Kimse artık anneannesi gibi evi süpürmüyor, çamaşırı küllü sularla yıkayıp güneşte kurutmuyor, yerleri arap sabunuyla fırçalamıyor.
Birbirinden beter “yokediciler” kullanıyoruz! Kimi "hoş kokulu", kimi "beyazdan daha beyaz yapan", kimi "iz bırakmadan pırıl pırıl yıkayan" yokediciler...
Ancak bu yokediciler evimizi, eşyalarımızı, üstbaşımızı ve yediğimiz yemeğin artıklarını temizlerken (!) bedenimizi, suyu, toprağı, havayı, doğal ortamları nasıl katlediyor hiç umursamıyoruz. Farkına varmıyoruz.
PİYASA BUNLARLA KAYNIYOR
Üreticiler, önemli bir çoğunluğu evlerinin "tertemiz", "dezenfekte edilmiş", "mikropsuz" olması gerektiğine inandırmak konusunda son derece başarılı oldu ve bunu yapabilmek için gereken ürünleri satmayı sürdürüyorlar: Tuvalet ve fırını temizlemek için asit, banyoyu dezenfekte etmek için fenol, mobilyaları cilalamak için damıtılmış petrol ürünleri, çamaşırlarımızı beyazlatmak için klor ve yalnızca evlerimizi temiz tutmak için çeşit çeşit diğer zehirli kimyasal maddeler...
Kullandığımız “yokedici” ürünlerde 55 binin üzerinde kimyasal var ve her yıl bunlara binin üzerinde yenisi ekleniyor. Birçoğu ise yeterince test edilmeden ve belirli bir mevzuata tabi olmadan piyasaya sürülüyor.
DÖNÜP DOLAŞIP KANSER!
Bu ürünlerin büyük kısmı doğrudan kanalizasyona akıp, çay, ırmak, deniz dolaşıp, kimi yerde buharlaşıp, kimi yerde sızarak sonunda da su sistemlerimize karışıyor. Kimini zerre zerre yiyor, içiyor, kimini öksüre öksüre soluyoruz. Vücudumuzda depolanıyor ve zehirli olma düzeyine ulaştığında kronik yorgunluk sendromu, alerjiler, karaciğer sorunları, lenf kanseri gibi çeşitli hastalıklara yol açıyor.
BÖRTÜ BÖCEK DE YOKOLUYOR
Abartmıyoruz bunlar sadece toprağı ve su kaynaklarını değil, teneffüs ettiğimiz havayı da tehdit ediyor. Sprey boyalar, fırın temizleyiciler, dezenfektanlar, mobilya parlatıcıları ve diğer tüm sprey ürünler, birkaç gün sonra soluyacağımız havanın bir parçası oluyor.
Sadece şehirlerde yaşayanların değil, köyde kasabada da atık su sistemlerine neler gönderdiklerimize dikkat etmemiz gerekiyor.
Foseptik çukurları, sistemleri atık sulardaki yokedici zehirler sorununu çözmüyor; boyalar, çözücü, inceltici, ağartıcı kimyasallar, aseton, tuvalet temizleyiciler ve lavabo açıcılar ile diğerlerinde bulunan kimyasal maddeler organik maddeleri parçalayan organizmaları zehirleyebiliyor.
Sadece biz değil, bitkiler, ağaçlar, yediğimiz sebze ve meyveler, kuşlar, börtü böcek, kuzular, balıklar yaşayan her şey etkileniyor...
Çamaşır sodası kullanın. Sodyum karbonat adlı bir mineraldir. Çok az miktarda yakıcı olup katı ve sıvı yağlar, kir ve pek çok petrol ürününün etkin temizleyicisidir.
Aynı zamanda su yumuşatıcı ve sabun köpürtücü özellikleri de bulunur. Yakıcı özelliği vardır. Kullanırken lastik eldiven kullanın. Zararlı kimyasal dumanı yoktur. Klorsüz olanı tercih edin.
Boraks ise, koku gidericidir ve dezenfektan özellikleri olan doğal kaynaklı bir mineraldir. Küflenmeyi önler. Boraks yalnızca yutulursa zehirlidir.
Sirke her an elinizin altında. Gayet de ucuz. Mikropları öldürür, yağı parçalar ve mineral kalıntıları çözer.
Karbonatı yabana atmayın; beyazlatıcı ve koku giderici özellikleri vardır.
Bakın bitki kokularının özleri birçok parfümün ana maddesidir. Piyasada, özellikle doğal ürün satan dükkanlarda çeşitleri bulunabilir. Bir iki damla turunçgil, elma, çilek, nane vb. yağı ile ekleyeceğiniz koku ev yapımı temizleyicilerinize hoş bir özellik kazandırır.
Bitkisel yağ tabanlı arapsabunu gibi sabunlar, hayvan yağı olan ya da petrol tabanlı sabunlardan üstündür.
Yeter ki, azıcık titizlik gösterip kendimiz ve geleceğimiz için duyarlı olabilelim.