• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?

Gazetemiz okurlarından Oktay Yüksel \ Afyonkarahisar 'Devlet ile Vatandaş Arasındaki Duvarlar Nasıl Yıkıldı?' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Türkiye’de devlet geleneği uzun yıllar boyunca mesafeli, buyurgan ve halktan kopuk bir idare anlayışıyla anıldı. Özellikle tek parti döneminden itibaren valiler, çoğu zaman milletin değil ideolojinin temsilcisi gibi davrandı. CHP’nin “Milli Şef” olarak tanımladığı İsmet İnönü’nün başvekil olduğu dönemde, 1936 tarihli genelgeyle valilerin ve mülki idare amirlerinin parti üyeleri arasından atanmasının önü açıldı. Bu adım, devletin tarafsızlığına gölge düşürürken, halk ile yönetim arasına kalın duvarlar örülmesine zemin hazırladı.

Bu zihniyetin sahadaki yansımalarını gösteren çok sayıda ibretlik örnek var. “Ey gidi Giresun” adlı kitapta yer alan bir fotoğraf karesinde, Giresun Valisi Feyyaz Bosut’un makam aracının Cumhuriyet Bayramı için süslendiği ve aracın üzerinde CHP’nin amblemi olan “altı ok”un yer aldığı görülüyor. Devletin makam aracı, açıkça bir partinin sembolüyle donatılmıştı.


 

Yine aynı dönemin ruhunu en iyi anlatan olaylardan biri, Türk halk ozanı Âşık Veysel’in yaşadıklarıdır. Âşık Veysel, Atatürk ile görüşebilmek için üç ay boyunca yürüyerek Ankara’ya gelir; ancak köylü kıyafeti nedeniyle Ulus’tan dışarı atılır. Anadolu’nun sesi, bu toprakların vicdanı olan bir halk ozanı, devleti temsil eden kapılardan geri çevrilir.

CHP’li Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın Yüksel Serdengeçti’ye söylediği şu sözler ise halkın nasıl görüldüğünü açıkça ortaya koyar: “Ulan öküz Anadolulu, sizin iki vazifeniz var: çiftçilik yapmak ve askere çağırdığımızda askere gelmek.”

Devletin vatandaşına bakışı özetle budur. Yine dönemin Bolu Valisi Ali Serindağ’ın, CHP Genel Sekreteri Önder Sav ile “seçimin nasıl kazanılacağını” istişare etmesi, valilik makamının nasıl siyasileştirildiğinin başka bir göstergesidir.


 

Ancak Türkiye, özellikle son 20 yılda bu anlayışı geride bırakan köklü bir dönüşüm yaşadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, “devletin sahibi millet” anlayışı yeniden inşa edildi. Bu değişimin sahadaki en net yansıması ise valiler üzerinden görüldü.

15 Temmuz darbe gecesi Sakarya Valisi Avni Coş’un telsizden yaptığı kararlı anons, artık devletin milletin karşısında değil, milletin yanında durduğunun ilanıydı. O gece valiler, koltuklarını değil vatanı savundu.

Bugün geldiğimiz noktada ise bambaşka bir vali profiliyle karşı karşıyayız. Tunceli Valisi Şefik Aygöl’ün, bir korumasına marulun arasına çiğ köfte koymadan uzatacak kadar samimi olması ya da yatalak eşine yardım edildiği için valiliğe gelen yaşlı bir teyzenin, ördüğü patikleri “eşine verirsin” diyerek valiye hediye etmesi; devletle vatandaş arasındaki gönül bağının kurulduğunu gösteriyor.


 

Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun mesai bitiminde çarşıda esnafla sohbet etmesi, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in deprem süresince aylarca çizmelerini çıkarmadan çalışması, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu’nun Alevi dedesi, farklı partilerden milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla birlikte binlerce gençle sabah namazında buluşması; bu yeni dönemin sembolleridir.

Ve Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı… Namıdiğer “Devlet Ana”. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk başörtülü valisi olarak tarihe geçen Yiğitbaşı, bir ilki temsil etmenin ötesinde, şefkati ve adaletiyle devletin yüzünü değiştiren bir isim oldu. Sosyal medyada kendisine yazılan her mesaja tek tek cevap vermesi, soğuk kış günlerinde evsiz kalabilecek vatandaşlara ev açması, hayvanları çalınan bir kadına hayvan desteği sağlaması ve altı ay sonra o kadının, kendi yoğurdunu getirip teşekkür etmesi… Bunlar istatistik değil; insan hikâyeleridir. İşte fark tam da burada yatıyor. Dün, halkı hor gören, devleti ideolojinin sopası gibi kullanan valiler vardı. Bugün ise vatandaşın derdiyle dertlenen, kapısını değil gönlünü açan idareciler var. Bu değişim tesadüf değil. Bu dönüşüm, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu millet odaklı yönetim anlayışının sahaya yansımasıdır.


 

Devlet ile vatandaş arasında geçmişte örülen o soğuk, kalın duvarlar yıkılıyor. Yerine güven, samimiyet ve merhamet inşa ediliyor. Ve bu yeni devlet aklı, artık milletin tam kalbinde duruyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23