2025 sona ererken ne dünya ne de Türkiye için hiç de “olağan” bir yıl olmadı.
Demokratlar Platformu
Genel Sekreteri Av. Yurdal Kılıçer
Bu olağan dışılık uzayan krizler, çözümsüzlüğe alışma ve yıpranma haliyle kendini güçlü bir şekilde hayatın her alanında kendini sert bir şekilde hissettirdi.
2025 büyük kopuşların değil, aşınmanın, yorgunluğun, sabrın sınandığı bir yıl olmuştur.
Bu yönüyle 2025, Belirsizlikler Çağı’nın istisnası değil; onun daha da yerleştiği, artık Dünya için yeni normal olan bir döneme işaret etmektedir.
Epey bir müddettir ‘’Belirsizlikler Çağı’’ diye isimlendirilen bu yeni dönemde ; ‘’Krizin Süreklileştiği Dünya’’da yaşıyoruz.
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte ortaya çıkan ve ABD merkezli olduğu varsayılan tek kutuplu düzen, uzun süredir fiilen işlememektedir.
Ancak bu düzenin çökmesi, yerine bağlayıcı, kapsayıcı ve öngörülebilir yeni bir sistemin kurulmasıyla sonuçlanmamıştır.
Belirsizlikler Çağı’nda, dünya şu paradoksu yaşamaktadır: Eski düzen henüz ölmemiş, yeni düzen hala doğmamıştır.
Kurallar vardır ama bu kurallar evrensel değildir. Uluslararası hukuk hâlâ gösterişli metinlerde yer almakta; fakat uygulamada güçlünün lehine işleyen, zayıfın aleyhine sertleşen seçici ve seçkinci bir karakter kazanmıştır.
‘’Belirsizlikler Çağı’nda’’ haklı olmak, artık tek başına yeterli değildir. Bugün dünya siyaseti yönsüzdür. Devletler güçlüdür; sistem zayıftır. Dünya siyasetine bu zayıf sistem içinde Güçlü Devletler yön vermektedir.
ABD hâlâ küresel bir aktördür, ancak artık düzen kurucu değildir. Avrupa Birliği söylemsel olarak varlığını devam ettirmekte ancak yaşlı ve durağan yapısı ile karar almakta zorlanmakta, Dünya Siyaseti’nde etkin değil, edilgen bir rol almaktadır.
Çin, büyük bir ekonomik güç olmayı başarmış ancak güçlü etkin küresel bir aktör olmak için beklemeyi tercih etmekte, risk almamaktadır. Rusya direnmekte, fakat etki alanını her geçen gün daha da sınırlamak zorunda kalmaktadır. Sanıldığının aksine, bugün dünyada çok kutupluluk değil, kutupsuzluk dönemi yaşanmaktadır.
Bu haliyle dünya, daha karmaşık, daha kırılgan ve daha güvensiz bir hale getirmiştir. İttifaklar kalıcı değil, geçicidir. İlkeler sabit değil, konjonktüreldir. Diplomasi çözüm üretmekten çok uzakta sadece mümkün olduğunca kriz yönetimi için kullanılan bir aygıt haline gelmiştir.
Ukrayna, Ortadoğu, Kızıldeniz hattı… hala yüksek kriz noktaları olarak var olmaya devam etmektedir.
Bu alanların tamamı “donmuş” ama yüksek riskli bölgeler olarak varlığını sürdürmüştür. “Belirsizlikler Çağı’nda” Küresel Güvenlik yerle bir olmuştur. Artık bitmeyen belki bir süreliğine ertelenen ya da durdurulan, yönetilebilen savaşlar yaşanmakta; bu durum kısa vadede kontrol hissi verse de uzun vadede dünya güvenliğini daha kırılgan hale getirmektedir. Bölgesel belirsizlikler kalıcılaştırmıştır.
2025 yılı ekonomik açıdan da tam anlamıyla bir çöküş yılı olmasa da; ekonomik açıdan bir toparlanma yılı da olmamıştır.
Ekonomi belki rakamsal olarak ayakta kalmış ancak toplumsal olarak yorulmuştur. Mesela, Enflasyon birçok ülkede teknik olarak düşmüş, ancak hayat pahalığı etkisini arttırmıştır. Devletler belki büyüme rakamları açıklamış fakat orta sınıf rahatlamamıştır. Bu manada mesela Türk toplumunun ruh halini; Sessiz Yorgunluk olarak tanımlamak mümkündür.
Bu manada Türkiye’de de mali disiplin vurgulanarak, enflasyon ile mücadele süreci başlatılmış ancak bedel geniş toplum kesimlerine yayılmıştır. Sabit gelirli zorlanmış, gençler geleceğe daha temkinli bakmaya başlamıştır. Bu tablo belki bir çöküş değildir ama çok ciddi bir sıkışma halidir. İnsanlar artık büyük sözler değil, küçük ama güvenilir adımlar görmek istemektedir.
Türkiye’de 2025’te hukuk ve güvenlik meseleleri soyut başlıklar olmaktan çıkmıştır.
Terörsüz Türkiye süreci 2025 yılına damga vurmuş. Yarım yüzyıla yakındır devam eden terör belasından kurtularak, toplumsal barışa ulaşma umudu yeşertilmeye çalışılmıştır.
Siyasal yolsuzluklara ilişkin operasyonlar, uyuşturucu, organize suç, dijital suçlar ile hukuk gündelik hayatın bir parçası haline gelerek daha görünür olmuştur.
Belirsizlikler Çağı’nda ayakta kalmak; yüksek sesle değil, sağlam zeminde durmakla mümkün olacaktır.