Kadınların kalp-damar hastalıklarında erkeklerden daha yüksek risk taşıyor. Ülkemizde her 3 yetişkinden birinin yüksek tansiyonlu, 10 kişiden birinin ise diyabetli..
Kalp hastalığı risk faktörlerinin neler olduğunu sağır sultan bile binlerce kez duydu. Ama bunlar arasında kin ve hased duygularının da başrolde olduğunu biliyor muydunuz?
Ayrıca yaşadığımız ortamı, soluduğumuz havayı, şehirlerimizi ve ulaşım sistemlerimizi düzeltmeden bu azgın hastalığın önüne geçmemiz mümkün değil.
Toplu yerlerde uygulanan sigara yasağının bu açıdan çok önemli. Çünki öncelikle sigaradan uzak kalınması gerekiyor.
Kötü beslenme de başka bir tehlike.. 50 yaş üstünün yarısından çoğu gerekenin üstünde kilolu.. Yüksek tansiyon ve diyabet (şeker hastalığı) bu yüzden artmakta.. Kalp-damar hastalıklarının yüzde 90’ı kendi hatalarımızdan..
Hayvani besin ve yağların bol ve yoğun olarak tüketildiği bölgelerde kalp-damar hastalıklarına daha sık rastlanıyor.
Az tuzlu yemelisiniz
En büyük tehlikelerden biri de, ülke çapındaki tuz kullanım oranımızın yüksekliği... Günde 7-16 gram arasında değişen tuz tüketimimiz normalin 2 katından fazla.. Bu durum, yüksek tansiyon oluşumu ve ilerlemesinin en önemli etkenlerinden.. “Az tuzlu yiyin!” demiyoruz, ‘Normal tuzlu yemelisiniz” diyor hekimler.
Alkol birçok hastalığın ana sebebi olarak görülüyor. Kalp ve damar hastalıkları için de geçerli bu durum..
İç organlarımızın çevresinde biriken yağlar, kalp damarlarında hasara yol açan maddeler salarak hastalığın oluşumunda önemli rol oynuyor.
İç organ çevresindeki yağlanmanın dışarı yansıması göbek çevresindeki şişmanlık.. Aynı derecede şişman olup yağları göbekten daha çok kalçalarında biriken insanlarda kalp hastalığı görülme sıklığı daha az..