TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın “Yeni anayasa laik olmamalıdır” açıklamasına hukukçulardan destek geldi. Milletine “Fransız” bir anayasanın Türkiye’ye yakışmadığını belirten hukukçular, “Sadece Müslümanlara değil, bütün inançlara saygılı ve Türk milletine özgü bir anayasa” vurgusu yaptı.
RAMAZAN ALKAN / ANKARA - Yıllardır Müslüman Türk milletini inançlarından koparmak için bir silah gibi kullanılan laiklik, yeniden gündeme geldi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AY-BİR)’nin İstanbul Üniversitesi’nde düzenlediği “Yeni Türkiye ve Yeni Anayasa” konulu konferansta konuştu. Kahraman, “Anayasa inanca göre tasnif edildiğinde, bu 82 Anayasası da, 61 Anayasası da dindar anayasalardır. Neden? Resmi tatiller, Kurban Bayramı, Ramazan Bayramı’dır. Din dersleri mecburidir ve inanca dayalı bir yapısı vardır. Yani seküler değildir, dindar anayasadır. Laiklik tarifi de ona göre olmalıdır. Laiklik bir kere yeni anayasada olmamalıdır. Dünyada üç anayasada laiklik var. Fransa, İrlanda, bir de Türkiye’de var. Tarifi de yok. İsteyen, istediği gibi bunu yorumluyor. Böyle bir şey olmamalıdır. Dindar anayasa meselesinden anayasamızın kaçınmaması lazım. Dini olarak bahsetmesi lazım. Bu benim şahsi görüşüm” dedi.
LAİKLİK AMAÇ DEĞİLDİR
Kahraman’ın bu sözlerinden ulusalcı-laik kesim büyük rahatsızlık meydana getirdi. Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, “Laiklik, bir amaç değildir. Amaç, insanların inanma ve inanmama özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. İnanç özgürlüğü güvence altına alındıktan sonra laikliğin anayasada yer alıp-almaması çok önemli değildir. Yeni anayasada din ve vicdan hürriyeti güvence altına alınmalıdır. Avrupa ülkelerinin birçok ülkesinin anayasasında laiklik diye bir kavram yok. Ancak bu ülkelerde din ve vicdan hürriyetleri garanti altında” diye konuştu.
ABD VE ALMANYA’DA LAİKLİK YOK
Anayasa alanında yaptığı çalışmalarla bilinen Yrd. Doç. Dr. Adnan Küçük de yeni anayasanın özgürlükçü olması gerektiğini vurguladı. Küçük, “Anayasada illa laiklik yazılması gerekmiyor. Önemli olan anayasa uygulamalarının inançlara saygılı olması. Gelişmiş ülkelerde laikliğin yazıldığı bir ülke var, o da Fransa. Demokratik bütün ülkelerde laiklik kavramı yazılmıyor. Ancak bu, diğer ülkelerin laik olmadığı anlamını taşımıyor. Almanya ve ABD gibi ülkelerin anayasalarında laiklik tanımı yok. Buna rağmen bu ülkelerde inanç özgürlüğü ve inançların korunması var” şeklinde konuştu.
LAİKLİK YENİDEN TANIMLANSIN
Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Dursun Bingöl ise, laiklik tanımının yeniden yapılmasını istedi. Türkiye’deki laiklik uygulamasının özgürlükçü bir anayasada yerinin olmadığına dikkat çeken Bingöl, “Laikliğin anayasa yer alıp almayacağı yerine, laikliğin anlamının tartışılması gerekiyor. Geçmişteki laiklik anlayışından farklı bir laiklik anlayışının topluma sunulması gerekiyor. Laikliğin tanımı günümüzde yeniden ele alınması gerekiyor. Laiklik gerçek anlamıyla uygulanabilirse laiklik bu ülkeye zarar vermez. Türkiye’de birçok din ve İslam içerisinde de birçok cemaat var. Devletin bunlara karşı eşit olabilmesi için laiklik gerçek anlamıyla anayasa da yer alabilir. Geçmişteki anlayışla laiklik bütün kesimlere zulüm olur” dedi.