Kocaeli Üniversitesi’nde 28 Şubat’ı aratmayan hadiseler yaşanmaya devam ediyor. Mütedeyyin insanlara yönelik zulmün tavan yaptığı 28 Şubat sürecinde görev yaptığı kurumlarda başörtülülere yaptığı zulümle tanınan GATA eski Komutanı Prof. Dr. Ömer Şarlak’ın oğlu, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şarlak ile aynı bölümde görevli Doç. Dr. Bilgehan Tosun’un, başörtülü ve mütedeyyin kimliğiyle bilinen doktorlara ağır hakaretlerde bulunmaları nedeniyle rektörlüğe şikayet edildiği ortaya çıktı.
HARUN SEKMEN / İSTANBUL - Kocaeli Üniversitesi’nde 28 Şubat’ı aratmayan hadiseler yaşanmaya devam ediyor. Mütedeyyin insanlara yönelik zulmün tavan yaptığı 28 Şubat sürecinde görev yaptığı kurumlarda başörtülülere yaptığı zulümle tanınan GATA eski Komutanı Prof. Dr. Ömer Şarlak’ın oğlu, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şarlak ile aynı bölümde görevli Doç. Dr. Bilgehan Tosun’un, başörtülü ve mütedeyyin kimliğiyle bilinen doktorlara ağır hakaretlerde bulunmaları nedeniyle rektörlüğe şikayet edildiği ortaya çıktı.
“BAŞIMI AÇMAK ZORUNDA KALDIM”
Haklarında üniversite yönetimi tarafından soruşturma açılan iki eski Türkiye artığının çok ciddi baskılarına maruz kalan Tıp Fakültesi’nin Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde görevli doktor Aygün Abasova, bu baskılar neticesinde başını açmak zorunda kaldığını belirterek, “Üniversitede göreve başladığım ilk günden beri, bu kız Hizbullahçı mı? Bu kafasındaki nedir diyerek her gün mutlak baskı uyguladı. Bir arkadaşımız bu uygulanan mobbinge dayanamayıp başka üniversiteye gitti. Hamile olduğum dönemlerde herkesin yanında benle alay etti, ‘O senin kafandaki nedir? Sen uçacak mısın? Cennete mi gideceksin? Sen kesin namazda kılıyorsundur’ dedi, orada bulunan herkes bu sözlere kahkahayla gülüyordu. Bu olaydan sonra kadın doğuma gittim. Zira stresten çok şiddetli sancılarım oldu. Bu stresin bebeğe zarar verdiğin öğrendim” dedi. Sadece kendisinin değil, diğer doktorların da baskıya uğradığını ifade eden Abasova, “Makale okumalarında bize, ‘Şu IŞİD’çi grup nedir’, ‘IŞİD’çilere söyleyin ses versinler’ gibi sürekli baskı uyguladı. Artık baskılara dayanamadım, eşimle konuştum. ‘Ya ben istifa edeceğim’ ya da ‘Açılacağım’ dedim, onca sene emek verdik, çaba gösterdik istifa etmek de çok zor bir şey. Ben açıldım, gerçekten tak etti canıma ben eski halime dönmek istiyorum” şeklinde konuştu.
MOBBİNG UYGULUYORLAR
Bu mobbing nedeniyle birçok hocanın kendisiyle konuşmadığına değinen Abasova, “Küçük depoda namaz kılıyordum. O hoca görmeden sadece farzlarını kılıyordum. Hoca sigara içmek için o odaya gelip gidiyordu. Beni yerinde bulmayınca, ‘Nerede bu’, ‘Namaza mı gitti’ diyerek sorular sorduğu için namazı da bıraktım. Ailemle problem yaşamaya başladım. Neredeyse ayrılmak zorunda kalacaktım. Sürekli dalga geçiliyoruz, sürekli aşağılanıyoruz. En son konseyde bizi yerin dibine soktu. Kadın olduğum halde galiz küfürler savurdu” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Bilgehan Tosun tarafından da çok ciddi baskılara maruz kaldığını belirten Doktor Abasova, “Herkesin içinde ‘Başörtülü cerrah mı olur?’ dedi. Bu da Ahmet Hoca’nın öğrencisi. Güya iltifat ediyor ayağı, ‘Bugün kafandaki sarığın rengi daha güzel, sana bu daha çok yakışmış’ gibi söylemlerle dalga geçti.. Ameliyathanede çirkin çirkin laflar söyledi” dedi. Ameliyat esnasında Bilgehan Tosun’un bir başka doktora tekme attığını söyleyen Abasova, “Doktor arkadaşımız terbiyesini asla bozmadan ve ameliyat ciddiyetini asla kaybetmeden içine attı ve hiçbir şey demedi” ifadelerini kullandı. Üniversite yönetiminin bu olaylar üzerine harekete geçtiğini ve bu ikiliye soruşturma açtığını ifade eden Abasova, “Şuan resmi soruşturma devam ediyor. Rektörlük ve dekanlık tarafından çağrıldık, ifadelerimiz alındı. Biz bu baskıların bir an önce son bulmasını istiyoruz. İnancımız yüzünden hakarete uğramadan, meslek disiplini ve özverisiyle çalışmak istiyoruz” dedi.

