Televizyonda, gazetelerde, sinemada, radyoda, duvar panolarında, dergilerde sürekli reklamlara maruz kalıyoruz...
Reklamsız bir dakika düşünemez hâle geldik. Televizyonda, gazetelerde, sinemada, radyoda, duvar panolarında, dergilerde.. Hatta sokaklar, karayolları bile renkli, ilginç reklamlarla dolu.
Reklamların bu baş döndürücü çekiciliğine kapılmamalıyız. Reklamlar hemen hemen % 80 oranında kadınları ve çocukları hedef alıyor.. Yapılan araştırmalar da kadınların reklamlardan çok etkilendiklerini gösteriyor.
Reklamlar her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Reklamın kötüsü olmaz, demeden önce bir kez daha düşünmeliyiz.
İnsanlar reklamlardan etkilenmekte ve hayatlarını neredeyse onlara göre kurgulamak gibi yanlış yapabiliyor...
Reklamlardan etkilenenler, sürekli satın alıyor. İhtiyaçtan çok, etkilenen istek ve arzularını tatmin eden şeylere yöneliyor.. Kredi kartları bu yönelimi tahrik ediyor. Bu durumda insan, kesintisiz bir tüketim kulvarına giriyor. Birini tüketiyor ve bir yenisine gözünü dikiyor. Çok geçmeden yeni geleni merak ediyor ve onu da çok kısa bir sürede tüketiyor.
Bu etki kadınları, çocukları, kısa süreli mutluluk anlayışına sahip, mutsuz, tatminsiz bireyler haline getiriyor.
Oysa gereksiz satın alma eğilimi beraberinde bir tür boşluğu da getirmektedir. Özellikle, en çok çocuklara zarar vermekte olan televizyon reklamları, onların sağlıksız beslenmelerine, algılarının henüz geliştiği ve en savunmasız oldukları zamanlarında, gelişimlerini olumsuz yönde etkileyecek duygu ve düşüncelere sahip olmalarına neden olmaktadır.
Elektronik medya kanalları (tv, radyo, internet) aracılığıyla her gün karşımıza çıkan reklamlar çocukları hem psikolojik hem davranış olarak ciddi şekilde etkiliyor.. Çünkü, çocuklar reklamlarda verilen abartılı ve taraflı mesajları doğru sanıp kolayca inanma eğiliminde.. Bu durum sağlıksız beslenme alışkanlıkları edinmesi, belirli ürünlerle ilgili yersiz istekler geliştirip anne babasıyla çatışma yaşaması gibi ciddi sıkıntılara yol açıyor.
Ayrıca, çocukların özdeşleşmek istediği bir süper kahraman, çizgi film ya da oyun karakteri üzerinden yapılan reklamlar çocukları yönlendirme konusunda oldukça olumsuz etkiler yapıyor. Çocukların reklamlarda izledikleriyle ilgili eleştirel bir bakış açısı geliştirebilmek için yardıma ihtiyacı vardır. Reklamların çocuğunuz üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirgemek için baştan itibaren reklamlar üzerine şöyle konuşmalar yapabilirsiniz: “Bu çikolatanın sana gerçekten güç vereceğini nereden bilebiliriz ki? Sabah kahvaltıda yediğin bal ve peynir seni çok daha iyi besler.”
Televizyon reklâmları bizim ülkemizde “sözde” bir denetim görüyor. İnsanlar aldatılmasın isteniyor ama, denetim yetersiz kalıyor. Abartılı, hatta ürünün kendisiyle hiç alakası olmayan görüntüler, sanal oyunlar, kurgular ve sloganlarla yürütülen reklamlar; bir dönem halkın cebini boşaltıyor ve fiyasko ile piyasadan çekiliyor. Halk ürünü tecrübe ederek reddetmiş oluyor. Yani kötü ürüne bedel ödeyerek, bedel ödetiyor! Batı’daki denetim sisteminin donanımı kadar, yaptırımları da yok bizim denetimlerimizin. Bir sürü yalan yanlışa halk para ödüyor. Bazı ürünlerin de basit alternatifleri var. Onları bilmediğimiz için gidip reklamı yapılan bir ürüne para saçıyoruz.