Bir ihtimal daha var
AK Parti, çok büyük bir siyasi facianın eşiğinden döndü; nihayet CHP ile koalisyon arayışını sonlandırdı. Bu noktaya daha kestirmeden de gelinebilirdi; fakat zannederim, aynı zamanda bir akademisyen de olan Ahmet Davutoğlu, ileride, bu tür arayışlarda referans gösterilebilecek çalışmaları dosyalamak hatırına işin seyrini bilinçli olarak uzattı; sonuca daha endirekt yoldan varmayı tercih etti.
Öyle ya da böyle, gelinen sonuç hayırlıdır, AK Parti’nin merhale sıçramasının önündeki en büyük handikap bu tecrübi tescille aşılmıştır. Kısa dönemli fetret bitmiş, 7 Haziran genel seçimlerindeki sonuçların AK Parti açısından bir gerileme değil, bir gerilme süreci olduğu daha bir netleşmiştir. Okun yayda gerildiği gibi AK Parti bu süreçte Milli irade yayında gerilmiş; demokratik yollarla varmak istediği bütün hedeflere öncesinden daha hızlı ve sağlıklı bir süratle ulaşmanın fırsatını yakalamıştır.
Elbette, bu fırsatı kuvveden fiile çıkarmanın şartları vardır; ve ancak bu şartlar yerine getirilirse önümüzdeki erken seçimde söz konusu fırsat değerlendirilmiş sayılacak yani AK Parti, sadece tek başına iktidar olma değil, aynı zamanda hakim parti olma seviyesine ulaşacak; ve neticede topluma deklare ettiği bütün vaatlerini bir bir hayata geçirecektir.
Partinin bütünlüğünü korumak bu şartlardan ilkidir. Bunun yolu ise, parti içi hizipçiliğe götürücü etki ve tepkilerden parti bünyesini tamamen arındırmaktır. Dış tazyiklere karşı duyarlılık ne kadar elzem ise, iç çatlamaları önlemek de bir o kadar elzemdir. Bu konuda olumlu sonuca ulaşmanın olmazsa olmaz şartı ise, hareketin doğal liderine olan sadakat, bağlılık ve ona olan sempati alanını asla aşındırmamaktır. AK Parti bu noktada ne kadar duyarlı davranır ve bu duyarlılığında ne ölçüde başarılı olursa, önümüzdeki erken seçimdeki başarısı da o nispette olacaktır.
Milletvekili adaylarını tespitte, bölge insanının tercihlerine azami ölçüde ihtimam gösterilmesi de bir diğer şarttır. Elbette sonuçta bir tercih yapılacak, bir karar verilecektir; ve bu tercih ve karar tabiatı icabı bazılarını memnun ederken bazılarını da gayr-i memnun olma noktasına taşıyacaktır. Fakat, tercih gerekçeleri ne kadar inandırıcı ve ikna edici olursa, gayri memnun noktasına akışı minimize etmek o kadar mümkündür. Bunun da öncelikli şartı, işi ehline verdiğinize ve tercihinizde asla yönlendirici bir başka mülahaza olmadığına muhatabınızı inandırmaktır. Yani, güven duygusunu örselememektir.
Benim, Ahmet Davutoğlu’nu takdir hislerim oldukça eskiye dayanır. Hem akademik hem de siyasi hayatını oldukça başarılı bulurum. Sosyal aktiviteleriyle ülkemize kazandırdığı artı değerlerin bir kısmının idealimdeki çalışmalarla örtüşüyor olduğunu görmekten de ayrıca mutluluk duymaktayım. Kendisinin bunca donanım ve çok yönlü mükemmelliğini teslimle birlikte, Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra AK Parti’nin çekim gücünde bir gerileme olduğu da bir vaka olarak ortadadır. Bu reel duruma mutlaka müdahale edilmeli, söz konusu zafiyet giderilmelidir. Bu cümleden olarak, özellikle mitingler, sadece parti liderine bırakılmamalı, kitle hakimiyeti de olan, toplumun sempati duyduğu diğer konuşmacılarla da paylaşılarak takviye edilmelidir. Yine bu cümleden olarak, yapılacak çalışmalara yeni bir renk verme gayretinden vaz geçilerek, mevcut rengi koruma ve ton gücünü artırma gayretine girilmelidir.
Başarı şartı adına bir ihtimal daha var. O da, Recep Tayyip Erdoğan’ın halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olma konumunu yine o halkın hatırına terk ederek AK Parti’nin başına geçmesi, kendisine gösterilen yüzde elli ikilik teveccühü AK Parti’ye taşıyarak onu tek başına iktidara getirmesidir. Sonra da, gönlündeki bütün reform ve değişiklikleri, başkanlık sistemi de dahil, bir bir gerçekleştirmesidir. Bana bu ihtimal daha aydınlık görünüyor..