• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hayvanlar Hantavirüsü insanlara bulaştırabilir mi?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Hayvanlar Hantavirüsü insanlara bulaştırabilir mi?

Dünya genelinde Hanta virüsünün yayılmasına ilişkin uyarıların artması ve birçok ülkede yeni vakaların görülmesiyle birlikte endişe yalnızca sağlık kuruluşlarıyla sınırlı kalmadı, evlerin içine kadar girdi. Özellikle evcil hayvan sahiplerinin aklında şu soru öne çıktı:

Dünya genelinde Hanta virüsünün yayılmasına ilişkin uyarıların artması ve birçok ülkede yeni vakaların görülmesiyle birlikte endişe yalnızca sağlık kuruluşlarıyla sınırlı kalmadı, evlerin içine kadar girdi. Özellikle evcil hayvan sahiplerinin aklında şu soru öne çıktı:

“Kediler ve köpekler bu gizemli virüsü insanlara taşıyan bir köprü olabilir mi?”

Veterinerlik uzmanları “sessiz taşıyıcı” tartışmasına ilişkin bilimsel gerçekleri ortaya koydu. Uzmanlar, kedi ve köpeklerin enfeksiyon zincirindeki rolünü, Hanta virüsüyle ilişkisini ve evlerin olası salgın riskine karşı nasıl korunabileceğini değerlendirdi.

Mısır Veteriner Hekimler Genel Sendikası Bilim Merkezi Başkanı Dr. Sara Ataallah, Al Arabiya'ya yaptığı açıklamada, Hanta virüsünün temel olarak kemirgenler aracılığıyla bulaştığını söyledi.

Ataallah, kemirgenlerin evlerde veya sokaklarda farelerle temas eden kedi ve köpek gibi bazı evcil hayvanlara virüsü bulaştırmasının mümkün olduğunu belirtti.

Kedi ve köpeklerin kemirgenlerle temas sonrası virüsü taşıyabileceğini ifade eden Ataallah, ancak şu ana kadar evcil hayvanlardan insanlara doğrudan Hanta virüsü bulaştığını kanıtlayan bir bulgu bulunmadığını vurguladı. Ana bulaş kaynağının hala kemirgenler ve onların salgıları olduğunu söyledi.

Virüsün evcil hayvanlarda belirgin şekilde ortaya çıkmadığını ifade eden Ataallah, kedi ve köpeklerde enfeksiyonu gösteren net belirtiler bulunmadığını, bu nedenle kemirgenlerle temasın azaltılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

Eski Kahire Veterinerlik Müdürü Dr. Sabri Zeynehem de evcil hayvanların enfekte kemirgenlerle temas sonucu virüse maruz kalabileceğini ancak insanlara bulaştırıcı kaynak olmadıklarını söyledi.

Zeynehem, kedi ve köpeklerin farelerle temas etmeleri veya kemirgen idrarı ile dışkısıyla kirlenmiş alanlarda bulunmaları sonucu virüsü taşıyabileceğini, ancak hastalığı insanlara aktarmadıklarını ifade etti.

Bu durumda evcil hayvanların virüs için “son konak” olarak değerlendirildiğini belirten Zeynehem, yani enfekte olsalar veya virüsü taşısalar bile başka canlılara bulaştırmadıklarını söyledi. Şu ana kadar yapılan araştırmalarda kedilerden veya köpeklerden insanlara doğrudan bulaş tespit edilmediğini kaydetti.

Virüsü taşıyan hayvanlarda çoğu zaman belirgin semptom görülmemesinin endişeyi artırdığını ifade eden Zeynehem, aynı durumun kemirgenler için de geçerli olduğunu söyledi. Bu nedenle sürekli koruyucu önlemler alınmadan enfeksiyonun fark edilmesinin zor olduğunu belirtti.


 

Korunmanın temel yolunun evlerde ve çiftliklerde farelerin yayılmasını engellemek olduğunu vurgulayan Zeynehem, evcil hayvanların kemirgenlerle temasının veya onları avlamasının önlenmesi gerektiğini söyledi.

Zeynehem ayrıca, hayvanların yaşadığı alanların temiz tutulmasının önemine dikkat çekerek, fareleri çekebilecek atıkların güvenli şekilde ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti. Düzenli veteriner kontrolünün önemine değinen uzman, temiz bir çevre sağlanmasının ve kediler ile köpeklerin kemirgenlerle temas ihtimalinin azaltılmasının virüse maruz kalma riskini büyük ölçüde düşürdüğünü söyledi.

Daha önce doktorlar, yaptıkları açıklamalarda hastalığın iki aşamada ilerlediğini belirtmişti.

Doktorlara göre ilk aşama genellikle bir ila beş ya da altı gün sürüyor. Bu süreçte hastada aniden yükselen yüksek ateş, titreme, genel yorgunluk ve özellikle uyluk, sırt ve omuzlarda şiddetli kas ağrıları görülüyor. Ayrıca baş ağrısı, aşırı halsizlik ve hareket güçlüğü yaşanabiliyor.

Bazı vakalarda mide-bağırsak sistemi belirtileri de ortaya çıkabiliyor. Bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi semptomlar başlangıçta teşhisi zorlaştırabiliyor.

İkinci aşamada ise virüsün vücut içindeki ilerleyişine bağlı olarak komplikasyonlar ortaya çıkıyor. Bazı türlerde “Hanta pulmoner sendromu” gelişebiliyor. Bu durumda akciğerlerde sıvı birikmesi sonucu şiddetli öksürük ve ciddi nefes darlığı yaşanıyor. Hastalar boğuluyormuş gibi hissedebiliyor veya göğüslerinin üzerinde büyük bir baskı olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar bu evrenin acil tıbbi müdahale gerektiren tehlikeli bir aşama olduğunu belirtiyor.

Bazı diğer türlerin ise böbrek sendromuyla birlikte görülen kanamalı ateşe yol açtığı ifade edildi. Bu durumda hastada şiddetli bel ağrısı, ciddi tansiyon düşüklüğü ve böbrek fonksiyonlarında belirgin gerileme görülüyor. İdrar miktarında azalma veya vücutta sıvı tutulması yaşanabiliyor. Bazı vakalar iç kanamaya ya da damar bozuklukları nedeniyle ciltte kan lekeleri oluşmasına kadar ilerleyebiliyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23