Hileli gıdaların önüne geçecek kanun teklifi Mart’ta TBMM’ye geliyor!
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, vatandaşların yoğun olarak tükettiği hemen hemen her ürünün taklidini gerçekleştiren gıda taklitçilerine ilişkin kanun teklifinin Mart ayı içerisinde geleceğini söyledi. Kılıç, “Caydırıcı olmayan kanunun sahada bize bir geri dönüşü olmuyor. Gıda taklidini yapmaya devam edenler için defter kapanıyor. 3-5 kuruş ceza ödeyerek, tekrar tekrar suç işleme hürriyeti kazanamayacaklar” şeklinde konuştu.
Ertuğrul Şahan Ankara
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, gıda denetimleri, buğday ithalatı, tohum, dijital küpeleme, corona virüsü ve borçlu çiftçiler için gelecek yapılandırma konusunda Akit’e özel açıklamalarda bulundu.
Gıda denetimlerine ilişkin konuşan Yunus Kılıç, “Türkiye 2002 senesinde yılda 40 bin gıda denetimi yapabiliyordu. Şu anda yılda 1 milyon 200 bin gıda denetimi yapıyor. Baktığımız zaman 30 kattan fazla bir artış meydana gelmiş. Özellikle gıdayı taklit edenlere, tağşiş edenlere, uygun üretme ortamı oluşturmayanlara, bir takım hastalık etkenlerinin bulaşmasına karşı aslında bir takım yaptırımlarımız var. Ama mevcut yaptırımlar ile bu işin önüne geçemediğimiz ortada. Özellikle taklit ve tağşişte insanlar çok para kazandıkları için ödeyecekleri cezaları görmemezlikten gelebiliyorlar. Caydırıcı olmayan kanunun sahada bize bir geri dönüşü olmuyor. Mart ayı içerisinde taklit ve tağşiş konuları ile alakalı bir kanun teklifi olacak ve gelecek. Şimdiden anlatıyoruz ki hala o niyetle bu işleri yapmaya devam edenler var ise arkadaş bu defter kapanıyor. Bundan sonra 3-5 kuruş ceza ödeyerek, tekrar tekrar suç işleme hürriyeti kazanamayacaklar. En az 50 bin TL, 250 bin TL’ye kadar giden para cezası, hatta belki yıllık yapmış olduğu cironun bir miktarına tekabül edecek kadar ciddi cezalardan bahsediyorum. Tekrarı halinde de işletmenin kapatılması, ruhsatının iptaline ve hatta hapis cezasına kadar giden süreçler öngörülüyor” diye konuştu.
“Tarım kredi yapılandırmayı yönetim kurulundan geçirdi”
Çiftçilerin borç yapılandırma konusuna değinen Kılıç, “Ziraat Bankası 31.12.20019 tarihi itibari ile takibe düşmüş alacaklarını veya çeşitli doğal afetlerden zarar görmüş çiftçilerimizin borçlarını 5 yıl süre ile yüzde 9 faizle bir yapılandırmaya gitti. Bu çok önemliydi. 2019’un borcu 2020’e yüklendiği zaman, zaten 1 yılın borcunu ödeyemeyen çiftçi 2 yılın borcunu üst üste hiç ödeyemeyecekti. Dolayısıyla borç 5 yıla bölünerek ödenebilirliği sağlanabilir hale geldi. Çiftçimize gübre, mazot, ilaç gibi ürünler ile nakdi de kredilendiren Tarım Kredi Kooperatifleri var. Ziraat Bankası’nın yapmış olduğu yapılandırmayı kendisine vazife sayan kooperatif 3 yıl süre ile tekrar yapılandırmaya başladı. Hatta 2018’in yarısından itibaren ülkemizde oluşturulmaya çalışılan kaos ortamından dolayı o dönemde Tarım Kredi’den yüksek faizle kredi kullanan çiftçilere düşük faizlerle tekrar sözleşme hakkı tanıdı. Tarım Kredi Kooperatifleri yapılandırmayı yönetim kurulundan geçirdiler. Belki bu hafta pazartesiden itibaren bunu uygulamaya başlayacaklar. Tarım Kredi ortakları bunu bilip bundan yararlanırsa son derece faydalı olacak” şeklinde konuştu.
“Türkiye buğdayda asla ithalatçı bir ülke değil!”
