• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ailede muhabbet kalmadı

Yeniakit Publisher
2018-09-06 15:21:00 -
Ailede muhabbet kalmadı

Akşam sofradan alelacele kalkan kendini ekranın başına atıyor...

Televizyonlarda her sezon 200’den fazla dizi yayına giriyor. Kimi kalıyor ekranda, kimi kayboluyor. Fakat değişmeyen bir gerçek var: Akşam sofradan alelacele kalkan kendini ekranın başına atıyor. Önce özet, ardındından yeni bölüm derken neredeyse geceyarısı ediliyor. Aile fertleri reklam aralarını ihtiyaç molası olarak değerlendirirken, aile içi konular üstünkörü şöyle bir iki çift lafla gelip geçiyor.

Kimsenin kimseyle ilgilenmeye vakti yok. O diziden hazzetmeyen evin babası kalkıp kendini “ka’veye..” atıyor. Bazı evlerde ikinci televizyon öteki odada çalışıyor ve orada farklı bir dizi takib ediliyor...

Diziler insanı hayal dünyasına götürüyor.. Dizilerde huzur ve mutluluk yok.. Diziler yüzünden aile içinde de muhabbet yok!

Komşuluk ilişkileri biteli hayli zaman oldu. Artık aileler birbirlerini akşam misafirliklerinde ne ağırlıyor, ne de ağırlamak istiyor. “Tam da zamanını buldular ha..” homurdanmaları ve asık suratlar karşılıyor, eskaza misafir gelenleri...

Özellikle ev kadınları eğer sabah programlarından kurtulursa, öğleden sonra “evlendirme programları”nın öksesine tutuluyor. Bir o kadan, bir öbür kanal derken akşam haberlerine gelip dayanılıyor. Bu arada evin “babası” işten gelmişse, alelacele sofra kuruluyor, kaldırılıyor; çünkü dizi başlamak üzere!

“Aldatma ve gayri meşru ilişkilerin yoğun olarak işlendiği dizileri seyreden kişiler buradaki senaryonun etkisi altında kalıyor. Dizilerdeki senaryoların gerçek hayatta uygulanmasının olumsuzluklarıysa ancak olay yaşanıp bittikten sonra anlaşılabiliyor. Kişi ‘Eyvah’ diyor ama iş işten geçmiş oluyor. Türkiye’de 2003 yılında 25 binlerde olan boşanmalar 2009 yılına gelindiğinde yaklaşık 100 bine çıktı. Bunun en önemli nedenleri arasında dizilerin etkileri var” diyor uzmanlar.

Hele şiddet bazı dizilerin temel hedefi. Ekranlarda leblebi gibi kurşun saçılıyor, onlarca insan tavuk gibi boğazlanıyor.

Hayalî mafya şiddeti, kana susamışlığı “vatansever ve adalet dağıtıyor” parlatması ile pazarlanıyor. Özellikle lise çağındaki gençler zehirleniyor...

Okul çağındaki çocuklarda uyku düzenin bozulması, derslerinde gerileme gibi sorunlara eğilen yok! Yine uzmanlar “Dizilerde yaşanan olaylar insanlarda tatminsizlik duygusu oluşturuyor ve gördüklerini yaşamak istiyor. Bu durum aile içi şiddet, boşanmalar, cinayet ve intihar gibi olumsuzlukları beraberinde getiriyor. İnsanlar arasında uygulanan bu olumsuzluklar zaman içinde gerçek hayatta da kabul görerek sıradan olabilecek şeylermiş gibi yansıtılarak toplumun çökmesine sebep olacaktır” diyor...

Daha önce eşlerinin “maç hastalığı”ndan şikâyetçi olan kadınlar, her akşam 3 saat televizyonun karşısında mıhlanıp kalarak, adeta geçmişin intikamını alıyorlar. Ev kadınlarının çoğunun, hergün, yaklaşık 8 saatini ekranlara kurban verdiği belirtiliyor.

Dizilerin bir kısmı da yabancıların “yerli kopyaları”. İngilizlerin ünlü “Tudor’s” dizisi burada tarih katliamına dönüştü. Koskoca cihan padişahı, karısının oyuncağı halinde sunuluyor. Duvar taçları surelerle, ayetlerle süslü harem edebin civarından bile geçmediği sanki bir kadın panayırı. Entrika, rezalet.. bini bi para! Yapımcılar için, İşin içinden sıyrılmanın yolu da kolay: “Bu bir tarih belgeseli değil, kurgu..” Ama o kurguda kişiler gerçek adlarıyla canlandırılmakta.. Çünki, hakkını, hukukunu arayacak artık kimi kimsesi yok!

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23