Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, TBMM Genel Kurulunda Cumhurbaşkanlığının 2021 yılı bütçesini sundu: (4)
"Bize uygulamaya çalıştıkları yaptırımlar, geliştireceğimiz sistemleri biraz daha önce geliştirmemizi sağlayacaktır" - "Türkiye Varlık Fonu, çok katı ve kapsamlı bir denetime tabidir" - "Türkiye Sigorta ile uluslararası alanda bir sigorta markası oluşturmada önemli bir aşama kaydetmiş durumdayız" - "DEAŞ, FETÖ gibi birçok hain terör örgütünün kol gezdiği ve İslam'ın yanlış yorumlandığı bir ortamda Diyanet İşleri Başkanlığımızın rolü, son derece önemlidir" - "PKK'nın yok ettiği orman varlığı 10 milyon ağaç. Bu, sadece sayabildiklerimiz. Ağaç sevgisi olanlar neredesiniz? Buradaysanız, sesinizi çıkarın. Ormanları, ağaçları yakan PKK'ya karşı, terör örgütlerine karşı sesinizi çıkarın"
TBMM (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Bize uygulamaya çalıştıkları yaptırımlar, geliştireceğimiz sistemleri biraz daha önce geliştirmemizi sağlayacaktır." dedi.
Oktay, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığının 2021 yılı bütçesini sundu.
Yurt içi tasarrufları artırmaya yönelik bir diğer bir adımın da "Türkiye Sigorta" ve "Türkiye Hayat Emekliliği"nin kurulması olduğunu dile getiren Oktay, "Türkiye Sigorta ile uluslararası alanda bir sigorta markası oluşturmada önemli bir aşama kaydetmiş durumdayız. Bu da son derece önemli. Daha çok uluslararası alanda bir marka oluşturma arzumuz var." diye konuştu.
Oktay, Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank’ın sigorta ve hayat-emeklilik alanlarındaki iştiraklerini bir çatı altında birleştirerek, yurt içi tasarrufları daha etkin şekilde artıracaklarını belirtti.
- "Varlık Fonu'nu muhalefet diline doladı"
Muhalefetin, Türkiye Varlık Fonunun denetlenmediği eleştirilerine değinen Oktay, "Türkiye Varlık Fonu, çok katı ve kapsamlı bir denetime tabidir. Saygınlığı uluslararası piyasalarca kabul görmüş şirketler tarafından yapılan bağımsız denetimi, Devlet Denetleme Kurulu denetçilerinin yaptığı denetim izlemekte ve süreç ülkemizin en üst denetim mercii olan Meclis denetimiyle bitmektedir. Türkiye Varlık Fonu çatısı altında bulunan ve daha önce Sayıştay denetimi devam eden tüm kuruluşlarımızın aynı şekilde Sayıştay denetimi devam etmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye Varlık Fonunun borçlarının arttığı eleştirilerinde doğruluk payı olmadığını dile getiren Oktay, Fonun 2017 yılındaki finansal tablolarına sadece 2 şirket konsolideyken 2018 yılında finansal tablolara 13 şirketin daha eklenmesi sonucu fark oluşmasının doğal olduğunu kaydetti.
Borçluluğun bağımsız denetçi raporunda yer aldığını anlatan Oktay, OECD standartlarında, borçlanmanın varlıklara oranının yüzde 22 seviyelerinde olması kabul görürken, Türkiye Varlık Fonunun borçluluk oranının yüzde 3 olduğunu belirtti. Fuat Oktay, "Varlığa dayalı kalkınma fonumuz Türkiye Varlık Fonunu karalamaya çalışanlara en güzel cevap, Fonun uluslararası yatırımcılardan gördüğü rağbettir. Türkiye Varlık Fonu, stratejik bir yatırım kolu olarak ülkemizin gelecek vadeden projelerine, şirketlerine ve işbirliklerine yatırım yapmayı sürdürecektir." dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin (İSEDAK) çalışmalarının uluslararası temsile uygun ve Türkiye'nin itibarına yaraşır bir şekilde Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü ifade eden Oktay, "Önümüzdeki dönemde, İslam İşbirliği Teşkilatı tercihli ticaret sistemi, İSEDAK Altın Borsası, İSEDAK Gayrimenkul Borsası ve S&P İSEDAK Endeksi gibi projelere ilişkin çalışmalara hız vererek bu alanlarda da somut netice almayı sürdüreceğiz." diye konuştu.
