Azerbaycan Başsavcılığı, ülkede anayasal düzenin yıkılması çağrısı yapan Fethullah Gülen taraftarlarına karşı soruşturma başlattı.
İnterfax'ın haberine göre, Azerbaycan Başsavcılığı yabancı kuruluşlar ve temsilciliklerinin emri ile ülkenin anayasal düzeyinin yıkılması yönünde çağrı yapan FETÖ'nün Azerbaycan uzantılarına karşı soruşturma başlattığını duyurdu.
FETÖ'nün Azerbaycan'daki baş temsilcisinin Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP) başkanı Ali Kerimli olduğu belirtilen haberde, Azerbaycan'da da bir darbenin planlandığı, Ali Kerimli yanlılarının FETÖ üyesi Türk medya kuruluşları ile temaslarda bulunduğu, Ali Kerimli'nin de özellikle Türkiye'deki FETÖ'cü 'Kurultay' gazetesinin editörü Aydın Taş ile yakın olduğu belirtildi.
Haberde ayrıca Kurultay'da Türkiye'de yaşayan Azeri gazeteci Ganimet Zahid Azerbaycan'ın anayasal düzeninin yıkılması yönünde çağrı yaptığı, Azeri yönetiminin devrilmesi yönünde açıklamalar yapan Ali Kerimli'nin ifadelerine de yer verildiği kaydedildi.
Öte yandan İnterfaks'ın edindiği bilgilere göre, FETÖ'nün Azerbaycan temsilcisinin Ali Kerimli olması yönündeki şüphelerin ardından başlatılan soruşturma sırasında Kerimli'nin örgütün maliye kaynaklarından Murat Kılıç'la yakın ilişkileri olduğu ve Kılıç aracılığıyla Türkiye'den finans sağladığı öğrenildi.
GAZETECİ GANİMET ZAHİD'DEN JET YALANLAMA!
YeniAkit.com.tr'yi arayan gazeteci Ganimet Zahid'den önemli açıklamalar geldi. Haberin asılsız olduğunu belirten gazeteci Zahid, FETÖ'nün muhalefette değil iktidarda yapılandığını belirtti. Hakkındaki anayasal düzeni yıkma çağrısı iddialarını yalanlayan Zahid, darbe girişimi gecesi Azerbaycan halkından kimsenin olaydan haberi olmadığını söylerken 16 Temmuz'da açıklamaların gelmeye başladığını belirtti. Haberin aslını Rus yanlısı Sputnik'ten yapıldığını da vurgulayan Zahid, ayrıca FETÖ'nün iktidarda değil de muhalefette yapılanmasının mantıksız olduğunu belirterek Ali Kerimli'nin de böyle bir şeyin içinde yer alamayacağını söyledi.
İşte Zahid'in detaylı açıklaması;
İlham Aliyev kendi muhaliflerini FETO- çu adı ile zararsızlaşdırmakla hem kendisi kazanmak, hem de Tayyib Erdoğanı kandırmak istiyor. Şimdi onun yazarlarının ısrarla Azerbaycan ve Türk basınına çıkarmakda olduğu haberlerde bu cizgi görünmekde. Amma aslında ne baş vermiş ve bu olaylar nasıl cereyan etmiştir?
Türkiye'de 15 Temmuz akşamı başlayan askeri darbe girişimi, kardeş ülkede gerçekleşen her olay gibi geleneksel olarak anında Azerbaycan'da sosyal medyaya sıçradı. Olayların gelişimi anbean takip edildi, haberler bir diğer haberle yenilendi. Çoğu sosyal medya kullanıcıları, siteler, online medya kuruluşları darbe girişiminin ilk dakikalarından itibaren Türkiye'nin kendi hassasiyetiyle haber yapıp, paylaşımda bulundular ve kendi düşüncelerine yer verdiler. Bunun kadar doğal başka bir şey olamazdı. Azerbaycan için mesele başka bir büyük devletteki darbe girişimi değildi, bu kardeş Türk devletin düştüğü zor durumdu.
Türkiye'de o gece yaşanan darbe girişimi dünya medyasının da merkezinde yer aldı. Olayların patlak verdiği andan itibaren AB, ABD ve Rusya'nın resmi yetkilileri bu konuda açıklamalar yaptılar. Bu şekilde olayların gelişimi dünya medyasına çok sayıda haber akımına neden oldu.
Ne garibtir ki, tüm bu olayların yaşandığı andan itibaren Azerbaycan hükumeti garip bir "soğukkanlılık" sergilemiştir. Oysa ki, bu olaylar sırasında Azerbaycan hükumeti tarafından darbe girişimini kınayıcı açıklama yapılması gerekirdi. Ancak Azerbaycan hükümeti son ana kadar sustu.
