• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukluk ve futbol arkadaşından çarpıcı açıklamalar!

Yeniakit Publisher
2023-12-26 08:37:00 - 2023-12-26 10:59:16
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocukluk ve futbol arkadaşından çarpıcı açıklamalar!

Gazetemiz yazarlarından İdris Günaydın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çocukluk ve futbol arkadaşı Muhterem Tepekıran ile bir söyleşi yaptı. Tepekıran, Cumhurbaşkanımız hakkında bugüne kadar hiç duyulmamış çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe’de oynayacaktı lakin babası razı olmadı… Bir kez olsun sigara içtiğine… O yüzden Kasımpaşa’nın kötü adı çıkmıştı!.. Eğer Reis, toplantılarında bir kadeh içki alsaydı?.. O eğlencede Reisi de oynattık… ‘Yarın biz de böyle yargılanabiliriz’ dedi.

İdris Günaydın’ın yaptığı ve Cumhurbaşkanımızın çocukluk arkadaşı Muhterem Tepekran’ın çarpıcı açıklamalarda bulunduğu o röportaj…

Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1950 İstanbul doğumluyum. Kasımpaşa’da büyüdüm. Şu anda Pendik’te oturuyorum.

Tayyip Erdoğan ile kaç yılından beri veya kaç yaşından beri tanışıyorsunuz. Biraz o çocukluk yıllarındaki Kasımpaşa’yı anlatır mısın?

O günlerin Kasımpaşa’sında evler bir veya iki kat, sokak aralarının çoğu topraktı. Ailelerin gelirleri sınırlı fakat çocuk sayısı çoktu. Babam Ali Tepekıran ile Tayyip Beyin babası Ahmet Erdoğan aynı vapurda çalışırlardı. Tayyip Beyin babası kaptan, benim babam personel…

Annelerimiz Hava Tepekıran ile Tenzile Erdoğan ahiret kardeşi, komşu, sırdaş, arkadaş idiler. Evlerimiz arasında elli metre bile mesafe yoktu. Genelde dindar, inançlarına ve geleneklerine bağlı aile çocuklarıydık. Fakirdik ama mutluyduk.

O günün Kasımpaşa’sında hırsızlık falan olmazdı. Evlerin kapısında kilit bile bulunmazdı doğru dürüst.

Kötü niyetli biri kapıya vursa içeri girebilir. O derece kapılarımız şeffaftı ama öyle şeyler olmazdı. Mahallemizde Romanlar, Tatarlar, Arnavutlar vardı.

Aramızda husumet olmazdı. Her şey doğaldı. Kavgalar olurdu ama araya büyükler, uslular girer barıştırırdı. Anlaşmazlık olsa bile mahkemelere intikal etmezdi.

 

Biraz da Recep Tayyip Erdoğan’dan yani Reisten bahseder misin?

Reise gelince; beraber futbol oynadık. Ben ondan dört yaş büyüktüm. Reis hem bizimle futbol oynar hem de dinlenme zamanlarında bize su satardı. Beş kuruş, on kuruş neyse su alır içerdik. Stadyum yok. Toprak zeminler var. Oynar toz toprak içinde kalırdık. Elimizi ayağımızı yıkardık. Hatta hiç unutmam; Reisten su alıp elimi ayağımı yıkadım ve ona para verdim…

Yani ticarete daha o küçük yaşta başlamış! Yani hayatı ve ekonomiyi o yaşta öğrenmiş…

Büyüklerimizin olduğu kahvelere giremezdik. Girsek ikaz ederlerdi. Ayrıca zaten kahvehane yoktu.

Recep Tayyip Erdoğan’ın o yaşlarda ticaret meşguliyeti ve futbol meşguliyeti dışında böyle liderlik vasıflarını çağrıştıran özellikleri var mıydı?

Gençlik icabı Beyoğlu'na çıkardık ama Reis bizimle gelmezdi

Tabi, tabi… Mesela kulübümüzün kongresine bizden yaşça küçük olmasına rağmen o giderdi. Bir toplantımız olsa o konuşurdu. Bir konuda aramızdan birini temsilci seçip bir yere göndermek gerekse onu seçerdik.

