• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hariri'nin Lübnan'a dönüşü neyi değiştirecek?

Yeniakit Publisher
2016-02-28 16:54:00 -
Hariri'nin Lübnan'a dönüşü neyi değiştirecek?

Suriye istihbaratı tarafından yapıldığı düşünülen bir suikaste kurban giden Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri, Lübnan'a geri döndü. Milyoner iş adamı ve siyasetçi Hariri'nin dönüşü, Lübnan ve Sünniler için neyi değiştirecek?

Gelecek Hareketi lideri Saad Hariri beş yıldan sonra kalıcı olarak Lübnan’a dönüş yaptı. Beş yıl önce güvenlik tehdidi sebebiyle Lübnan’ı terk ettiği bilinen Hariri 14 Şubat 2016’da babasını- eski Cumhurbaşkanı Refik Hariri- anma törenine katılmak için döndü ve Lübnan’da uzun bir süre kalacağını açıkladı. Hariri’nin dönüşü Lübnanlı vatandaşlar ve siyasetçilerin aklında soru işaretleri oluşturdu. Hariri’nin böyle bir zamanda Lübnan’a yaptığı sürpriz dönüşün farklı politik çağrışımları olabilir; bunlardan biri belki de en önemlisi neredeyse iki yıldır devam eden yönetim boşluğundan sonra cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmış olmasıdır. 

An-Nahar gazetesinin politika analisti İbrahim Bayram “Hariri takip edilmesi gereken bir kampanya başlattı. Lübnanlı milletvekillerini başkanlık yarışındaki 3 adaydan birine oy vermeleri için parlamentoya davet etti. Bu hareket Michel Aoun ve Hizbullah’a gözdağı verme ve özellikle Süleyman Franci’nin aday gösterilmesiyle birlikte 8 Mart’ı ikiye bölme girişimi olarak okunabilir.” dedi. Aralık 2015’te eski cumhurbaşkanı Saad Hariri Marada Hareketi lideri Süleyman Franci’yi cumhurbaşkanlığına aday olarak göstermişti. 14 Mart yetkililerinden bir grup Franci’nin adaylığına karşı çıktı ve böylece 14 Mart koalisyonu içinde bir gedik açıldı. Lübnan Güçleri Partisi lideri Samir Caca (14 Mart Hareketi) Özgür Yurtsever Hareketi lideri Michel Aoun’un cumhurbaşkanlığı adaylığını destekledi. Hariri’nin Lübnan’a dönüşü iki Hristiyan liderin 30 yıllık çekişmenin ardından oluşturdukları koalisyonu işaret eden Maarab deklarasyonunu takiben gerçekleşti.

Son dört yıldır 14 Mart koalisyonu iyi durumda değil. Koalisyonu tekrardan canlandırma girişimlerine rağmen Lübnan’daki genel durum ve koalisyon içerisindeki dinamikler umut verici değildi. Trablus milletvekili Mosbah al-Ahdab “Başından beri 14 Mart koalisyonunun gerçek bir vizyonu yoktu ve 14 Mart siyasetçilerinin konuşmaları ve eylemleri çelişmekteydi.” dedi.

NOW sitesine konuşan analistler Hariri’nin dönüşünün 14 Mart koalisyonunu yeniden canlandıracağı düşüncesine karşı pek iyimser değil. Zira koalisyondaki siyasetçiler arasında gedik gittikçe büyümekte. Gelecek Hareketi milletvekili Moin Merehbi yaptığı açıklamada “14 Mart’ı yeniden canlandırmak koalisyondaki tüm siyasi liderlerin işbirliği yapmasını ve dürüst olmasını gerekli kılıyor. 14 Mart Hareketi maalesef muhaliflerine karşı mücadele vermiyor. Koalisyon kendi içinde bir çatışma yaşıyor ve müttefikleriyle değil rakipleriyle diyalog kurabilecek bir duruma geldi. Koalisyon içindeki siyasetçiler uzlaşmayı reddettiği sürece 14 Mart tekrardan bir araya gelemeyecek.” dedi.

Suudi Arabistan, Lübnan Silahlı Kuvvetlerini silahlandırmak için yapacağı 2 bağışı durdurma kararı aldı. Eski Cumhurbaşkanı Michel Süleyman’ın 2013’te beyan ettiği ilk anlaşma Fransa’dan silah satın alınımını sağlamak için yapılacak 3 milyar dolarlık bir askeri yardımı kapsıyordu. Eski Başbakan Saad Hariri’nin bildirdiği ikinci anlaşma ise 1 milyarlık bir yardımdı. Suudi Haber Ajansı “Lübnan’ın tutumunun iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkilere uymadığı” gerekçesiyle bu kararın alındığını belirtti. NOW’a konuşan Bayram, “Suudi Arabistan’ın Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne yapacağı bağış başından beri müphem bir meseleydi zaten. Kral Abdullah tarafından verilen bir sözdü ve onun ölümüyle anlaşma Kral Selman tarafından bozuldu. Bağışın feshedileceğine dair yapılan resmi açıklama Hariri de dahil Lübnan’daki birçok siyasi partiye gözdağı verdi.” dedi.

