Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan operasyon sinyali: Zor yoldan yapmamız gerekiyorsa ona da varız
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Yeni Üye Çalışmaları Ödül Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib meselesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Esed rejiminin saldırılarının devam etmesi halinde operasyon yapılacağının sinyalini veren Erdoğan, "İdlib'deki çözüm, rejimin saldırganlığının durdurulması ve anlaşmalardaki sınıra çekilmesi, aksi takdirde şubat bitmeden bu işi yapacağız. Bu işi zor yoldan yapmamız gerekiyorsa ona da varız" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Yeni Üye Çalışmaları Ödül Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
AK Parti 10,5 milyona yakın üye sayısıyla Türkiye'nin en fazla üyeye sahip partisidir. Bu dünyada da böyledir, örneği yok. AK Parti, uluslararası bir coğrafyaya hitap eden bir partidir.. Türkiye'de kuruluşu tepeden tabana doğru değil, tabandan tepeye doğru gerçekleştirilmiş ilk ve tek parti AK Parti'dir. Amacımız, 83 milyon insanımızın her bir ferdini bu büyük ailenin (AK Parti) bir parçası haline getirmektir.
Üye çalışmamızı da en küçük bir aksamaya, gevşemeye, göz boyamaya meydan vermeden, samimi ve sıkı bir şekilde sürdürmek mecburiyetindeyiz. Seçimden seçime milleti hatırlayanların, yıllardır oy oranlarını bir puan dahi artıramamış olmaları bizim için en büyük ibrettir.
Son yıllardaki seçimlerdeki oy oranımızı asla yeterli görmüyoruz.AK Parti'nin olması gereken yer, mutlaka yüzde 50'lilerin çok çok üzeridir. Ülkesine, milletine, şehrine hizmet etmek isteyen herkesi AK Parti teşkilatlarında görev üstlenmeye çağırıyorum.
AK Parti'de siyaset kapıları amacı ülkesine ve milletine hizmet etmek olan herkese, her kademede, her alanda sonuna kadar açıktır. AK Parti güçlü olursa Türkiye de güçlü olur. Bunun için ülkemizi hedef alanlar, aynı zamanda AK Parti'ye de saldırıyor. AK Parti'de görev üstlenmek demek, millete hizmet yanında, vatan müdafaasında en ön safta yer almak demektir. Türkiye en az Cumhuriyetimizin kuruluş dönemindeki kadar kritik, sonuçları en az o dönemdeki kadar büyük olacak bir mücadelenin içindedir.
Güçlü teşkilat yapısıyla 2023'e hazırlanacağız
Benim ısrarla üzerinde durduğum bir konu var. O da şu, evet Ömerlmeri bulacağız. Haticeleri, Ayşeleri bulacağız. Teşkilatımızı bu anlayış üzerine bina edeceğiz. Herhangi bir spekülasyona vesile olacak kişiler değil, yolsuzluğa, yalanı, yalana, talana karışmış olanlar değil, bu konuda hassas olacağız. Güçlü bir teşkilat altyapısı ile inşallah 2023'e hazırlanacağız. Kadın ve gençlik kolları kongrelerimiz sürüyor. Tüm kadınlarımızı ve gençlerimizi teşkilatlarımızda görev almaya davet ediyorum. Bugüne kadar gayret, fedekârlık, samimiyet, azimleriyle AK Parti'ye katkı veren her kardeşimiz mutlaka teşkilatımızda kendine yer bulacaktır. AK Parti güçlü olursa, Türkiye de güçlü olur. Biz diz çöktürebilirlerse milletimizin direncini kırıp, Türkiye'yi istedikler istikamete yönlendireceklerini biliyor.