Şu örnek iyi bilinmeli, Gürcistan Cumhurbaşkanı olay anında tüm devlet yetkililerini toplayarak darbeye karşı çıkmış ve 16 Temmuz'a kadar da gereken açıklamaları ve tutumları sergilemiştir.
Azerbaycan Hükumetiyse ancak 16 Temmuz öğlen saat 12:00 sıralarında açıklama yaparak, bizi utandırmıştı.
Evet, Azerbaycan Hükumeti, Türkiye'deki darbenin yaşandığı anda hiç bir girişim ve açıklamada bulunmayarak, dostluktan da öte kardeşlik ilkelerine sadık kalmadığını ispat etti. Açıklamaları bekleterek, Aliyev Hükumeti bu tutumla kendi geleceğini zor durumda bırakmamayı hedeflemiştir. Olayların patlak verdiği andan itibaren sabaha kadar uyumayan Azerbaycan halkı, hükumetin "geç saatte oldu, haberimiz olmadı"şeklinde tutumu da neyin nesi?
İyi ki, Azerbaycan Cumhuriyeti o sebatsız fırsatçılara göre değil de rahmetli Elçibey'in açtığı demokratik yollardan giden muhalefete göre tanınmış. Olayların gerçekleştiği anda Azerbaycan muhalif kanadından Ali Kerimli açıklamalarda bulunarak olayı kınadı. Facebook internet sayfasında yapılan açıklamada Kerimli, "Demokrasi savunucuları olarak bizler ülke yönetimine el koyma girişiminde bulunan orduya ne sıcak bakarız ne de kabul ederiz. Biz Cumhuriyetten ve demokrasiden yanayız. Kardeş ülke Türkiye'nin iradesine ve mücadelesine saygı duyuyoruz. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan Hükumete seçki yoluyla gelmiş ve her hangi bir kurum ve ya kişilerin isteyip istememesine bakılmaksızın yalnız seçki yoluyla demokratik yollardan yönetimden ayrılabilir. Kardeşlerimizi iç savaştan kaçınmaya davet ediyorum. İç savaş Türkiye için en kötü seçimdir. Tüm dualarımız Türkiye'le beraberdir!" açıklasında bulundu. Bu açıklama 15 temmuzda, (Bakü zamanı ile 16 temmuz, gece saat 00.57- de yayıldı).
Ali Kerimli bu açıklamayı yazdığı zaman Türkiye'nin başkenti Ankara ve İstanbul'da darbeciler devlet binalarını bombalıyor ve TRT televizyonunda kendi yazdıkları bildiriyi okutuyorlardı.
Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AXCP) başkanı Ali Kerimli darbecilerin başarılı olup olmayacağını beklemeden bu açıklamayı yapmış ve olayı görüldüğü üzere kınamıştır. Bu tutum Ali Kerimli'nin demokrasi inancı ve sarsılmaz duruşuyla gerçekleşmişti. Ali Kerimli'nin demokrasiden yana olan inancı ve tutumu halkın iradesini her şeyden üstün tutdu. Hükümetin seçki yoluyla değişebileceğini savundu. O açıklamayı yazığı zaman Ali Kerimli "darbeciler kazanırsa ne olacak?" düşüncesine teredüt etmeden karşı çıktı ve tutumunu ortaya koydu. 16 temmuz sabah saat 09.18- de ise Ali Kerimli bir sonrakı açıklaması ile Türk halkını kazandığı zefere göre tebrik etdi, darbenin baş tutmadığının altını cızarak demokrasinin vazkeçilmezleğini bildirdi.
«Türkiyə qalib gəldi! Xalqın ən böyük güc olduğu növbəti dəfə sübut olundu. Demokratiyasına sahib çıxan əliyalın, mübariz xalq Türkiyə bayraqları ilə tankların üstünə çıxdı, azad mətbuatın, yetkin, oturuşmuş siyasi partiyaların, konstitusiyaya sadiq qalan dövlət qurumlarının da gücü ilə dövlət çevrilişinə cəhdin qarşısını ala bildi. Türkiyə hakimiyyəti qərarlı və tədbirli davrandı, dövlət qurumları və xalqı, iqtidarı və müxalifətilə bu demokratiya sınağından da uğurla çıxdı. Hazırda yenidən qalib olan Türkiyə iqtidarı da vacib mesaj aldı. Ən çətin məqamda dövlətinə sahib çıxan azad mətbuatı, azad interneti, siyasi müxalifəti, demokratik təsisatları sıxışdırmaq olmaz. Ən çətin sınaq məqamında həmin demokratik təsisatlar xalqın, demokratiyanın, iqtidarın yanında oldu. Türkiyənin daha da demokratikləşməsi, güclənməsi və dünyadakı nüfuzunu daha da artırması arzusu ilə. Haydı Türkiyə!». (Ali Kerimli, 16 temmuz, saat 09.18).