Bir önemli özelliğini sonraları, hatta şimdilerde daha iyi fark ediyoruz: Beyoğlu bize yakın olduğu için, Beyoğlu’nun da kendine göre sosyetesi çok olduğundan, gençlik icabı arada Beyoğlu’na çıkardık lakin Reis bizimle gelmezdi. Hiçbir zamanda küçümseme, eleştirme, hakir görme de olmazdı.

O yaşlarda nişanı belliydi onun. Muazzam bir hafızası vardı. Hiçbir şeyi unutmazdı hala da öyle.

Gençlik yıllarımızda bizim saçlarımız uzun olurdu ama o hiçbir zaman saçlarını uzatmazdı.

Babası Ahmet amca biraz da disiplinliydi.

Maçlardan sonra bazen yemeğe giderdik veya yemekler yenirdi. Reis hiçbir zaman gruptan kopup, bir mazerete sığınıp bir yere gitmezdi.

Şiir yarışmalarına giderdi. Hep birinci olurdu. Hep ön plana çıkardı.

O yüzden Kasımpaşa'nın adı kötüye çıkmıştı

Ayrıca barıştırıcıydı. Aralarında anlaşmazlık veya kavga olan bütün arkadaşları barıştırırdı. O barıştırma işini iyi hallederdi.

Kasımpaşa’nın bir başka yüzü de adının çıkmasıydı. Bazı kötü alışkanlıklar edinme konusunda Kasımpaşa’nın müsait zeminleri vardı. O yüzden Kasımpaşa’nın kötü adı çıkmıştı. Kasımpaşalı mısın; aman aman derlerdi.

Bir kez olsun sigara içtiğine şahit olmadım

Bizler, şükür ki o muhitlere hiç girmedik. Tayyip Bey de o muhitlere hiç girmedi. Hiçbir kötü alışkanlık edinmedi. Bir kez olsun sigara içtiğine şahit olmadım!

Babası topçu olmasını istemedi. Hep okumasını istedi. O ise top oynamak istiyor lakin okula da gidiyordu. MTTB ye falan da giderdi.

O yıllarda formalarımız yıkanmazdı. Kendimiz yıkardık. Mahalle çeşmeleri arasından su taşıyıp yıkadığımız olurdu.

Tayyip Beyin ayakkabılarını da yıkadığımız olurdu babası görmesin diye…

Fenerbahçe'de oynayacaktı ama babası razı olmadı

Fenerbahçe’nin başında Didi’nin antrenörlüğü zamanında Tayyip Beyin Fenerbahçe’ye gönderilmesi gündeme geldi lakin babası razı olmadı.

Amatör kulüplerde oynayıp kendimizi tatmin ettik. Biz dört kardeş futbolcuyduk. Abim Kadem Tepekıran, Muzaffer Tepekıran, ben, kardeşim Zeki Tepekıran… Reis dördümüzün üçüyle aynı takımda oynadı. Abim bizden hayli büyüktü.

Futboldan bir gelirimiz falan yoktu. Sadece büyüklerimiz oralara takılmamızı istiyorlardı ki; gençler başka yerlere takılmasınlar, kötü bir alışkanlık kazanmasınlar, sözden çıkmasınlar diye… Bir Ahmet ağabeyimiz vardı. Tabir caizse ona İnekçi Ahmet derdik. O bize çok sahip çıkardı.

 

Reis bugün sizlere karşı nasıl? Gördüğünde tanımazlıktan mı geliyor yoksa tanıyor mu? İlgileniyor mu?

O son derece ahde vefalıdır. Hiç gurur kibir yoktur. Bugün görse beni kardeşlerimi veya o günkü takım arkadaşlarını, mahalle arkadaşlarını, hiç fark etmez; yanına çağırır, hal hatır sorar, cenazemize, düğünümüze gelirdi artık gelemiyor ama mutlaka o aileden biri gelir ve selamını söyler. Reis bugün dünya lideri olduğu halde onda o günkü ile hiç fark eden bir şey yok. Kaybedilen bir şey yok.