AK Parti teşkilatlarında bize düşen görev varsa gönül kırgınlıklarını telafi etmek ve bununla beraber sürekli yeni gönüller kazanmaktır. Bakınız burada 1 ay içerisinde 40 bin üye deği mi? 45 bin. Çok heyecanlıyım dedim ya demin. Özellikle bir şeyin üzerinde durmam lazım. Şimdi efendim bazıları istifa ediyor diyorlar. Edebilir, bakın bir ayda 45 bin geldi. Bizim için bu noktada söylenmez ama mecburen söyleyeceğim, ölenler öldü, kalan sağlar bizimdir. Bir ölür bin diriliriz var ya, bu da budur. Onun için üzülmeye gerek yok. Yeter ki teşkilatımız diri olsun, çalışsın, üye kayıtlarına yoğun bir şekilde çalışmaya devam edelim. Gitmişler, hayır olmuş. Demek ki onlar kendileri için burada beklediklerini bulamadılar. Şu andan itibaren de anlı anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Yeter ki düsturumuz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bu anlayışla da yolumuza devam edeceğiz. Büyük Kongremizde Türkiye'nin geleceğini kucaklamaya hazır gireceğiz.
Suriye'deki halk "Türkiye" diye bağırıyor
Buradan bir kez daha ifade ediyorum. Türkiye'nin Suriye topraklarını işgal ve ilhak gibi bir niyeti asla sözkonusu değil. Tam tersine Suriye topraklarının işgali ve ilhakının önüne geçme gayreti içerisindeyiz. Suriye topraklarının üçte biri PKK terör örgütü ve ne yazık ki onu destekleyen Amerika'nın işgali altındadır. Suriye'de halkın en azından büyük bölümünün desteğine sahip, meşru bir yönetim de bulunmuyor. Şu anda Suriye'de halk 'Türkiye, Türkiye, Türkiye' diyor. Suriye'de halk ellerinde Türkiye bayrağıyla sokaklarda dolaşıyor. Suriye'de rejim diye karşımıza çıkartılan yapı halkıyla kavgalı, birtakım devletlerin desteği ile suni olarak hayata tutunan siyasi bir meftadır. PKK terör örgütü ve onu destekleyen Amerika dururken niçin 4 milyona yakın Suriyeliye kendi topraklarında destek veren Türkiye hedef alınıyor?
Türkiye'nin kurtarma çabasına niçin karşı çıkılıyor?
Şu anda 4,5 milyon Suriyeli var. İdlib'den 4 milyona yakın ülkemize gelme arzusunda. İdlib'de güvenli bölge oluşturuyoruz. Şu anda briket barınaklar oluşturmaya başladık. O kardeşlerimizi bu barınaklarda daha konforlu yapıda barındıralım. Biz kardeşiz, muhacir, ensar anlayışımız var. Onları bırakın vursunlar, varil bombalarını indirsinler, yağdırsanlar mı diyelim? Biz bir Esed bu noktada olamayız. Ama onda acıma duygusu diye bir şey kalmış değil. Biz merhamet sahibi millet olarak bu gayretimizi gösteriyoruz. Rejim kendi halkını kadın çocuk demeden uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak ilerlerken Türkiye'nin bu insanların hayatlarını kurtarma çabasına niçin bu derecede karşı çıkılıyor.
Rejim çekilmezse Şubat ayı bitmeden bu işi yapacağız
Türkiye'nin Suriye topraklarını işgal veya ilhak gibi niyeti asla söz konusu değildir biz işgal ve ilhakın önüne geçmenin gayreti içindeyiz. Rejim güçleri, Soçi Muhtırası'nın sınırlarına çekilene kadar İdlib'deki sorun çözülmeyecektir. İdlib'deki sorun çözülmedikçe ne buradan sınırlarımıza yönelen yeni kitlelerin ne de ülkemizdeki Suriyelilerin dönüşü mümkün olmayacaktır.
İdlib'deki çözüm, rejimin saldırganlığının durdurulması ve anlaşmalardaki sınıra çekilmesi, aksi takdirde şubat bitmeden bu işi yapacağız. Bunu dostlarımızın desteğiyle gerçekleştirebilirsek memnuniyet duyarız. Bu işi zor yoldan yapmamız gerekiyorsa ona da varız
Suriye'yi terör örgütlerinden ve rejimin zulmünden temizlemeden bize huzurla uyumak haramdır. Türkiye'nin Suriye'de davetsiz misafir olduğunu öne sürenler, acaba kendilerinin dünyanın dört bir yanında davetsiz şekilde yürüttükleri faaliyetleri aynı şekilde tarif edebilecekler mi?"