kendisini yaşlandırdığını haber verir.
Kullukta samimiyetin adı ihlas’tır, huşû’dur zıddı ise gösteriştir.
Mümin gösterişten uzaktır. Gösteriş bir nifak alametidir. Bu duruşu sergileyenlerin münafık olduğunu Peygamberimizin sırdaşı Huzeyfe’den öğreniyoruz.
Huzeyfe (r.a.); Peygamber (s.a.s.) tarafından Medine’nin bütün münafıklarının isminin verildiği sahabedir.
Bir adam Huzeyfe’ye gelir der ki; “Ya Huzeyfe. Ben münafık mıyım? Peygamber (s.a.s.) benden, ateşe gidecek olan münafıklardan biri olarak bahsetti mi?” Huzeyfe (r.a.) Ona şöyle cevap veriyor;
“Yalnızken ibadet ediyor musun ve bir günah işlediğinde Allah’tan seni affetmesini istiyor musun?” O adam ‘Evet’ dediğinde. Huzeyfe (r.a.) ona diyor ki;
“Git çünkü elhamdülillah Allah seni münafıklardan biri yapmadı.” (İbn Asakir)
Bu çok güzel bir kıstas! Zira riya: “saygınlık kazanma, çıkar sağlama gibi dünyevî amaçlarla kendisinde üstün özellikler bulunduğuna başkalarını inandıracak tarzda davranma” şeklinde açıklanır.
Gazzâlî; “Allah’a itaat eder görünerek kulların takdirini kazanmayı isteme” diye riyayı açıklarken, İbn Hacer; “insanların görmesi ve takdir etmesi için ibadeti açıktan yapma” olarak açıklar. (TDV)
Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar, onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.!” (Maun, 107/4-6)
Hz. Peygamber; “(İnsanlara) duyurmak için bir amel işleyeni, Allah (kıyamet günü insanların önünde) teşhir eder, rezil eder!” (Müslim) buyurmuş.
Bir hac yolculuğunda ise “Allah”ım! riyasız ve gösterişsiz bir hac eyle.” (İbn Mâce, Menâsik) diye dua etmişti.
Netice olarak mü’min kul, her ibadet ve taatını sadece Allah’ın rızasına has yapmalı, ona hiç bir gösteriş katmamaya azami özen göstermelidir.
Her konuda olduğu gibi ibadet ve taatında, samimiyetinde de Allah Resûlünü ve örnek nesil sahabe-i kiramı örnek almalı, onların gösterdiği gibi hassas davranmalıdır.
Biz her gün kıldığımız namazlarımızda okuduğumuz Fatiha suresinde de bunu ikrar ediyoruz: “Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isteriz! Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet.” (Fatiha 1/5-6) diyerek mukavele imzalıyoruz.