Hikmet Genç, ülkenin dayanışmaya, tek yürek olmaya ihtiyacı varken, siyasi rant devşirmek için leş kargası gibi üşüşen muhalefete ateş püskürdü.
Hikmet Genç, ülkenin dayanışmaya, tek yürek olmaya ihtiyacı varken, siyasi rant devşirmek için leş kargası gibi üşüşen muhalefete ateş püskürdü. Medyanın büyük bir kesiminin de depremde sınıfta kaldığına dikkat çeken Genç, "Ulan siz ne kadar vicdansızsınız!" cümlesiyle bitirdiği Akşam gazetesindeki yazısında şunları kaydetti:
"Ülke batarsa batsın, yeter ki bu Erdoğan gitsin' kafasını yaşayanlar var" dediğimizde, "mübalağa etmeyin, o kadar da değil" diyorlardı...
Şu yaşadıklarımıza bakın. Az bile söylemişiz...
"Ne kadar büyük afet, o kadar alçak siyaset!" dedik. Yalan mı?..
Ülkenin dayanışmaya, tek yürek olmaya ihtiyacı varken, siyasi rant devşirmek için leş kargası gibi üşüşen siyasetçileri gördük.
O leş kargalarını besleyen medyanın da halini gördük.
"Doğru tarafsız aydınlatıcı, kamu vicdanı olmak..," vesaire gibi hasletleri geçtik, vicdan kırıntısı görmedik...
Dezenformasyonu "yayın ilkesi" olarak benimsemiş bir kısım medyanın en azından böyle bir felakette "ilkesinden" bir müddet feragat edeceğini zannettik. Tam tersi oldu.
Afet bölgesinde toplumsal travmayı derinleştirmek için nefret pompalayan gazetecileri gördük.
Haber vermek yerine kaos oluşturmaya çalışan televizyoncuları gördük...
Bekleyemediler... "Hele şu acılı günleri bir atlatalım, sonra dibine kadar dalarız. Hesap sorarız, kavgamızı veririz, yalan dolana devam ederiz" demediler.
Enkazdan 5 gün sonra canlı olarak çıkartılan bebeğe sevinmemize müsaade etmediler...
Çoluk çocuğunu, yakınını, evini barkını kaybetmiş, büyük travma yaşayan depremzedelerin acılarını yaşamasına izin vermediler...
Acil arama kurtarma taleplerini iletmek, ihtiyaç sahibi depremzedeleri bildirmek gibi bir dertleri yoktu.
Ellerinde mikrofon reyting uğruna ve dahi siyaset devşirmek için yalan söylemek dahil yapmadıkları ahlaksızlık kalmadı.
Bazı 'youtuber'lar, fenomenler, 'tiktokçu'lar, bilmem ne zıkkımın kökleri de vardı. Afeti fırsat bilip yalan dolanla PR peşinde koştular...
Hangi birini anlatsak?..
Depremzedeye mikrofon uzatıp, "çok acı var, çok ihmal var, tuvalet yok değil mi?.." diye soran kendine muhalif diyen utanmaz arlanmaz televizyoncular,
Devlet tüm kurum ve kuruluşlarıyla sahadayken, 200 bin kişi sahada canla başla çalışırken, 'bu ülke sahipsiz' diyen, kendini sanatçı zanneden haysiyet yoksunu,
"Biz tam enkaz altındaki depremzedeye ulaşıyoruz, AFAD çıkarmamıza izin vermiyor" diye yalan söyleyen, "Sahada projektör yok, bakın bizim projektör çalışıyor.., ışığı aç Uğurcum, kapat Uğurcum" diyerek show yapan medya maymunu,
"Hatay'da baraj yıkıldı" yalanını yayan ahlaksızlar,
Yardım için gönderilen giysileri, 'üzerinde bira reklamı olduğu için dağıtmıyorlar' yalanını servis eden şerefsizler,
Daha ne yalanlar, kışkırtmalar, provokatörler.., Günlerce yazsak bitmez.
Söylenecek şey kalmadı.
Ulan siz ne kadar vicdansızsınız!.."