• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Devleti sömürmenin mucidi sensin Özkök!

Yeniakit Publisher
2015-05-17 15:07:00 - 2015-05-17 15:14:39
Devleti sömürmenin mucidi sensin Özkök!

Kekeç, yıllarca Aydın Doğan’ın akçalı işleri için elindeki gazeteyle devleti hizaya sokmaya çalışan, bu ilişkiler faş olunca başkalarını suçlamaya başlamayan Ertuğrul Özkök’e, “Bence sen sus Ertuğrul Özkök. Hiç ağzını açma. Hele meşruiyetten, hukuktan, demokrasiden, devlet kıyağından hiç söz etme. Bu ülkede “gazetecilik meşruiyetine” sahip olmayan bir kişi varsa, o da sensin” dedi.

İŞTE O YAZI:

Ertuğrul Özkök’ün işi neden “horoz dövüşüne” çevirdiğini bilmiyorum...

Bizim grubun gazetelerinde çıkan bazı haberlere bozulmuşlar...

Buradaki insanlar da, onların gazetelerinde çıkan haberlere bozuluyorlar...

Olur...

Medya dalaşması, bazen karşılıklı hasara yol açabiliyor.

Fakat burada, medya dalaşmasının da ötesinde, siyasal sonuçlar doğurabilecek bir durum var...

Ertuğrul Özkök’ü ve patronunu rahatsız eden, galiba, bu durumun faş edilmesi.

Hani, Ethem Sancak’a küfrettiği yazısında, “Biz bu mahallenin en eskisiyiz” diyordu ya Özkök... Mahallenin en eskisi olarak hâlâ racon kesme hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. “Biz imtiyazlıyız” diyorlar. Komşu ve şerik istemiyorlar. (...)

Dertleri şu:

Siyasal alanda da “tek” ve “biricik” ve olmak istiyorlar.

Siyaset onlardan sorulmalı... Hükümetin nasıl teşekkül edeceğine, bakanlık koltuğunda kimlerin oturacağına, “icra organı”nın hangi alanlarda faaliyet göstereceğine ve neye cüret edeceğine onlar karar vermeli.

Efendim, medya organları illegal oluşumlarla ilişki içinde gösteriliyormuş... Patronları Aydın Doğan’a “haksız ithamlarda” bulunuluyormuş... Sürekli hedef gösteriliyorlarmış...

Bunları, hükümetin emrindeki “Yakup Cemil” özentili gazeteciler yapıyormuş... Oysa kendilerinin gazetecilik dışında bir amaçları ve hırsları yokmuş. Tek dertleri, demokrasinin bu topraklarda kökleşmesi ve kurumsallaşmasıymış... Bunu ne Ethem Sancak’ın gazeteleri, ne de hükümetin tetikçileri engelleyebilirmiş...

İyi de birader, öyle değil miydiniz?

İllegal oluşumlarla işbirliği içinde değil miydiniz?

Bütün darbeleri desteklemediniz mi?

Elinizde tuzluk, bütün muhtıraların peşinden koşmadınız mı?

Farklılıklara savaş açmadınız mı?

Linç ettiğiniz insanların arkasından “Vay Şerefsiz” diye ünlemediniz mi?

Meslektaşlarınızı andıçlamadınız mı?

Paşa’nın Başkan’ı nasıl hizaya soktuğunu ballandıra ballandıra anlatmadınız mı?

RTÜK Yasası’nı lehinize düzenletmek için, “her şeyin hukuktan ibaret olmadığını” söylemediniz mi? (...)

Paralelcilere alan açmadınız mı?

Bir “tespih” ve “ananas” hattı kurmadınız mı?

Hâlâ onlarla ayrı telden çalıp oynamıyor musunuz?

Milli çıkarlar söz konusu olduğunda hâlâ hop oturup hop kalkmıyor musunuz? “Yerli tank, yerli otomobil” diyen işadamlarına hâlâ aynı ithal argümanlarla saldırmıyor musunuz? (...)

Barış tehlikesine (!) karşı aynı “şer cephesiyle” ittifak halinde değil misiniz?

Hayır, değillermiş... Kendileri bu mahallenin yerlisiymiş. Ethem Sancak dünkü çocukmuş, eskiden Maocuymuş... Şimdi devlet kıyağıyla edindiği gazetelerde racon kesiyormuş... Ethem Sancak’ın gücü yetmezmiş kendilerini bu topraktan söküp atmaya... Hepsi vız gelir tırıs gidermiş.

Bunları Ertuğrul Özkök söylüyor.

Bir dolu da küfür ediyor tabii.

Bence sen sus Ertuğrul Özkök.

Hiç ağzını açma.

Hele meşruiyetten, hukuktan, demokrasiden, devlet kıyağından hiç söz etme.

Bu ülkede “gazetecilik meşruiyetine” sahip olmayan bir kişi varsa, o da sensin.

Bu ülke “devlet kıyağı”nı sizlerle tanıdı... Senin “karton fabrikası” temaslarınla tanıdı...

Bence sus ve bir an önce kendini unutturmaya bak.

AHMET KEKEÇ / STAR

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23