- "İletişim Başkanlığı önemli işbirliklerine de imza attı"
İletişim Başkanlığının, ulusal ve uluslararası düzeydeki meselelere ilişkin Türkiye'nin tezlerini ve imajını güçlendirmek amacıyla yıl boyu stratejik iletişim çalışmalarını yürüttüğünü, sosyal medyanın doğru ve etkili kullanımı konusunda projeler gerçekleştirdiğini aktaran Oktay, "İletişim Başkanlığı, Türkiye-Azerbaycan Medya Platformu ve İslamofobiye Karşı Türkiye-Malezya-Pakistan ortaklığında güçlü bir uluslararası medya ve iletişim merkezi kurulması gibi önemli işbirliklerine de imza atmıştır. İletişim Başkanlığımız, ülkemizin marka değerini her platformda daha da yükseltmek için kamu diplomasisinde öncü ve etkin rolünü ısrarla sürdürecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un maaşı hakkında daha önce Mecliste bilgi verdiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
"Ne kadar açıklarsak açıklayalım, duymak istemiyorsunuz. Ne İletişim Başkanı ne başka birisi, kamuda çalışan hiç kimse... Önceden, istediği yerden istediği kadar yönetim kurulu üyelikleri alabiliyorlardı veya nerede görev yapıyorsa huzur hakları veya ücretler alabiliyorlardı. Biz kendi dönemimizde bunu engelledik. Bunu engelleyen biziz, siz değilsiniz ve şunu da söyledik: Kaç tane kurulda veya nerede görev yaparsanız yapın, sadece bir tanesinden huzur hakkı alabilirsiniz, başkasından hiçbir şey alamazsınız ve bu herkes için böyledir, bunun bir istisnası söz konusu olamaz. Olsa zaten yasaya aykırı. Böyle bir şey yok."
- "Diyanet İşleri Başkanlığımızın rolü son derece önemlidir"
Diyanet İşleri Başkanlığının, 129 bin mensubuyla hem yurt içinde hem de yurt dışında ilim ve irşat çalışmalarını sürdürdüğünü söyleyen Oktay, Başkanlığın din hizmetlerinin yanı sıra toplumsal birlik, beraberliğe katkı yapan sosyal ve kültürel içerikli faaliyetlerinin son derece önemli olduğunu vurguladı.
Oktay, "DEAŞ, FETÖ gibi birçok hain terör örgütünün kol gezdiği ve İslam'ın yanlış yorumlandığı bir ortamda Diyanet İşleri Başkanlığımızın rolü, son derece önemlidir. Milletimizin en zor anlarında daima yanında olan Diyanet İşleri Teşkilatı, vefa destek gruplarıyla da milletimizin yanında olmuştur." dedi.
Başkanlığın bütçesinin yüzde 96,2'sini, en zor anında daima milletin yanında olan Diyanet personelinin maaş ve prim giderlerinin oluşturduğunu anlatan Oktay, şöyle devam etti:
"Orman yangınlarından bahsedildi ve yağmur duasından bahsedildi. Allah'tan korkun. Siz bizim çevreciliğimizi sorgulayamazsınız. Ormanların azalması iddiası gerçeği yansıtmamakta. 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığı 2,1 milyon hektar artırılarak 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara çıkarılmıştır. 2023 yılına kadar 7 milyar fidan toprakla buluşacaktır; isteseniz de istemeseniz de buluşacak.