Bunun aksine diğer analistler Suudi Arabistan’ın Lübnan’a karşı takındığı tavrın kuşku verici olmadığını, Lübnan siyasetçilerinin Suudi Arabistan aleyhine yaptığı açıklamalardan sonra bu kararın anlaşılabilir olduğunu dile getirdiler. Mehrebi, “Misal olarak Dış İşleri bakanımızın Arap ülkelerine sanki düşmanlarımızmış gibi itibar etmediğini gördüğümüzde Suudi Arabistan’ın Lübnan’a karşı Lübnan’a karşı böyle negatif bir karar alması oldukça normal.” dedi. Mehberi ayrıca Lübnan ordusu, sivil ve diğer askeri kurumlar da dahil ülkenin tüm devlet kurumlarını Hizbullah’ın kontrol ettiğini bilen Suudi Arabistan’ın Lübnan ordusuna verilecek silahların Hizbullah tarafından el konulacağı endişesiyle bu kararı aldığını belirtti.

Suudi Arabistan’ın verdiği kararın Hariri’nin dönüşüyle bir ilgisi olup olmadığı henüz net değil. Bununla birlikte Hariri de dahil 14 Mart siyasetçilerinin çoğu bağışçı ülkeden kararını tekrar gözden geçirmesini istedi. NOW’a konuşan Bayram, “Hariri’nin dönüşü, Lübnan’ın Suudi bağlantılı bir parçasının hala var olduğuna ve özellikle Suriye/İran koalisyonu yanlılarının daha da güçlenmesiyle 14 Mart’ın Suudi bağlantısına güvendiğine dair bir mesaj taşıyor olabilir” dedi.

Hariri’nin dönüş kararının sebepleri henüz açıklanmasa da Lübnan’a kalıcı olarak döndüğü doğrulandı. Al-Ahdab “Çözülmesi gereken birçok sorunumuz var. Hariri çözüm önermedikçe bu sorunlar devam edecek.”dedi.

“Hariri’nin Lübnan’da bulunması elzemdir ve burası onun olması gerektiği yerdir. Fakat bize çözüm sunmadıkça onun varlığı Lübnan’ın içinde bulunduğu duruma büyük bir etkisi olamayacak.”

Lübnan ve Refik Hariri

Saad Hariri'nin babası Refik Hariri, 4 Şubat 2005’te artık Başbakanlık görevinden ayrıldığı bir dönemde kurban edildi. Saldırı, onun yanı sıra yirmiden fazla kişinin ölümüyle sonuçlandı. Bir tondan fazla patlayıcı madde, Beyrut şehrinin semalarını parçaladı. Ve ülkenin tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Suriye istihbaratına isnat edilen saldırı ülkeyi yıllarca sürecek bir sarsıntıya sürekledi.

Başkent Beyrut’un merkezinde 14 Mart’ta düzenlenen ülke tarihinin en önemli gösterisine bir milyondan fazla Lübnanlı katıldı. Suriye istihbarat teşkilatına atfedilen bu saldırının aydınlatılması isteniyordu. Gösteriler sonucunda Suriye ülkeden elini çekmek zorunda kaldı ve Lübnan kendi egemenliğine tam olarak kavuştu. Ancak sonraki gelişmeler ülkedeki Sünnilerin istediği gibi olmadı. Lübnan hükümeti, İran güdümündeki Şii Hizbullah hareketinin etkisi altına girdi ve bağımsız karar veremez oldu. Suriye'de patlak veren isyan hareketi ülkedeki bölünmeyi daha da derinleştirdi. Lübnan Sünnileri yeni arayışlar için. Saad Hariri'nin ülke geleceğindeki rolü ise belirsizliğini koruyor.

Gelecek Hareketi nedir? 

Gelecek Hareketi 1992 yılında Refik Hariri tarafından Lübnan'da kurulan Liberalizm yanlı merkez-sağ partidir. Şu anki genel başkanı Refik Hariri'nin oğlu Saad Hariri'dir. Reform yanlısı, yolsuzluklarla mücadele eksenli, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve İsrail birliklerinin işgal ettikleri Lübnan topraklarından çekilmesi taraftarı ve Suriye'nin ülkenin iç politikasındaki etkisine karşıt bir çizgide Lübnan Parlamentosu'na girmiştir

Saad Hariri, 18 Nisan 1970 doğumludur. Georgetown Üniversitesi'nde işletmecilik okumuştur ve 1996'dan günümüze Oger grubunun başındadır. Babasının fiili idaresi suikast olayına kadar sürmüştür. Bu dönemde Oger grubu satışları 3.15 milyar dolara varan bir inşaat, telekomünikasyon, medya devi haline gelmiştir.

Türkiye'de özelleştirilen Türk Telekom'u alması ile gündeme gelmiştir.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23