Çikolatanın yapımını, nasıl olması gerektiğini ve tarihini sizler için araştırdık...
Günümüzde seri üretim halinde piyasaya sürülen çikolatalı ürünlerde yüksek oranlarda şeker var.
Bizi çikolataya karşı bağımlı kılan en önemli unsur işte bu "tatlı"lık.
New York Üniversitesi'nde yapılan araştırma bazı insanlardaki tatlı tutkusunun genlerden kaynaklandığını ortaya koymuş. Çikolata, tıpkı diğer şekerli yiyeceklerin de yaptığı gibi vücuttaki endorfin hormonunun salgısını tetikliyor. Bu hormon, haz ve mutluluk hisleriyle ilişkili. Ancak bu tatlı tadın yanı sıra çikolata henüz kimi etkileri tam tesbit edilememiş 300 farklı kimyasal barındırıyor. Yani bağımlılık, bu bilinmeyen kimyasallardan da kaynaklanıyor olabilir diye düşünülüyor.
Hanımlar sık sık çikolataya aşerirler. Uzmanlar bunun sebebini, özellikle de adet öncesi dönemlerde ve hamilelikte vücutta oluşan magnezyum ve demir eksikliğine bağlıyor. Çünkü çikolatada bunlar bol.. Çikolatadaki güçlü iki kimyasaldan tryptofan, beyinde mutluluk hissini uyarıyor. Phenylethylamine ise, baş dönmesiyle beyindeki zevk merkezini tetikliyor.
Çikolatada bulunan kahve veya kakaodaki kafein, kişinin dikkatinde yükselme sağlıyor.
Çikolatanın içindeki kimyasallar beynimizin kimyasal mesajcıları da diyebileceğimiz nörotransmitter trafiğini etkiliyor. Bunlar sinir hücreleri arasında elektrik sinyallerini taşıyorlar. Sinyal trafiği his ve duygularda değişimi düzenliyor.
Özellikle bitter çikolata, yeşil çay ve üzüm kadar bağışıklığı güçlendiriyor, antioksidan etkisi var. Yapılan araştırmalara göre günde 50 ila 70 gram bitter çikolata yemenin bir zararı yok.
Fakaaat.. Günde 150 gram çikolata yemek tabii ki zararlı. Eğer bitter dışında çikolata yeniliyorsa 50 yerine 25 gram, 70 yerine 35 gram yani yarı yarıya yenilmeli.
Çikolatalı ürünlerin 18-22 derece arasında muhafaza edilmesi gerekiyor. Işık ve sıcaklık çikolatanın düşmanı. Buzdolabı çikolatanın kalitesini olumsuz yönde etkiliyor.
Çikolata, kakao ağacının meyvesinin ezilmesiyle elde edilir. Mayalandıktan sonra kurutulur, ayıklanır ve ezilir. Yoksul ülkelerin yoksul halklarının emeği vardır kakaoda. Devasa bir ağaçtır ve devasa meyvelerinin içinden çıkan çekirdekler çikolatanın temel maddesini oluşturur.
Antropologlar bundan 4000 yıl önce Honduras'daki Ulua vadisinde yaşayan halklar için kakaonun önemli bir ekonomik ürün olduğunu keşfettiler. İlk kakao çiftlikleri 1550 yılları civarında İspanyol sömürgeciler tarafından Meksika'da kurulmaya başlandı. Önce sadece İspanya olmak üzere çikolatanın Avrupa'ya girişi 16. ve 17. yüzyıllarda oldu. Çikolata bir zamanlar yalnızca aristokrasi ve kraliyet sarayı ile kilisenin ruhban sınıfına has olan bir ayrıcalıkdı. Çikolatanın toplumun geniş bir kesimine yayılması, çikolata üretiminin sanayileşmesi ciddi olarak 20. yüzyılın başlarında oldu. İspanyollar çikolata üzerindeki tekellerini 17. yüzyıla dek savundular.
Çikolatanın çocuklara pazarlanması da ancak 1930'lara dayanmaktadır.
Yapımına gelince:
Kakao yağı, %55 karışımını elde etmek için demlenme aşamasında tozşeker ve sütle karıştırılır. Karışım karıştırma teknesine aktarılır. Bu işlem sonrasında homojen ve pürüzsüz bir karışım elde edilir. Bu aşamada bitter çikolata ve sütlü çikolata için kakao yağı eklenir. İşlem şekillendirme ve sertleştirmeyle sonuçlanır...
Çikolatada kakao yağından başka yağ kullanılmaz. %45 kakao ve %28 kakao yağı (ekstra bitter için) ile elde edilir. İyi çikolata ezilme kalitesine, yapım aşamasındaki işlenişe ve malzemelere bağlı olarak değerlendirilir.