PKK'nın yok ettiği ormanlara gelince ses çıkarmayan sizler, ağaç diken ve ormanları koruyan bize dil uzatmaya çalışıyorsunuz. Çevrecilikten bahsediyorsunuz bize. PKK'nın yok ettiği orman varlığı 10 milyon ağaç. Bu, sadece sayabildiklerimiz. Ağaç sevgisi olanlar neredesiniz? Buradaysanız, sesinizi çıkarın. Ormanları, ağaçları yakan PKK'ya karşı, terör örgütlerine karşı sesinizi çıkarın. Siz ne yaparsanız yapın, biz inşa etmeye, ağaç dikmeye, ormanları korumaya, çevreyi güzelleştirmeye devam edeceğiz."
Milli Saraylar İdaresi Başkanlığının, tarihi eserler ve yapıları kültürel ve tarihi arka planlarına sadık kalmak suretiyle ihya ettiğini ve yabancı ziyaretçiler tarafından modern müzecilik anlayışı içinde ziyaret edilmesini sağladığını belirten Oktay, böylece ekonomi açısından da yine stratejik önemi haiz turizm sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırdığını dile getirdi.
- "Savunma sanayimizin gelişimini tüm dünya kabul ediyor"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, savunma sanayisinin, bağımsızlığı korumak ve her alanda Türkiye'nin, vatandaşların güvenliğini sağlamak için güvenlik güçlerinin ihtiyaç duyduğu teçhizatı geliştirme yeteneğine sahip kuruluşların tümünü içinde barındırdığını ifade etti.
Savunma Sanayii Başkanlığının stratejik sorumlulukla belirlediği hedefler ve iş birliğini güçlendiren yapısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türk savunma sanayisini ileriye taşıdığının altını çizen Oktay, şunları söyledi:
"Son 18 yılda savunma sanayisi sektörümüzün büyük gelişim gösterdiğini tüm dünya kabul etmektedir. Halihazırda sektör, ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde dost ve kardeş ülkelerin de bu alandaki taleplerine cevap verebilecek hale gelmiştir.Yürütülen 700'ü aşkın proje ve diğer ilgili faaliyetlerin sonucunda gelinen noktada yıllık 11 milyar dolar sektör cirosu ve 3 milyar dolar seviyesinde ihracat tutarına ulaşılmıştır. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında bugün 7 Türk şirketi bulunduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Kara ve deniz savunma araçlarında dünyada kendi zırhlı araçlarını, savaş gemilerini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke arasında yer alıyoruz. İHA, SİHA ve TİHA üretiminde ise dünyanın ilk 3 veya en fazla 3-4 ülkesi arasındayız."
- "Yaptırımlar, geliştireceğimiz sistemleri biraz daha önce geliştirmemizi sağlayacak"
Oktay, yurt içinde gerçekleştirilen başarılı terör operasyonlarıyla Barış Pınarı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı gibi sınır ötesi operasyonlarda insansız hava araçları başta olmak üzere milli savunma ürünlerinin ordunun gücüne güç kattığını dile getirerek, bugün tüm dünyanın gıptayla takip edeceği ve Türkiye'yi dışa bağımlılıktan kurtaracak gelişmiş hava savunma sistemlerini geliştirdiklerini, daha da geliştireceklerini vurguladı.
Fuat Oktay, "Bize uygulamaya çalıştıkları yaptırımlar, geliştireceğimiz sistemleri biraz daha önce geliştirmemizi sağlayacaktır." dedi.
Milli güvenliği milli teçhizatlarla sağladıklarını kaydeden Oktay, "Karada ALTAY, EJDER ve Pars; Mavi Vatan'da MİLGEM gemileri; havada ATAK, GÖKBEY, Akıncı, AKSUNGUR ve ANKA ile elektronik harp sistemlerinde KORAL ve SOJ; ülkemize gök kubbede siper olacak hava ve füze savunma projelerimiz; HİSAR, KORKUT ve SİPER'le savunma imkanlarımızın gücüne güç katıyoruz." diye konuştu.
