Danıştay 8. Dairesi’nin kararına rağmen başörtülü avukatlara engel çıkararak suç işleyen Ankara’da hakim Mustafa Karadağ ile İstanbul’daki hakimler Tamer Akgökçe ve Sevgi Övüç’e; HSYK ve Adalet Bakanlığı artık dur demeli. Hukukçular, “Bu yasakçı zorbalara hadleri bildirilsin” diyor.
Hukukçular, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) Danıştay kararlarını uygulamayan 3 hakim hakkında işlem yapılmasını istedi. Hukukçu Kadınlar Platformu Başkanı Av. Figen Şaştım, HSYK’yı görevini yapmaya çağırdı ve “Hakimler de devlet memurudur. Görevini kötüye kullanmak ceza kanunumuzda var olan bir suçtur ve görevini ihmal eden hakimlere karşı savcılar gereğini yapmalı” dedi.
3 HAKİM BAŞÖRTÜLÜLERİ DURUŞMALARA ALMIYOR
Hakim Mustafa Karadağ, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak’ın avukat eşi Zübeyde Kamalak ile Avukat Tuğba Arslan’ı başörtülü olduğu gerekçesiyle duruşmaya almadı.
Hakime Sevgi Övüç, duruşmaya başörtülü olarak giren avukat hakkında tuttuğu tutanakta, başörtüsünün ileride muhtemelen anayasal suç olacağını savundu.
Hakim Tamer Akgökçe, avukat Kurbet Alim’i, başörtülü olduğu gerekçesiyle duruşmadan çıkarttı ve başörtülü duruşmaya gelmeyi, “En hafif kabulle duruşma düzenini bozucu bir davranış” olarak tanımladı.
ŞAŞTIM: “SAVCILAR DAVA AÇMALI, HSYK GÖREVİNİ YAPMALI”
Danıştay’ın başörtülü avukatların duruşmalara girmesine izin veren kararına ilişkin başvuruyu yapan Hukukçu Kadınlar Platformu Başkanı Av. Figen Şaştım, az sayıda da olsa duruşmalara başörtülü avukatları hâlâ kabul etmeyen hakimlerin olduğunu hatırlatarak, “Başörtülü avukatları duruşmalara hukuksuz olarak kabul etmeyen hakimler hakkında HSYK’yı görevini yapmaya davet ediyorum. Duruşmalara başörtülü avukat arkadaşlarımızı almayan ve görevini ihmal eden hakimler hakkında gereğinin yapılması gerekir. Hakimler de devlet memurudur. Görevini kötüye kullanmak ceza kanunumuzda var olan bir suçtur ve görevini ihmal eden hakimlere karşı savcılar gereğini yapmalı” dedi.
KILIÇKAYA: “BAROLAR GÖREVLERİNİ İHMAL EDİYOR”
Hukukçular Birliği Başkanı Av. Sinan Kılıçkaya, başörtülü avukatların yaşadıkları mesleki sorun karşısında baroların yaklaşımını ideolojik bulduğunu ifade ederek, “Başörtülü avukatlara yönelik hukuktan uzak ideolojik yaklaşımlarını sürdürüyorlar. Bir meslektaşın bir hakim tarafından hukuka aykırı bir işleme maruz kalması karşısında baroların meslektaşının arkasında durması gerekirdi ama maalesef aynı hakimdeki hastalıklı ruh barolarda da kendini devam ettiriyor. Hakimin yaptığının da hukukla bağdaşır tarafı yok, bu kişilerin hakimlik yapamayacaklarının da delilidir. Türkiye’deki uygulamalara rağmen bu şekilde yasakçı bir uygulamanın sürdürülmesi bir hastalıklı ruhun yansımasıdır. Bu psikolojide, bu yaklaşımda olan bir hakimin de hakimlik görevini sürdürmesi kabul edilemez bir durumdur. Barolar ideolojik yaklaşımlardan uzaklaşarak hukukun üstünlüğü gereği meslektaşlarının mesleki sorunlarına karşı destek olması gerekir. Barolar görevlerini ihmal ediyorlar, görevlerini yapmıyorlar” diye konuştu.
AVUKAT ARSLAN, HAKİM KARADAĞ’I ŞİKAYET ETTİ
Ankara Adliyesi’nde görülen bir davaya başörtülü girdiği gerekçesiyle Hakim Mustafa Karadağ tarafından duruşmaya alınmayan avukat Tuğba Arslan, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) ardından olayı Adalet Bakanlığı’na da taşıdı. Karadağ’ın, kendisini duruşmaya almama gerekçesini “Başının kapalı olduğu, Bangolar Yargı Etiği, Avrupa Barolar ve Hukuk birliktelikleri konseyi meslek kuralları AİHM’in ve Anayasa Mahkemesi’nin başörtüsünün laiklik karşıtı güçlü bir dini simge ve siyasi bir simge olduğuna ilişkin kararı uyarınca avukatların başörtülü olarak duruşmada görev yapamayacakları” şeklinde açıkladığını anlatan Arslan, şöyle devam etti: “Danıştay 8. Dairesi, 2012/5257 esas sayılı kararı ile TBB Meslek Kuralları’nın 20. maddesindeki ‘başı açık’ ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Duruşma esnasında, bu karar gereğince avukatların duruşmaya başörtüyle girmelerinde hiçbir engelleyici hükmün bulunmadığını belirttim ancak Karadağ, beni duruşmaya vekil olarak kabul etmedi.”
“RENCİDE EDİLEREK AŞAĞILANDIM”
Arslan, gizlilik kararı bulunmayan ve yasa gereğince herkese açık olan duruşmada müvekkil ve diğer meslektaşlarının önünde mesleki onurunun zedelendiğini ve kadın avukat olarak mahkeme hakimince rencide edilerek aşağılandığını ifade ederek, “İnsan hakları ve insan onurunun korunmaya çalışıldığı dönemde, böyle uygulamalarla karşılaşmış olmam beni derinden yaralamıştır. Dünya İnsan Hakları Günü’nün kutlandığı bir zaman diliminde, böyle bir hukuksuzluğun cereyan etmesi Türkiye’nin de uluslararası arenada olumlu yönde seyreden imajına gölge düşürmüştür” diye konuştu.