Muhalefet cephesinin depremde günlük siyasete girerek, depremin acılarını yaklaşan seçimlere tahvil etmeye başladığına dikkat çeken Kurtuluş Tayiz, "İYİ Parti, depremin siyasi sonuçlarını işleyerek 'deprem Erdoğan'ı götürür' propagandasına başladı" ifadelerini kullandı.
Muhalefet cephesinin depremde günlük siyasete girerek, depremin acılarını yaklaşan seçimlere tahvil etmeye başladığına dikkat çeken Kurtuluş Tayiz, "İYİ Parti, depremin siyasi sonuçlarını işleyerek 'deprem Erdoğan'ı götürür' propagandasına başladı" ifadelerini kullandı.
Tayiz, muhalefetin içler acısı halini gözler önüne serdiği Akşam gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"Dünyanın gördüğü en büyük kara depremlerinden birini yaşadık. 10 şehrimiz peş peşe gelen depremlerle yerle bir oldu. Büyük can kayıpları meydana geldi. Tarifi mümkün olmayan acılar yaşanıyor.
Böyle zamanlarda dünyanın her yerinde ülkeyi yönetenler siyasi çekişmelerini bir tarafa bırakıp vatandaşının yardımına koşar.
Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen binlerce insan varken, sarılması gereken yaralar, toparlanması gereken hayatlar varken "sen-ben" kavgasına tutuşmak asla kabul edilemez ve hoş karşılanmaz.
İktidar partisi de ilk günden itibaren tek gündeminin deprem olduğunu ilan etti. Meseleye günlük siyasetin dışında bakmak gerektiğinin de altını çizdi.
Bütün toplum da aşağı yukarı aynı fikirde.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde iktidar partisinin bütün devlet kurumlarını, belediyeleri, sivil toplum kuruluşlarını, yardımı dokunacak, desteği olacak ülkenin her vatandaşını harekete geçirdiğini ve bu olağanüstü şartlarda olağanüstü bir kurtarma çabasına giriştiğini gözlemliyoruz.
Hükümet, bu büyük kurtarma operasyonundan kendisini alıkoyacak her lafa kulaklarını kapattı. Konsantrasyonunu bozmadan kurtarma faaliyetlerini yönetiyor.
Ne var ki, muhalefet cephesi depremde günlük siyasete girerek, depremin acılarını yaklaşan seçimlere tahvil etmeye başladı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "yaşananlara siyaset üstü bakmayı reddediyorum" diyerek deprem istismarına koyuldu. Deprem bölgesinde, yıkıntılar altında kurtarılmayı bekleyen insanların yanı başında HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan'la, kameralar önünde Erdoğan'ın dedikodusunu yaptı.
İYİ Parti ise daha rezil bir durumda seçim tarihini konuşmaya başladı. Depremin siyasi sonuçlarını işleyerek "deprem Erdoğan'ı götürür" propagandasına başladı.
Altılı masanın yedinci ayağı olan Demirtaş ise "deprem siyaset üstü değil, elbette siyaset yapacağız" diyerek iftira ve yalan dolu mesajlar sıraladı.
Muhalefetin bu koşullarda yaptığı siyaset kendisinden başka kimseye zarar vermez.
Bırakın istedikleri kadar siyaset yapsınlar.
Basitliklerini, seviyesizliklerini, fırsatçılıklarını, hırslarını, kötücül ruhlarını iyiden iyiye ortaya sersinler.
Her konuştuklarında millet bunların gerçek yüzlerini daha iyi anlıyor.
Bu partilere Türkiye'nin teslim edilemeyeceğini daha iyi görüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doğrularını muhalefetin baştan sona yalan olan bu ucuz siyasetiyle gölgelemesi mümkün mü sanıyorsunuz?
Bütün Türkiye, yediden yetmişe milletimizin her ferdi, bu devasa felaketin yaralarını Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki hükümetten başka kimsenin saramayacağını çok iyi biliyor. Erdoğan'ın yönetiminde eşine ender rastlanabilecek devasa bir kurtarma operasyonu yürütülüyor. Devlet-millet ele ele, depremin vurduğu 13 milyon insanın yaralarına hızla derman olmaya çalışıyor.
Bu nedenle bırakın muhalefeti istediği kadar "siyaset" yapsın. İstediği kadar gündem olmaya çalışsın. İstediği kadar kurtarma operasyonlarını engellemeye, iktidarı meşgul ederek konsantrasyonunu bozmaya çabalasın. Millet, bu ülkeyi kimlere teslim etmeyeceğini böylece daha iyi görüyor ve anlıyor. Yanlış mı?"