• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

‘Hayır’cı taktiği: İdeali gösterip, en kötüye mahkum etmek istiyorlar!

13 Nisan 2017
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Pazar’a kaldı 3 gün..

Hâlâ kararsız olan var ise..

“Yeni anayasa maddeleri şöyle güzel, böyle güzel”den ziyade..

“Anayasa değişirse, her yer anında güllük gülistanlık olacak”tan ziyade.

“Hiçbir şeyin mevcuttan kötü olmayacağı”nı rahatlıkla söyleyip, “evet oyu” vermelerini önerebilirim.

Bu kapsamda, “Değişiklik kabul edilirse, şu kötü olacak, bu kötü olacak” diyenlerin ortak özelliği, mevcudu gizleyerek, açık bir çarpıtma yapmaları..

“İdeal” kavramlar üzerinden tartışma açıp, “Bunu kim ister” diye, kendilerine haklılık payı kazandırmaya çalışıyorlar..

“En ideal”i esas alıp, “en ideal olan”ı gösterip..

“Vasat düzenleme”yi kötülüyorlar..

Ama “hayır” oyu verildiğinde, “ideal olan”ın değil..

“Vasat düzenleme”nin de değil..

“En kötüsünün yürürlükte kalmaya devam edeceği”ni, gizliyorlar..

Bu konuda en somut örnek..

Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin seçilmesindeki düzenleme...

Bununla ilgili olarak, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu diyor ki: 

“15 hakimin 12’sini kendisi atayacak. Dünya güler ya. Ben hakim tayin ediyorum, gel beni yargıla diyorum..”

Çok doğru..

Çok haklı bir eleştiri..

İdeal noktada olması gereken, cumhurbaşkanını yargılama ihtimali olan mahkemeye.. 

Cumhurbaşkanının üye seçmemesidir..

Ve bu noktada..

Kemal Bey, Anayasa Mahkemesi statüsündeki bir yargı organının, yöneticilerin seçimi olmadan o makama gelebildikleri bir sistemi yeryüzünde gösterebiliyorsa, onu hemen kabul edelim..

Ve esas önemlisi..

Kemal Bey, yeni sisteme karşı çıkarken..

“En ideal olan”ı gösterirken..

Bizi neye razı olmaya mecbur edecek, onu gizlememesi gerekir..

“Hayır oyu” verdiğimizde.. Eski anayasa yürürlükte kalmaya devam edeceğine göre.. Kemal Bey, mevcut anayasada, değişiklikten daha tercih edilir bir statü bulmuş olmalı..

Bakıyorum mevcut anayasaya..

Cumhurbaşkanı 12 değil, 14 üyeyi seçiyor..

Yeni düzenlemeyle iki üye, Anayasa Mahkemesi’nden çıkartılıyor.

İkisi de subay üyeler..

Şu anda bunları da cumhurbaşkanı seçiyor..

Cumhurbaşkanının seçtiği (dolaylı olarak) iki üyenin mahkemedeki görevi sonlandırıldığı için..

Bugüne göre, anayasa değişikliği kabul edilirse, yarınki Anayasa Mahkemesi daha “ideal”e yakın oluyor..

Bugünkü sistemde Anayasa Mahkemesinin 17 üyesinden 14’ünü cumhurbaşkanı dolaylı olarak seçiyor..

16 Nisan’dan sonra, sadece 12’sini cumhurbaşkanı seçebilecek..

Ne güzel işte?

Cumhurbaşkanının yetkisi daraltılıyor..

Kemal Bey, buna niye karşı çıkıyor ki?

Aslında Kemal Bey’in durduğu nokta açısından, bir ikilem daha var. Kemal Bey, 2010 değişikliğine de karşı çıkmıştı..

1982’de kabul edildiği şekli ile, anayasanın yürürlükte kalmasını istiyordu.

O zaman, 12 Eylül Anayasası’nın ilk haline bakalım..

Anayasanın ilk halinde, Anayasa Mahkemesi 11 üyeli ve 11 üyenin tamamını cumhurbaşkanı seçiyor..

Şimdi Kemal Bey izah etsin..

Hangi düzenleme daha iyi?..

Hangi düzenlemede, “tek adam”lık statüsü daha güçlü?..

12 Eylül Anayasası’nın ilk hali mi?

Yoksa bugün değiştirilmek istenilen hali mi?

Önyargıları kaldırarak, objektif gözle bakarsanız..

2010’da “ideal olan”a bir adım yaklaşılmış..

2017’de bir adım daha yaklaşılıyor..

Ama Kemal Bey’in istediği, "ideal olan"dan fersah fersah uzakta..

Parlamenter sistem ile başkanlık sistemi karşılaştırmasında da, “hayır”cıların taktikleri, yine aynı..

“En ideal olan”ı anlatıp, “Bunu nasıl kabul edebilirsiniz” diyorlar..

“Yeni sistemde, bakanları, başkan yardımcılarını cumhurbaşkanının tek başına seçeceği”ni söyleyip, “Bu tek adamlıktır” diyorlar..

Bir anlığına, kabul edelim..

Ama onlar da, bugünkü sistemin “tek adam”lığı öngörmediğini, nasıl izah edeceklerse, buyursunlar izah etsinler..

Bugün, bakanları kim belirliyor?

Başbakan belirliyor..

Başbakan yardımcılarını, bugün kim belirliyor?

Başbakan belirliyor..

O zaman, yarınki sistemden, ne farkımız var?

Bugün de bir kişi, başbakan yardımcılarını ve bakanları belirliyor.

Yarın da aynısı olacak..

Kötüye gidiş yok..

Kim diyorsa ki, “Kötüye gidiş var” diye..

Buyursun, hangi açıdan kötüye gidiliyor, izah etsin..

Şunu söyleseler; “Bugünkü sistem kötü.. Yarınki sistem de, bugünkü ile aynı.. Ama biz, şu alternatif sistemi istiyoruz!”

Ve gerçekten alternatif bir sistem önerseler..

Canım kurban..

Ama yenisinden daha kötü bir sistemi savunup, mevcudu kısmen iyileştiren yeniliğe karşı çıktıklarında..

Tüm inanılırlıklarını kaybediyorlar.. 

Kararnameler konusunda da, yine aynı taktiği uyguluyorlar..

Sanki bugün Bakanlar Kurulu’nun kararname çıkarma yetkisi yokmuş gibi..

Yeni sistemdeki “kararname çıkarma” yetkisini “tu kaka” ilan ediyorlar..

Bugün de kararname çıkarma yetkisi var..

Yarın da olacak..

Arada hiçbir fark yok..

Bugün de kararnameler kanunlara aykırı olmamak zorunda..

Yarın da, cumhurbaşkanının çıkaracağı kararnamelerin, kanunlara aykırı olmaması zorunlu..

Bugün nasıl ki Bakanlar Kurulu tüzük çıkartabiliyor..

Yarın da “tüzük”lerin yerini, yaygın olarak “kararneme”ler alacak.

İçerik olarak hiçbir farklılık yok..

Kanunlara uygunluk şartı açısından, hiçbir değişiklik yok..

O halde, değişikliği bir “tabu” gibi gösterme yanlışına düşmeyelim ama..

“Mevcuttan daha iyi olduğu gerçeği”ni de, inkar etmeyelim..

“İdeal olan”ı anlatıp..

“Yeni düzenleme”ye karşı çıkarken..

“İdeal” ile “yeni düzenleme”yi karşılaştırırken..

Aradaki tartışmadan yararlanıp, milleti “en kötü düzenleme”ye mahkum etmeyelim.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23