Kadın ve erkek birbirini tamamlar. Kadın, erkeğin bir yarısıdır. Erkek de kadının..
Karı koca birbirini tamamlayan bir bütündür. Her ikisi de, bir diğeri olmadan tamamlanamaz. Biri olmazsa diğeri eksiktir, noksandır, mahrumdur.
Yaradan'ın takdiri budur. Kadın ve erkeği bu fıtrat üzere yaratmıştır. İki parçanın birleşmesi, bütünleşmesi ancak evlilikle mümkündür.
Parçaların yaradılışları, renkleri, huyları, ses ve soluk alışları elbette farklıdır. Fakat "evlilik dikişi" "evlilik bağları" onları bütünler.
Evlilik kadın ve erkeği birbiriyle tamamlar.
Her iki cinsten birinin, evlenmeden hayat sürdürmesi, hem kendisi açısından, hem de toplum açısından zararlıdır.
Psikolojik ve fizikî bütünlük sağlamanın yolu evliliktir.
Böyle olunca insanlar aile olurlar; rahata erer, huzurlu bir hayatı yaşar. Toplumun en küçük birimi olan ailelerdeki huzur topluma da akseder. Sadece rahat ve huzuruyla topluma hayırlı olmakla kalmaz, bu durum bütün dünyaya insanlığa da yayılır. Kuşkusuz insanlık tarihi henüz bu aşamaya gelebilmiş değil. Toplumların huzurlu aile özlemi devam ediyor.
Dinimiz bu yüzden evliliğe önem vermiş, tavsiye etmiştir.
Evliliğe aracı olanlara da, ibadet sevabı verilmiştir.
Evlilik olayında kadının rolü çok önemlidir. Erkeğin eksikliğini tamamladığı gibi, onun hayatını yönlendirir, yuvayı kurar ve sağlıklı neslin yetişmesinde mimarlık eder.
Evlilikte kadın, erkeğin o eski tabirimizle refika-i hayatıdır. Yani hayat arkadaşı. Kendisine refakat eden. Hayat yolunda erkeği ile birlikte yol alan, yürüyen.
Bu arkadaşlığın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde devam etmesi ise bilhassa kocasının kendisine bakış tarzına bağlıdır. Müşfik, kol kanat geren, koruyup kollayan, merhametli, sevgi dolu gözlerle bakan..
Bu bakış tarzı, evlilik öncesinde de önemlidir. Erkek evlenmek istediği kıza ve evlendikten sonra eşi olan kadına, aralarında çıkabilecek gelip geçici tartışmalara, tatsızlıklara rağmen aynı şekilde bakmalıdır.
Erkek, kadının sadece fizikî güzelliğine, dış görüntüsüne mi bakacak, yoksa bununla birlikte insani özelliklerini de değerlendirerek, kadının nezaketi, letafeti ve en önemlisi şefkati manasında iç yapısına mı bakacak?
Önce ikinci özellikler..
Sonra ilki..
Yanılgılar, biraz da nefsimizin yönlendirmesiyle bu seçim anındaki yanlışla başlıyor. Geçici güzellik öne geçince, ilerleyen günlerde, birkaç yılda hüsran başlıyor.
Ailede "rahat, huzur" kalmıyor..