Gülen’in düşmanları niçin şimdi avukatı oldular!
Merak ediyorum, düne kadar cami karşıtı olan.. Daha yeni, 2013 Ekim ayında, başörtü yasağının memurlar için kaldırıldığı düzenlemeye bile tahammül edemeyen.. Ve iptali için Danıştay’da dava açacak kadar, özgürlük düşmanlığı yapan CHP milletvekili Mahmut Tanal..
Ne oldu da..
Paralel yapının polislerinin avukatlığına soyunma kararı aldı?
Ne oldu, saksı mı düştü de, birden bire dindar söylem içindeki Gülen grubunun avukatlığını yapmaya karar verdi?
•
Sadece Mahmut Tanal değil..
İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal da..
Balyoz davası kapsamında, “adil yargılamayı etkileme suçu”ndan sanık konumuna bile düştü..
2 seneden fazla hapis cezası istemi ile aleyhinde iddianame düzenlendiği için, Avukatlık Kanunu gereği yönetim kurulu üyeliği düştüğü gerekçesi ile, 2 senedir verdiği tüm avukatlık ruhsatlarının iptali gündemde.
Şimdi o da, paralel yapının polislerinin avukatlığı anlamında açıklamalar yapıyor..
•
Hayatı boyunca Fetullah Gülen aleyhtarlığı yapmaktan başka bir özelliği olmayan Necip Hablemitoğlu’nun eşi de..
Kocasının öldürülmesi olayının ardında Gülen cemaatinin olduğunu ima ya da iddia eden doğrudan bir ifadesinin olmadığını açıklayarak, Pensilvanya’ya selam göndermiş!
Kocası Gülen grubu ile karşı karşıya değilmiş de.. Köstebek isimli kitapta, sanki başka şeyler anlatılıyormuş da..
Birileri kendisini Gülen grubu ile karşı karşıya getirmek istiyormuş da..
Açıklama yapmak ihtiyacı hissetmiş!
Her şeyiyle garip bir durum daha..
•
Daha birçok somut isim vererek, örnekleri çoğaltabiliriz..
Ne oluyor da, “Paralel yapı” için, düne kadar en ağır hakaretleri yapanlar..
Şimdi “Paralel yapı”nın mensuplarını savunur hale geldiler?
Hidayete mi erdiler?
Yoksa başka bir durum mu var?
•
“Hidayete ermiş olabilirler mi?”
Hiç zannetmiyorum..
Hidayete ermiş olsalar..
Açıklamaları sadece “Paralel polisleri” savunmakla sınırlı kalmaz.
Farklı konularda da, Gülen grubu ile benzer görüşleri savunmaları gerekir..
Ama bakıyoruz.
Diğer konulardaki Gülen grubunun hiçbir görüşünü kabullenmedikleri halde..
Sadece paralel polislerin başlarına gelenler konusunda, avukatlığa soyunuyorlar..
Yani işbirliği, “belli bir konu”ya hasredilmiş durumda..
Sebebi ne olabilir?
En doğrusunu kendileri bilirler..
Ama daha öncelerden yine somut bir örnek vereyim..
Tahmini siz yapın..
Kimdir o somut örnek?
Hikmet Çetinkaya..
Taa 1990’lardan beri takip ederim kendisini..
İki günde bir, Fetullah Gülen’i yazardı..
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Cuma dergisinin davalarına girdiğim yıllarda..
Hikmet Çetinkaya da, Fetullah Gülen’in şikayeti sebebi ile, sanık sıfatı ile hemen her hafta sanık sandalyesine otururdu..
Şimdi Hikmet Çetinkaya, Gülen hareketinin aleyhine tek kelime yazmıyor..
Yazmasını istediğim için değil..
Arkasındaki gerçeği ortaya çıkarmak için hatırlatıyorum..
Ve soruyorum: “Acaba neden?”
•
Bence ortada hiç de gizemli bir durum yok..
Her şey açık..
Başbakan’ı, bakanları dinleyen “Paralel Yapı”nın polisleri..
Gülen grubu aleyhine duruş sergileyen herkesi dinlemiş olmalı..
O dinlemelerin meyvesini de..
Şimdi “duruş noktasının değişmesi” ile topluyor olmalı..
•
“Paralel Yapı”nın yaptığı tüm dinlemeler ortaya çıkarıldığında..
Tüm teknik takipler deşifre edildiğinde..
Göreceksiniz, bu “duruş değişiklikleri”nin tümü, izah edilmiş olacak..
Ve o gün..
Hem “Paralel Yapı”nın..
Hem de onlara “boyun eğenler”in gerçek yüzleri ortaya çıkacak..
•
Eğer Başbakan Tayyip Erdoğan da, “Paralel Yapı”nın isteklerine boyun eğseydi..
MİT Müsteşarlığı’na, Gülen grubunun önerdiği bir ismi getirseydi..
Emniyet’te kendilerinden başka kimseye aktif görev vermeyen paralel müdürlere onay verseydi..
Ne 17 Aralık olurdu..
Ne 25 Aralık!.
Ne “Selam örgütü, Cumhuriyet tarihinin en tehlikeli örgütü” olurdu..
Ne de montajlanmış kasetler piyasaya sürülürdü..
Tespitlerime kuşku ile yaklaşanlar, birazcık sabretsinler..
“Gülen düşmanları”nın, “Paralel Yapı avukatı”na dönüşmelerinin arka planını gösteren “dinlemeler-teknik takipler” ortaya çıktığında, izaha muhtaç hiçbir şey kalmayacak.
Azıcık sabır!