”TSK’nın Afrin’de sivilleri öldürdüğü, katliam yaptığı” iftirasını atan malum zihniyete cevap olarak canlı yayında, “Niye öldürsün ki” diye çıkışan akit TV’nin eski sunucusu Ahmet Keser’e, CHP’li Eren Erdem ile Şecaat Çeliker isimli şahsın şikayeti sonrası Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 1 yıl 3 ay hapis cezası, Yargıtay’dan döndü.
HABER MERKEZİ
Yerli ve milli medyanın gür sesi akit’i susturmaya yönelik bir girişim daha yargıdan döndü. Yargıtay, 26 Şubat 2018’de akit TV’de yayınlanan ‘Gün Başlıyor’ programındaki sözleri yüzünden akit TV eski sunucusu Ahmet Keser’e verilen mahkumiyet kararını bozdu. ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin’de sivilleri öldürdüğü, katliam yaptığı’ iftirasını atan malum zihniyete cevap olarak canlı yayında “Niye öldürsün ki” diye çıkışan Keser’e Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen 1 yıl 3 ay hapis cezanın haksız olduğu hükmüne varan Yargıtay, kararında Keser’in sözlerinde suçu unsurlarına rastlanılmadığı belirtildi.
CHP’li Erdem hedef gösterdi
Soruşturma, Keser’in sözlerini bağlamından koparan bir grubun başlattığı linç kampanyası sonrasında harekete geçen CHP’li Eren Erdem ile Şecaattin Çeliker isimli şahsın şikayeti üzerine başlatılmıştı. Kamuoyunun yakından tanıdığı Erdem o tarihte terör suçundan tutukluydu. Keser’i şikayet eden diğer isim ise daha da ilginçti. Şecaattin Çeliker ve şikayet dilekçesini hazırlayan avukatı Gülcan Karakaş sonradan Adnan Oktar Suç Örgütüne yönelik operasyonlarda tutuklanmış; bu şikayetin Adnan Oktar Suç Örgütü’nü çökerten sürecin fitilini ateşleyen akit TV’den intikam alma amacına dönük olduğu anlaşılmıştı. Hatırlanacağı üzere TSK, 20 Ocak 2018’de terör örgütlerini hedef alan Zeytin Dalı Harekatı’nı başlatmış ancak sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında TSK’nın bölgede yaşayan Kürtleri hedef aldığı, hatta soykırıma maruz bırakacağı şeklinde kara propaganda dillendirilmekteydi. Bu kara propaganda o kadar etkili olmuştu ki TSK, 23 Şubat 2018 günü bir basın açıklaması yaparak terör örgütünün başka olaylara ait fotoğraf ve videolarla TSK aleyhinde kara propaganda faaliyeti yürütüldüğüne dikkat çekmişti. Bu kirli propagandaya tepki gösteren Ahmet Keser, Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ısrarla sözlerinin bazı bölümlerinin cımbızlanarak farklı bir anlam verildiğini, toplum barışını korumak ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik iftiraya cevap vermek dışında bir amacının olmadığını ısrarla vurgulamıştı. Ahmet Keser Ayrıca, Suriye’nin en yoğun Kürt nüfusunun bulunduğu Afrin’deki operasyonlarla ilgili “TSK’nın Kürtlere karşı katliama giriştiği, Kürtlere soykırım yapılacağı” şeklindeki iftiraların neyi hedef aldığının iyi anlaşılması gerektiğini söylemişti.
Hak yerini buldu
Keser’in ve gazetemizin avukatı Ali Paccı, Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nin mahkumiyet kararını 2020 yılı Aralık ayında Yargıtay’a taşımıştı. Paccı temyiz dilekçesinde, suçun unsurlarından olan kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı tespit edilmesi gerektiğini, somut ve yakın tehlikenin dolaylı ve zorlayıcı bir soyutluk ve bir yakıştırma ile tespit edilemeyeceğini bildirmişti. Geçtiğimiz günlerde temyiz incelemesini tamamlayan Yargıtay, Keser’in beraatına karar verilmek gerekirken mahkumiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bularak Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını bozdu. Yargıtay kararında şu ifadelere yer verdi: “Somut olayda sanığın sunuculuğunu yaptığı bir TV programı sırasında yaptığı konuşma sonrası bazı kesimler tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olması kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin varlığını göstermeyeceği, bu hususta dosyaya yansıyan bir tespitin de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatı yerine yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.” Dosyanın önümüzdeki günlerde Küçükçekmece Asliye Ceza Mahkemesi’ne gelmesi ve Yargıtay kararı doğrultusunda Ahmet Keser’in beraatına karar verilmesi bekleniyor.
Akit beni yalnız bırakmadı
Karar sonrası gazetemize koşan Ahmet Keser ise, Akit Medya’ya teşekkürlerini dile getirerek, şunları söyledi: “Yargıtay’ın verdiği karar Türk adaletine olan inancımızı yeniden pekiştirirken, bazı maskeleri de düşürmüş oldu. Şehit MİT mensupların gizli görüntülerini ifşa eden besleme gazeteciler gözaltına alındığında ‘özgür basın susturuluyor’ diye ortalığı ayağa kaldıranlar, TSK’yı savunduğum gerekçesiyle beni linç etmek için masaların üstüne çıkmış tepiniyorlar. O dönem çok yalnız bırakıldım. Dost sandıklarımız sessizliğe büründü. Birkaç kişi haricinde kimseyi etrafımda göremedim. Beni yalnız bırakanlar da şimdi karşı tarafa geçerek bana saldıranların safına katıldı. Dün yanımda durmayanlar şu an tam karşımızda duruyorlar. O gün beni hedef tahtasına koyarak hakkımda ‘Cihangir Katliamcısı’ diye yazı yazanlar acaba Yargıtay’ın kararı sonrası utanacaklar mı? Demek ki sistem kıvıracak, dansözlük yapacak gazetecileri seviyor. Biz kıvırmadık, dik durduk. Yargı gecikmeli de olsa haklılığımızı tescilledi. Karardan mutluyum. Ayrılmama rağmen özellikle yanımda duran ve bana destek olan Akit Medya yöneticilerine ve hukuk birimine teşekkür ediyorum.”