Buğday ithalatı konusuna ilişkin konuşan Kılıç, “Türkiye yaklaşık olarak yılda 4-5 milyon ton buğday ithal ediyor. Dâhilde işleme diye bir rejim var. Yani siz o buğdayı Türkiye’de işleyip yurtdışına satmak kaydı ile alıyorsunuz. Gelen ürünü Türkiye’de satamazsınız. Bu iş bizim için çok karlı bir iş. Örneğin 5 milyon ton buğday getirdin. Bisküviye, bulgura, irmiğe ve una dönüştürüyorsun. Buğdayın kilosunu 1,3 liraya alıyorsun. Unun kilosunu 2 TL’ye, irmiğin kilosunu 4 TL’ye satıyorsun. Türkiye’nin AK Parti döneminde buğday ithalatında, işleyip satışından toplam 12,50 milyar dolar karı var. Keşke bunu daha çok yapabilsek. Ama Türkiye’nin buğdaydaki kendi üretimi kendisine yetiyor. Yaklaşık yılda ortalama 20 milyon tondur. Türkiye’nin yıllık tüketimi 19 milyon tondur. Her yıl 1 milyon ton da stoku var. Türkiye buğdayda asla bir ithalatçı bir ülke değildir. Dışarıdan aldığını, daha karlı ürünlere dönüştürüp dışarı satan bir ülkedir. Türkiye kendi ihtiyacı için buğday ithal ediyor, söylemi yanlıştır” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin tohum üretimi 7 kat arttı"
“1984 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanunu AK Parti ile beraber geliştirilmiştir” diyen Kılıç, “ Sertifikalı tohum kullanan çiftçiye devlet her yıl para veriyor. Çünkü tohum kalitemiz gelişsin, verimimiz artsın, çiftçinin cebine giren para artsın, yaşam standardı yükselsin ve ülke üretimimiz artsın. Bu durumu yıllardır istikrarlı bir şekilde devam ettiriyoruz. 2002 yılında Türkiye’nin toplam tohum üretimi 145 bin ton. 2019 yılındaki üretimimiz 1 milyon 60 bin ton. Yani tohum üretimimizi 7 kat artırmışız. 2002’de ihracatımızın yaptığımız ithalatı karşılama oranı yüzde 40’ları bulmuyordu. Şu anda bu rakam yüzde 96’ya ulaştı. En fazla bir yıl içerisinde yüzde 100’ünü karşılayacak. Hatta ihracatta artıya geçeceğiz. Dünyada silah teknolojisini, bilgisayarı, uçak teknolojini birçok ülke geliştirdi. Ama tohumu elinde tutan, insanını beslediğinin yanı sıra geleceğini elinde tutacak ve dünyaya hâkim olanlar tohumunu elinde bulunduracaklar. Bunu kavrayan ülkelerden bir tanesi de Türkiye. Bu konuda çok ciddi mesafe aldık” dedi.
“Dijital küpe yakın bir zamanda faaliyete geçecek!”
Hayvanlarda uygulamaya konulacak dijital küpeye ilişkin bilgiler veren Kılıç, “ Hayvanları küpeleme bir istatistikî yöntem. Hayvan sayısını bilmemiz gerekir ki planlı bir üretim yapalım. Üretim ve tüketimi bilmediğiniz zaman yarın ile alakalı nasıl kararlar alacağınızı bilemiyorsunuz. Bizim bir mekanik olan küpeleme yöntemimiz vardı. Şimdi dijital küpe konusunda bir takım pilot çalışmalar yapılıyor. Olumlu sonuçlar aldıktan sonra yakın bir zamanda yaygınlaştırılacak. Teknolojiden yararlanılan bir sistem olduğu için 5 yıl süre dayanabilecek bir pili olan küpe dijital bir aparat olacak. Hayvanın nerede olduğunu bilebileceksiniz. Bu şekilde hayvan hırsızlıklarının önüne geçilebilecek. Hayvanların izinsiz yer değiştirmelerinin önüne geçecek. Anlık istatistikî bir veri olabilecek. Bir de dişi hayvanlarda kızgınlık zamanını gösterecek. Hayvanın vücut ısısını tespit edebilecek. Bizim en büyük kayıplarımızdan bir tanesi döl verimi kayıplarıdır. Bu kayıpları azaltabilirsek buzağı sayımız artacak, et sayımız artacak ve ithalata bağlı olmayacağız” şeklinde konuştu.
“Corona’dan sadece insanları koruyarak kurtulamayız”
“Korona virüsü ne yazık ki dünyanın büyük bir problemidir. Her ne kadar Çin’de başlamış olsa da artık dünya küçüldü. Yani Çin’le sınırlı kalacak diye bir şey yok. Çin’de başladı, orada oldu ama orada bitecek diye bir şey söz konusu değil. Çünkü herkes yer değiştiriyor. Ticaret yapıyor. Gemilerle, uçaklarla ve kara taşımacılığı ile insanların bu kadar mobilize olduğu ve ticaretin bu kadar yer değiştirdiği bir dünyada herkesin tabi öncellikle genel olarak dünyayı sonrada kendisini korumak gibi bir sorumluluğu var. Virüs zaten sürekli şekil değiştiren küçük bir canlıdır. Şu anda o bölgede tam sebebi bilenemiyor. Ama bu virüs araştırılırken hızlı bir şekilde de yayılmaya devam ediyor. Türkiye şu anda teyakkuzda ve kendisini koruma noktasında ciddi gayretleri var. Bu virüs Çin başta olmak üzere ülkelerle yapılan bir takım ticaretlerde sıkıntılara sebep oldu. Virüse tedbir almak elbette zor. Önlemler alındığı sürece kendisini büyük oranda koruyacaktır. Corona virüsü hayvanlardan insanlara geçen bir virüs olduğu aşikâr. Değişik türleri hayvanlarda çeşitli ishallere, yavru atmalara sebep olan bir virüs. Aynı zamanda da hayvanların yoğun olduğu yerde bulunan bir virüs. Sadece insanları korumaya yönelik tedbirler korona virüsle mücadelede yeterli olmaz. Çünkü bu zoonotik bir hastalık. Hayvanlardan insanlara geçebilen daha sonrada insandan insana geçebilme yeteneği kazanmış olan bir virüs. O yüzden dünyada bu tip olaylarda tedbir olarak veteriner camiası ile tıp birlikte çalışır. Halk sağlığını koruyacak olanlar, hayvan ayağında mücadele eden veteriner hekim camiasıdır” görüşünü dile getirdi.
