Arıların, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde doğal olarak yetişen “dağ gülü” adlı bitkinin nektarından ürettikleri ve tarihte kimyasal silah olarak kullanıldığı bilinen “deli bal”ın 1 çay kaşığından fazla yenilmesi zehirlenmek demektir!
Bir şifa vesilesi olan balın özellikleri, arının nektarı için dolaştığı bitkiye göre değişiyor..
Karadeniz bölgesinde bin 800 metre yükseklikteki ormanlık alanlarda yetişen, “dağ gülü” olarak bilinen bitkinin pembe renkli çiçeklerinin arılar tarafından bal yapılmak için kullanılması kovanlarında “deli bal”ı oluşturuyor.
“Deli bal”ın alternatif tıpta mide ağrılarında, bağırsak hastalıklarında, şeker hastalığında ve hipertansiyon tedavisinde kullanılıyor.
“Dağ gülü”nün yapısında bulunan, iskelet ve kalp kası hücrelerinde, merkezi sinir sistemini etkileyen “grayanotoksin” adlı maddenin, bu çiçekten yapılan balın içinde de oluyor.
Arıların bu çiçekle yaptıkları bal 'deli bal hastalığı' denilen rahatsızlığa sebep oluyor.
Günümüzde deli bal, Karadeniz Bölgesi'nde alternatif tıp ilacı olarak kullanılmaktadır. Bu balın 1 çay kaşığından fazla yenilmesi zehirler.
Bu zehirlenme, bal yendikten birkaç dakika veya saat sonra ortaya çıkmaktadır. Tükürük artışı, kan basıncında ve nabızda belirgin düşüşe sebep olmaktadır.
Grayanotoksin, direkt kalbe etki eden bir zehirdir.
Şuur kayıplarına, kaslarda gevşemelere yol açar.
Kişide, çok şiddetli bir tansiyon düşmesi olursa, ölüme kadar varabilen sonuçlar doğurabilir.
Yaşlılarda, çocuklarda normal insanlara göre daha tehlikeli olabiliyor.
SİLAH OLARAK KULLANILMIŞ
Tarihi belgelerde, Milattan Önce 401 yılında Karadeniz yakınlarında kamp yapan işgalci 10 bin Yunan askerin bölge halkı tarafından deli balla zehirlendiklerine ilişkin bilgiler var.
Karadenizli o zaman da uyanık zeki insanmış!
Tarihte düşmanları etkisiz hale getirmek için kullanılan ilk biyolojik silah olan bu bal tüketilirken çok dikkatli olunmalı..
Deli baldan kaynaklanan zehirlenmenin boyutu, yenilen miktarla ilgili.. Grayanatoksin”in yoğunluğunun baldan bala değişebileceği gibi, zehirlenme belirtilerinin de kişiden kişiye değişebilir. Doğal gıda ve bal tüketiminin her geçen gün daha arttığı, turizm hareketlerinin hız kazandığı günümüzde, deli bal yüzünden hipertansiyon, nabız düşüklüğü gibi şikayetlerle hastanelere başvuran kişilerde, deli bal zehirlenmesi olabileceğini hatırlamak gerekir.
"Sarı çiçekli orman gülü"nden arıların elde etmiş oldukları bal hem zehir hem de ilaç olma özelliğine sahip.. Fakat eflatun renkli orman gülü ise zehirli olmayıp yine balı meşhurdur.
Bolu'da yaşayan bir balcı anlatıyor: 80'li yıllardı yöremizin bir bölgesinde bu orman gülünden gözün alabildiğince bir alan kaplıydı. Birkaç tane kovan götürdüm, maksadım o komar balını elde etmekti. Arılarımın günden güne eksildiğinin farkına vardım. Hele son gidişimde arılarda hiç yumurta olmadığını, arıların nerdeyse 10 çıtanın altına düştüğünü gördüm. Hiç aklıma gelmedi bu balın zehir olduğu..
Çocukluktan kalan alışkanlıkla birkaç tane çiçeği koparıp emdim. Dünyam dönmeye başladı, kendimi kaybettim. Öğle yemeği saatleriydi yakınlarda ev vardı. Beni yemeğe davet etmişler. Benden ses seda yok! Gelip bakmışlar ki, baygınım!
Kolonya falan zor ayılttılar.. Biraz kendime gelince ayran içirdiler. Yemeği yedik çok zaman geçmeden bütün yediklerimi çıkardım. O akşam arıları kapadım ve köyüme geri götürdüm ama nafile bütün hepsi söndüler. Bu bana unutamayacağım ders oldu!