• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Hamsici, Çimen ve Öz’e hodri meydan!

07 Ağustos 2014
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, daha konuşmasını tamamlamadan..

Hamsici’nin, paralel emniyet müdürleri için gözaltı ve tutuklama kararları veren savcı ve hakimler hakkındaki tehdidi sonlanmadan, illegal dinlemelerden sorumlu olan savcı Adnan Çimen başlıyor, meydan okumaya..

O bitiriyor, darbe girişiminin koordinatör başsavcıvekili Zekeriya Öz başlıyor, hakaretlere..

Ama bir tanesi bile, “17 Aralık öncesindeki hakim ve savcı dinlemelerinin hangi gerekçe ile yapıldığı”nı izah edemiyorlar..

Başbakan’ı dinlemediklerini iddia ediyorlar..

Akılları sıra dalga geçerek, “telefonu dinlenen danışmanının telefonunu kullanırsa, dinlemeye takılmış olur” diyorlar..

Doğrudur, Başbakan bir seferliğine, danışmanının telefonunu kullanırken, dinlemeye takılırsa..

Bu mazur görülebilir..

Ama, ya siz zaten Başbakan’ı dinlemek için, danışmanını dinlemeye aldı iseniz?

Somut deliller, Başbakan’ın tesadüfen dinlemeye takıldığını mı gösteriyor?

Yoksa bilinçli olarak, çevresindeki kişiler dinlemeye alınıp, “Başbakan nasıl olsa yanındakilerin telefonu ile konuşacak, biz yanındaki kişiler için dinleme kararı alalım.. Yanındakini dinliyormuşuz gibi yaparak, Başbakan’ı dinleriz” tezgahı mı kurulmuş?

Nasıl anlarız?

Çok basit..

Dinlenen danışman Mustafa Varank için hangi somut delil varmış?

Buyursun açıklasınlar.

Varank hakkındaki dinleme kararının somut gerekçesini ortaya koysunlar... 

O zaman biz de, “Ne yapalım, Başbakan danışman seçerken, yanlış isim seçmeseydi” diyelim..

Peki gerçek ne?

Gerçek, paralelcilerin iddiasının tam aksi..

Nerden anlıyoruz?

3 ay boyunca dinlenen danışman hakkında, yeniden dinleme talep ediliyor da, onun için.

3 ay boyunca dinlendiğinde, ne somut delil elde edilmiş?

Hiiiç..

O zaman niye uzatma talep ediyorsunuz?

Dinleme kararı veren hakimler, niye savcının talebini kabul ediyorlar?

Dinleme kararının uzatılmasını talep eden savcı ve olumlu karar veren hakimler, 3 aylık ilk konuşma kayıtlarını incelemeden, yeni talep hakkında olumlu görüş veremezler..

Verirlerse, suç işlemiş olurlar..

İnceleyecekler..

Gerçekten uzatma için ortada bir somut delil varsa, uzatma kararı verecekler.

Somut delil yok ise, uzatma talebini reddedecekler..

Ama görüyorsunuz, polis ne kadar talepte bulunmuş ise, hepsi kabul edilmiş.

Yani savcı ve hakimler, Başbakan’ı, bakanları dinlemek için polisin kurduğu tezgaha, kasıtlı olarak destek vermişler..

O zaman şimdi de, cezasını çekmeliler..

Yok öyle “Hukuka aykırı bir işlem yoktur” açıklamaları ile olayı örtbas etmeye kalkışmak..

Hem Hamsici’ye.. Hem Çimen’e.. Hem de Öz’e çağrıda bulunuyoruz..

Açık açık söylesinler, “Başbakan’ın yakınındaki kişileri dinletirken, hangi somut delilden hareket ettiniz?”

Ortada delil-melil yok..

Ama kendileri delil olmadan, istedikleri herkesi dinlemişler, dinletmişler.. Şantaj yapılmasına zemin hazırlamışlar..

Şimdi dinleme yaptıranlar sorgulanmaya başlanınca..

Meydan okuyarak, milletin kafasını karıştırmaya çalışıyorlar..

“Adamlar meydan okuduklarına göre, kendilerine güveniyor olmalılar.. Suç işlememiş olmalılar” intibaı veriyorlar..

Bu yalanlara, hiç kimse inanmasın..

Karşımızda tam bir örgüt var..

“Başbakan hakkında dinleme kararı yoktur” derken bile..

Örgüt faaliyeti çerçevesinde açıklama yapıyorlar..

Başbakan hakkında dinleme kararı yok ise..

Siz kimden cesaret alarak, “tesadüfen elde edilen delil” görüntüsü altında, Başbakan’ın telefonlarını dinlediniz?

Dikkat ediyorum..

Gerek paralel emniyet müdürleri..

Ve gerekse onlarla uyumlu hareket eden hakim ve savcılar.. Ve HSYK’daki uzantıları..

Eşler açısından, hep “takıyye” üzerine kurgulanmışlar..

Kimsenin eşinin başı açıklığı ile-örtülülüğü ile uğraşmaya niyetim yok..

İsteyen örtünür, isteyen açılır..

Ama takiyyeye eyvallah edemeyiz..

Bu açıdan beni mazur görün..

Ve söyleyin, bu tesadüf olabilir mi?

Biri başörtülü eşi boşayıp, başı açık eş alıyor (bakınız Zekeriya Öz.) Diğeri başı örtülü hanımının başını, 28 Şubat sürecinde açtırıyor. Ev kadını eş, gençliğinde başı örtülü, şimdi yaşını-başını almışken örtüsüz.. (Bakınız HYŞK’daki uzantı..)

Bakınız paralel müdürlere.. 

Onlar da benzer...

Fakat paralel medya..

Hep alt kademedeki kandırılmış polislerin başörtülü anneleri, başörtülü eşlerini öne çıkararak, “din istismarı” yaptırıyorlar.. 

O başörtülü eşlerin/annelerin yakınlarının haram yemediğine inanıyorum da..

Takiyye yaparak, tercihini başı açıklıktan yana kullananlar için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim..

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23