Uslanmayan şer güçler, aile kurumunu zedeleyen ve sapkınlığı meşrulaştıran İstanbul Sözleşmesi’ni Türkiye’ye dayatmaya devam ediyor.
Buğra Kardan İstanbul
Batı’nın bu dayatması bıktırıp usandıradursun Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) fesat sözleşmesine geri dönülmesi çağrısı yaptı. Çağrı 141 kabul, 3 ret ve 2 çekimser oyla kabul edilirken CHP’lilerden skandal açıklamalar geldi. LGBT savuncusu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının alınmasının ardından kadın cinayetlerinin arttığı yalanına sarıldı. Gökçen, bir adım daha ileri giderek, “Seçimleri kazanmamız durumunda ilk işimiz İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamak olacak” deme cüretinde bulundu.
Femi-faşist LGBT-İ’Cİ CHP
Türkiye’nin 2021’de çıktığı sözleşmede LGBT lobisinin elini güçlendirecek kavramlara yer verilmişti. ‘Toplumsal cinsiyet’, ‘cinsel yönelim’ gibi kavramlarla aile yapısını bozmak, homoseksüelliği özendirmek amaçlanmıştı. Femi-faşist zihniyetle hazırlanan sözleşmenin yürürlükte olduğu 2014-2021 döneminde kadın cinayetleri azalmamış aksine artmıştı. Bu hakikatler ortada iken Avrupa’nın ve CHP’nin fesat sözleşmesine dönülmesi ısrarı kamuoyunun tepkisini çekti. Ard arda tezviratlarda bulunan isimler ise öfke odağı oldu.
AMAÇ AİLEYİ YOK ETMEK!
Akit’e konuşan Sosyolog Prof. Dr. Adem Palabıyık, şunları söyledi: “Avrupalıların, CHP’lilerin İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe sokulması için baskı yapmaları manidardır. Bu sözleşmenin hem devlet hem aile kurumu için ne denli tehlikeli olduğu ortadadır. Sözleşme ve benzerleri Avrupa devletlerince, küresel güçlerce, iç mihraklarca bilerek ülkemize dayatılmaktadır. Bu ve benzerleriyle aile sistemimizi yok etmek amaçlanmaktadır. LGBT derneklerinin topluma entegre olamayan bireyleri ayartmaları ve anarşiye sevk etmeleri hedeflenmektedir. Bu bireyler, Diyarbakır annelerinin PKK’lılarca kandırılan ve kaçırılan çocuklarını akıllara getirmektedir. Sorun hâlen devam etmektedir. Bu nedenle bunlara karşı durmak kaçınılmazdır. İstanbul Sözleşmesi’nin bazı kavramları ve maddeleriyle aile yapısını bozma, sapkınlığı normalleştirmeye kapı aralayacak yapıda olduğu unutulmamalıdır. Bu anlamda şuurlu olunmalı, içeriden ve dışarıdan gelecek baskılara aldırış edilmemelidir.
BİR DAHA ASLA GELMEMELİ
“Ailenin, devletin, edebin, ahlâkın korunması için İstanbul Sözleşmesi ve benzerleri devreden çıkarılmalıdır. Çok dikkatli olunmalıdır. İstanbul Sözleşmesi’nde geçen ‘cinsel yönelim’ kavramının LGBT derneklerinin, propagandistlerinin ellerini güçlendireceği bilinmelidir. LGBT derneklerinin ayartma, PKK ve kollarının kaçırma hemen hemen aynıdır. Ayartmayla da kaçırmayla da bireyleri aileden, toplumdan koparma, Saraçhane ve Gezi gibi şiddet eylemlerine yönlendirme gayesi güdüldüğü aşikârdır. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi ve benzerlerini gündeme getirilmesine izin verilmemelidir. Avrupalılara nerede durmaları gerektiği hatırlatılmalıdır. İstanbul Sözleşmesi dayatmasında bulunan kendilerini ‘feminist’ olarak sunan, rakamları eğip büken iç mihraklara kulak verilmemelidir.”