Şüphesiz ki Türkiye Cumhuriyeti, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında dünyanın çeşitli devletlerinin tutumunu ve açıklamalarını dikkate alacak ve bilinmeyeneleri de öğrenecektir. Aliyev Hükumetinin kendi adını demokrasi karşıtı tutumu sonucu büyük hariflerle tarihin kara defterine yazdırması bizde büyük bir teessüf hissi doğuruyor.
Aliyev'in sebatsız tutumu "gelene kardeş, gidene yoldaş" prensiplerine dayanmadığı ortadadır. Aliyev'in darbe girişiminin bitmesini beklemesi ve arkasından 16 Temmuz saat 12:00'dan sonra kınama yazısı paylaşması, arkadan atılan taş misalinden başka bir şey değildir. Aliyev tek bir şeyle avunabilir o da Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı Ayaz Mütelibov'dan akıllı davranmasıdır. Ayaz Mütellibov 1991 yılında Cumhurbaşkanı olduğunda Moskova'da gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimini destekledi ve daha sonra da bunu yalanladı. Şimdi İlham Aliyev "tedbirli" davranarak Türkiye'deki darbe girişiminin sonucunu beklemiş ve açıklama yapmamıştır. Bunun başka bir açıklaması yoktur.Azerbaycan hükümetinin bu tutumu bir şeyi kesin olarak ispat etti. O da siyaset ve devlet geleneğinden yoksun olduğudur. Devletin baskı aygıtlarına güvenip sürgünler, iftiralar, baskılar, katliamlar yaparak mevcudiyetini korumaktadır. Tek sözle sıradan bir siyasi gruplaşma bile Aliyev Hükumetini yıkacak bir güçtedir. Ancak devletin baskı aygıtını kendi sürekliliğini korumak için kullanan Aliyev, buna karşı diktatör tutumu her şeyi değiştiriyor.
Sonuç olarak Azerbaycan Hükumeti demokrasi sınavından geçemedi ve bu tutum bizi rezil etmekten başka hiç bir şeye yaramadı.
Bu sınavdan keçememenin ise bir çok nedenleri vardır ve bu nedenlerin önünde o geliyor ki, Azerbaycan hükumetinin içinde ve yanında Fetonun kadro ve kuruluşları kalmakdadır. İlham Aliyev ise bunları kenarlaştırmak istemiyor. Örneğin, Azerbaycanın başlıca mali kaynaklarından biri olan SOCAR-ın Türkiyede büyük projesi olan Petkimde baş verenlere dikkat çekelim. Petkimde FETÖ gurupuna dahil olan 19 kişi aşkarlandı ve onlar hapise alındı. Bu olaydan dolayı Halk Cebhesi lideri Ali Kerimli derhal bir açıklama yayır: «Bu, artıq uluslararası skandal. Türkiyeden Azərbaycanın dövlət şirketi SOCAR-a ağır ittihamlar irəli sürüldü və bu səhər də Azərbaycana məxsus PETKİM-də çalışan 19 kişi həbs olundu. Türkiyə tərəfi iddia edir ki, SOCAR-ın milyardlarla dollara satın aldığı PETKİM 2011-ci ildən Fətullah Gülənin nəzarətinə keçib və onun təşkilatının əsas maliyyə qaynağı olub. Ölkəmizin özünün sərmayəyə böyük ehtiyacı olduğu halda hökumət son illərdə həmin PETKİM-ə milyardlarla dollar sərmayə qoymuşdu və indi məlum olur ki, PETKİM-in də, SOCAR-ın da adı bizim, dadı özgələrinin olub. Məsələ artıq çox ciddiləşdi. Azərbaycan hakimiyyəti izahat verməlidir. İzahat verməlidir ki, niyə SOCAR-ın var-dövlətindən azərbaycanlılardan başqa hamı faydalana bilir»?
Şimdi Aliyev hükumetinin ısrarla muhalifet dahilinde Fetoçu aramak ve onları Türkiyeye göstermek isteğinin arkasında nelerin durduğu aydınlaşmış, bence...