Sokaktan geçerken iki çocuğun bir CEVİZ üzerinde birbirleriyle kavga ettiğini görür, şehrin saygın Arif hocası.
Bir ceviz tanesi uğruna, çocuklardan biri elindeki çubukla diğer çocuğun yüzüne vurup gözünü yaralar...
Biri göz ağrısından, diğeri de arkadaşının gözünü çıkarmış olabileceğinin korkusundan ağlamaya başlarlar, sonra da cevizi atıp koşarak evlerine giderler...
Gidip cevizi eline alır, kırdığında içinin çürük olduğunu görür. Koskoca âlim oracıkta kuru yere oturup ağlamaya başlar... Şaşkınlıkla sorarlar:
– Sana ne oldu hocam,sen niye ağlıyorsun?
Arif kişi:
– Sırf çocuksu duygularından hareketle ve cahil olduklarından dolayı içi boş, çürük bir ceviz yüzünden kavga ettiler. İşte ele geçirmek için can attığımız dünyanın da gerçeği böyledir. Tıpkı içi boş bir ceviz gibidir. Uğruna kavgalar eder, birbirimizin canına bile kıyarız...
Ömrümüz tükenip de yaşlandığımızda aynen bunlar gibi alıp onu atarız ve dünyadan yana tamamen eli boş çekip gideriz...
Mevlânâ Hazretleri şöyle diyor:
“Çocuklar oyun oynarlarken dükkân yaparlar, yalancıktan alışveriş ederler, fakat kâr elde edemezler, ancak vakit geçirirler. Yalancıktan dükkân açan çocuk, akşam eve aç olarak döner. Bu dünya da o çocukların oyun yeri gibidir.”
Tezkiretü'l Evliya'da ise yine şöyle bir boş ceviz meseli vardır.
Ebû Bekir Şiblî, bir gün yolda giderken buldukları bir ceviz için kavga eden iki çocuk görür. Şeyh Şiblî, bu cevizi onlardan alıp:
“–Biraz sabredin de bu cevizi ikinize paylaştırayım!..” der.
Sonra cevizi kırar, fakat cevizin içi boş çıkar. Tam o sırada:
“–Eğer gerçekten paylaştırıp kısmet dağıtan biriysen, şimdi bunu taksim etsene!” diye düşünür. Şiblî mahcub olur ve:
“–Bütün bu kavga, içi boş bir ceviz ve kuru bir 'hiç' içinmiş!..” der. [1]
Uğruna nice kavgaların yaşandığı dünya nîmetleri de, hakîkatte içi boş bir ceviz gibidir. İnsan, fânî hayat uykusundan ecel îkâzıyla uyanınca, onun ne kadar kısa, geçici ve boş olduğunu anlayacaktır. Bu fânî âlemde bir hiç uğruna katlandığı meşakkatler için pişman olacaktır.
Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir. (Hadid, 20)