Benim yirmi senem Kocaeli kâğıt fabrikasında geçti. Oraya futbolcu olarak gitmiştim. Arkadaşlara anlatıyorum. İşi kolay değil. Allah yardımcısı olsun. Türkiye Cumhuriyeti halkı böyle bir lidere sahip olduğu için mutlu olmalı. Sevmeyen zaten sevmez.

Anlaşıyor ki; küçükten itibaren hayatın içinden gelen biri.

Aynen öyle. Eğer Reis, uluslararası gezilerinde, toplantılarında bir kadeh içki alsaydı işler değişik boyutlara girerdi. Bazılarının bakışı değişirdi. İçmediği için, küçükten aldığı terbiyeyi bozmadığı için kimileri tarafından sevilmiyor. Çünkü doğru bildiğinden şaşmıyor.

Unutamadığın anıların var mı?

O eğlencede reisi de oynattık

Bir anım şöyle… Her sene, Kasımpaşa’da yetişen bir okçumuz vardı, onun anısına futbol turnuvası yapılırdı. Bu turnuvaya başka semtlerden de katılan kulüpler olur ve bayağı çekişmeli geçerdi. Biz turnuvada final oynuyoruz. Rakibimiz de Kulaksız Spor… Zaten Kulaksız Sporla aynı sahayı ortak kullanıyoruz. Finalde Reis santrafor oynuyor, ben geride oynuyorum. Biz maçı 3/1 aldık, şampiyon olduk. Maç sonrası kulübün bahçesinde eğlence yapacağız. Beni Hacı Hüsrev’e çalgıcı çağırmaya gönderdiler. Beş takım çalgıcı gelecek. Getirdim ve önce Reisin evinin önüne geldik. Çalgıcılara “vurun” dedim. Çalgı çalmaya başladı. Reisi evden aldık. Kulüp, evin olduğu yerden yukarıda idi; orada Reis de dahil insanlar oynuyor, eğleniyor, mangallar yanıyor. Reis daha yirmi iki yaşlarında falan… O eğlencede Reisi de oynattık.  Çünkü pek bu tür eğlencelere katılmazdı.

Annemle annesi ahiret kardeşiydi. Akşamları bir araya gelirler, çekirdekçiden çekirdek, fıstık alırlar kapının önünde otururlardı. Kapılarda kilit yoktu. Romanlarla beraber otururduk. Çok iyi insanlardı. Aramızda hiç problem olmazdı.

Üniversite okumadı diyorlar, diploması yok diyorlar. Siz üniversite okuduğunu biliyor musunuz?

Ne büyük yalan. Üniversite okumayan adam yedek subay olarak nasıl askerlik yapar? Elbette ki şahidiz üniversite okuduğuna. Okumamışsa üniversite diyerek nereye gidiyormuş? Kasımpaşa’da herkes bilir onun üniversite okuduğunu…

Ben bir çocukluk arkadaşından dinledim. Çok vefalıydı diyor.

Yine vefalı. Ha, yok mu çevresinde vefasız adamlar. Elbette ki var. Ama o ahde vefayı asla unutmaz. Şimdi tabi dünyanın lideri. Sadece Türkiye ile değil dünya ile uğraşıyor. Yoksa asla vefayı unutmaz. Ne kimseden çekinir ne de unutur. Hani derler ya; Kasımpaşalıdır, diye; Kasımpaşalılığın harbiliği ondadır.

