• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Almanya'da korkutan rakam! Müslümanların çocuklarını hedef alıyorlar

Yeniakit Publisher
2020-02-16 07:18:00 - 2020-02-16 07:24:35

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Almanya'da korkutan rakam! Müslümanların çocuklarını hedef alıyorlar

Almanya’da Müslüman ailelerin çocuklarını Hristiyanlaştırarak asimile etmesiyle gündeme gelen Alman Gençlik Daireleri’ne gönüllü gidişler de son yıllarda tehlikeli boyuta ulaştı. Sadece 1 yılda 11 bin Müslüman çocuk ailesini bırakıp Alman Gençlik Daireleri’ne gitti.

Almanya‘da aralarında Türklerin de olduğu Müslüman ailelerin çocukları sistematik asimilasyona maruz bırakılıyor. Sayıları resmi olarak açıklanmayan binlerce çocuk çeşitli gerekçelerle Alman Gençlik Daireleri (Jugendamt) tarafından alınıp Hristiyan ailelerin yanına veriliyor. Ancak diğer bir tehlikeyi ise gönüllü gidişler oluşturuyor. Sadece 1 yılda 11 bin Müslüman çocuk, kendi isteğiyle Alman Gençlik Dairelerinin koruması altına girdi. Sözde çocukları şiddetten korumak amacıyla kurulan bu yurtlarda, çocuklar uyuşturucu madde, ticari sömürü ve cinsel istismara uğrayabiliyor. Gurbetçi ailelerin yıllardır kanayan yarası haline gelen söz konusu durumla ilgili Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nda (SETA) ‘Alman Gençlik Dairesinin Koruma Altına Aldığı Türk Kökenli Çocuklar’ başlıklı bir panel gerçekleştirildi.

Çocuklara terbiye veremiyoruz

Panelde, sosyal pedagog Savaş Çalışır, çocuğunun Alman Gençlik Dairesi tarafından koruma altına alınması ile ilgili süreci detaylarıyla anlatarak, “Alman Gençlik Dairesinin Türklere yönelik ayrımcılık yaptığını düşünmüyorduk. Fakat tecrübeyle bizzat bunu yaşadık” dedi. Çalışır, çocukların, Alman Gençlik Dairesi “sopası”nı ailelerine karşı kullandığını vurgulayarak, “Sosyal pedagoglar bizlerle iletişime asla geçmeden çocuğumuza el koyup Alman Gençlik Dairesine götürdüler. Çocuğa ‘ders çalış’ demek bile bir kısıtlama olarak görülüyor ve çocuğun ailesine karşı Alman Gençlik Dairesi ‘sopası’nı kullanmasına sebep oluyor. Yasal olarak aile, çocuğuna istediği kültürü ve eğitimi verme hakkına sahiptir. Fakat Gençlik Dairesi personeli ‘çocuğun istediği saatte eve gelebileceği’ gibi argümanlarla çocuklara el koyabiliyor. Bu durum da çocuğun Gençlik Dairesini kullanarak istediklerini yaptırmasına ve ailenin çocuğunu terbiye etmesini zorlaştırmasına sebep oluyor” diye konuştu.

Türkiye’ye getirmek en doğru karardı

Almanya’da çocukların, ailelerinin nerede olduğunu öğrenmek için aramasını dahi şiddet olarak nitelendirerek Alman Gençlik Dairesine ihbarda bulunduğunu belirten Çalışır, şunları anlattı: “2015 Eylül ayından sonra durumumuz daha da kötüleşti. Göz göre göre çocuğumuz elimizden alındı. Çocuğumuzu korumak için Alman vatandaşlığından çıkararak Türkiye’ye dönüş yaptık. Fakat kızımız Alman Gençlik Dairesini harekete geçirdi ve bize dava açıldı. Mahkeme, çocuğun velayet hakkının ailesinde olması gerektiğine karar verdi. Dolayısıyla çocuğu bize verdi. Eğer biz çocuğumuzu Türkiye’ye getirmeseydik velayet hakkı bizden alınacak ve çocuğumuza tamamen el konulacaktı. Çocuğumuz şu an burada çok başarılı, iyi bir şirkette de çalışıyor. Çocuğumuzu orada tutmayıp Türkiye’ye getirerek çok doğru bir karar aldığımızı düşünüyorum.”

İnsan haklarını ihlal ediyorlar

Çocuk koruma sisteminin dünyada büyük sorunlara neden olduğunu ifade eden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Hizmet Uzmanı Fikret Yaman şu değerlendirmelerde bulundu: “Uygulamanın amacı çocukları korumak ancak sonuçta ‘çocuklar gerçekten korunuyor mu yoksa zarar mı görüyor’ sorusunu yanıtlamalıyız. 2016’da 16 bin çocuk kendi isteğiyle koruma altına girmiş. Bunların 11 binini göçmenlerin çocukları oluşturuyor. Aileler, kendi çabalarıyla birtakım çözümler bulmaya çalışıyor. Çocuklara henüz bebekken el konulmasıyla çocukların dil, kültür ve yaşam biçiminde değişimler olabiliyor. İnsan haklarını ihlal eden bu müdahalelerin değişmesi ve çocuğun kültürünü, dilini koruyabilmesi gerekiyor. Hukuki açıdan ailelerin çocuklarını kendi inançları ve değerlerine göre yetiştirme hakkı bulunmaktadır. Bu sebeple koruma sistemindeki sorunların çözümünde bu hakkın göz ardı edilmemesi gerekiyor.”

(Yenişafak)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Aziz dostum

Uzağı goruyon burnuyun dibindeki de aynı verziyon aynı model .İstanbul sözleşmesi aynı taktik onlar düşünmüştür siz bizdekini hakksiz bulursanız önce kendinize bakın der hani bir söz var biri Git diyor diğeri Allah diyor önce kendimizden basliyalimki doğruluk payımız olsun.

Serdar Çapanoğlu

Bu işi sistematik olarak velileri ayrılmış çocuklar üzerinden yapıyorlar. Hep aynı sistem. Anneler çocuğun babasından öc almak için kendi çocuğunu kullanıyor, sonra bu dairelerin çocuğu kullanmasına yol açıyorlar. Anne şiddet iftirası üzerinden babayı çocuktan ayırıyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23