Terör örgütleriyle mücadelede yerli teçhizatların kullanıldığını belirten Oktay, "Rahatsızlık duyanlar, yaptırım uygulamaya çalışanlar da bundan dolayı yaptırım uyguluyorlar. Yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletinin, hükümetinin, milletinin iş bilmediğinden veya uluslararası camiayla nasıl iş kuracağını, o kurallara nasıl uyup uymayacağını bilmediğinden değil; bizim mücadele ettiklerimizden rahatsız oluyorlar." ifadesini kullandı.
Sınır ötesinde en zorlu şartlarda gerçekleştirilen harekatlarda tek bir sivilin kılına dahi zarar vermediklerinin altını çizen Oktay, sahip olunan savunma sanayisi teknolojileri sayesinde bu duruma son derece dikkat ettiklerini söyledi. Oktay, "Bunun en son örneklerini Azerbaycan'ın yaptığı operasyonlarda bile gördük. Yine bizim teknolojilerimizin verdiği imkanları burada da gördük. Ermeniler neler yaptı, gördünüz. Türk milleti neler yaptı, onu da gördünüz; özellikle siviller için ifade ediyorum." şeklinde konuştu.
- "Biz eli kanlı teröristleri vuruyoruz, sesi Fransa'dan geliyor"
Terör örgütüne yönelik operasyonlara karşı eleştirileri de anımsatan Oktay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz eli kanlı teröristleri vuruyoruz, onları inlerinde vuruyoruz, zalimleri vuruyoruz; sesi Fransa'dan geliyor, sesi Batı ülkelerinden geliyor, içeride onların sözcülüğünü yapanlardan geliyor. Sesin geldiği yerlere baktığımızda, aslında biz doğru yolda olduğumuzu görüyoruz. Ses nereden gelirse gelsin, biz doğru bildiğimiz yolda ilerleyeceğiz. Teröristlere karşı milletin yanında, zalimlere karşı mazlumların yanında yer almaya devam edeceğiz. Onlardan medet uman ve onların dünyadaki uşakları da dahil bize ses verenlere söylüyorum: Onlar nereden, ne ses verirlerse versinler, umurumuzda bile olmaz. Biz bildiğimiz yolda ilerleriz ve ilerlemeye de devam edeceğiz. Milletimiz bizimle olsun yeter."
Oktay, Ar-Ge çalışmalarında yenilikçi yaklaşımlara önem verdiklerini, değişen küresel şartlara uyum içinde gelecek için önem arz eden biyogüvenlik, siber güvenlik ve gıda güvenliği gibi alanlarda da çalıştıklarını anlattı.
- "O tankı zamanında üreteceğiz"
Tank Paleti Fabrikası'na ilişkin defalarca açıklama yapıldığını dile getiren Oktay, Türkiye'nin milli menfaatleri ne kadar gerektiriyorsa savunma sanayine ayrılan payı o kadar artırmaya devam edeceklerini belirtti.
Fuat Oktay, "Prototipi üretilmiş bir tankın seri üretiminden bahsediyoruz. Seri üretimin ön şartı güç sistemi yani motor, transmisyon ve yan aksamı dahil bileşenlerin sorunsuz şekilde zamanında temini. Özellikle güç sistemi maalesef ilgili ülkenin ihraç müsaadesi çıkarmaması nedeniyle gerçekleşmemekte. Orayı eleştireceğinize dönüp bu tarafı eleştirmeye başlıyorsunuz. Prototip geliştirme aşamasında sorun çıkarmayan ilgili ülke, seri üretim aşamasında sorun çıkarıyor. Acaba neden? Ben onu takdirlerinize bırakıyorum. Biz, kim ne sorun çıkarırsa çıkarsın bu güç sistemlerinin motorlarını da yerli üretimini de sağlayacağız ve o tankı zamanında üreteceğiz."
(Bitti)