Yarın biz de böyle yargılanabiliriz dedi

Bir seferinde Abdullah Gül Cumhurbaşkanı. Emine Hanım’ın babasının cenazesinde baş sağlığına gittim. Evin kapısında beklerken Tayyip Beyin geldiğini ve eve yaklaşmakta olduğunu söylediler. Az sonra geldi. Beni görünce “oo” dedi ve koluma girerek odaya çıktık. Tabi gelip giden çok. Nihayet odada baş başa kaldık. “Reis, nasıl oluyor, nasıl gidiyor diye sordum.”  O tarihlerde de Mesut Yılmaz yargılanıyordu. “Muhterem dedi. Görüyorsun vaziyeti. Bir dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz yargılanıyor. Siyaset böyle bir şey. Yarın biz de böyle yargılanabiliriz. Ne olacağımız belli değil.”

Eskiden beri söylenir: Siyasetçinin iki elbisesi vardır. Biri bayramlık biri idamlık!..

Aynen, aynen.  Dedim ki orada, reis kendini çok hırpalıyorsun, yoruyorsun. Biz eski başbakanları da gördük, biliyoruz.”

Namazı niyazı bırakmaz, hainlik bilmez

Dedi ki; Birileri bu ülkeye sahip çıkacak. Bu işler bayrak yarışı. Ben bugün varım yarın yokum. Bu ülke boş bırakılacak bir ülke değil. Hiçbir tarafımız sıkıntısız, problemsiz değil. Her tarafımızda çelişkili, problemli yerler var. Biz karışık bir coğrafyanın tam ortasındayız.”

Çocukluğundan beri bu siyasetin, toplum işlerinin içinde. Namazını niyazını bırakmaz. O hainlik bilmez. Çünkü bize, arkadaşlarına, komşularına hiç hainlik yapmadı. Hainliği öğrenebileceği kimse olmadı hayatında.

(Kadem Tepekıran Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çocukluk ve futbol arkadaşı)

Biraz da anne babası hakkında bildiklerini konuşalım.

Emine Hanım'ın çantası

Tayyip Bey Tenzile Teyzenin oğlu. Kız kardeşi Vesile. Rahmetli annemle sık görüştükleri için gerek oradan gerekse amcamın oğlunun hanımı onlara Osmanlıca öğretmeye gidiyordu bir ara, oradan öğrendiklerimize göre; şu “lüx” yaşıyorlarmış falan uydurmalarının tamamı hikaye.. Bir gün dedi ki; Muhterem Ağabey, inanmazsın; Mahmutpaşa’ya gidiyor oradan alışveriş yapıyorlar. Laf çıkarıyorlar: Emine Hanım’ın çantası on beş bin dolarmış, yirmi bin dolarmış…Yok böyle bir şey” dedi. Yani Cumhurbaşkanının hanımı dünyayı geziyor. Tabi ki bizim hanımların çantasından, aksesuarından daha pahalısını alacak lakin öyle yazıldığı gibi değil. Kendi yaşam tarzları ve hayat telakkileri başka başka olanlar konuşacak başka laf bulamayınca lüzumsuz konuşuyorlar. Bugün hangimizin çocuğu yirmi yıl önceki gibi giyiniyor. Evler gardroplar eşyaları almıyor. Hepsi de moda tasarımlar.

Bazı insanlar Tayyip Beyin eserlerini konuşup onlarla gurur duyarken kimileri de yalan rüzgarına kapılıp gidiyor.

Şunu açıkça görmek mümkün: Türkiye’yi sevenler hizmetle övünme peşinde… Derdi, davası, midesi ve cebi olanlar, zevki ve çıkarı olanlar dedikodu peşinde.

Teşekkür ederim. Allah ülkemize de ona hizmet edenlere de dirlik ve sağlık versin

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Dinle

Düzgün adam.

MANYAKLAR EKSİK OLMAYACAK.

"GEVŞEK VATANSEVER;" SİZLER M. KAMAL"I PEYGAMBER HATTA İLAH İLAN ETTİNİZ DEĞİL Mİ.? O KONULAR SENİ AŞAR, SON PEYGAMBER GELMİŞ O MÜESSESE KAPANMIŞTIR. O YORUMUN NERESİ BATTI Kİ SANA, REİSİN İÇMEDİĞİ SİGARANIN FİLTRESİ Mİ, ÇAKMAĞI MI BATTI.???...!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23