• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ahmet Keçik delilleri kararttığını itiraf etti! Sinan'ı bırakmış silahları kaçırmış

Yeniakit Publisher
2024-07-06 11:33:00 -
Ahmet Keçik delilleri kararttığını itiraf etti! Sinan'ı bırakmış silahları kaçırmış

Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı davada, sanık ve tanık beyanları tamamlanırken, cinayetin kritik ismi Ahmet Keçik skandal bir itirafta bulundu. Tabancaları kaçırdığını itiraf etti.

HABER MERKEZİ

Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 sanığın yargılandığı davada tanık beyanları tamamlanırken, cinayetin kritik ismi Ahmet Keçik skandal bir itirafta bulundu. Olay esnasında Ateş’in yanındaki iki kişiden biri olan Keçik, hayat kurtarmak yerine delil karartma telaşına düştüğünü açıkladı. akit’in önceki gün “Cinayeti kayıp silah çözecek” manşetiyle ifşa ettiği ve Ateş’i öldüren mermilerin tetikçi Eray Özyağcı’nın silahından çıkmamış olabileceğine ilişkin haberini doğrulayan nitelikte açıklamalar yapan Ahmet Keçik, yerde kanlar içerisinde yatan Sinan Ateş ile omuzundan yaralanan koruması Selman Bozkurt’a müdahale etmek yerine, tetikçiye karşı kullandıkları, o sırada Sinan Ateş’e de zarar vermiş olabilecek silahları ofise götürdüğünü doğruladı.

Silah mı can mı önemli?

“Silahların kaybolmaması için ofise götürdüm” şeklinde hayatın olağan akışıyla bağdaşmayan ifadeler kullanan ve müşteki olması gerekirken tanık yapılan Keçik, şu ifadeleri kullandı: “Olay günü Ateş’in Çukurambar’daki ofisinden camiye gittik. Namaz sonrası ofise doğru dönerken bir şahıs aracın arkasından aniden çıkıp seri şekilde Sinan Ateş’e ateş etmeye başladı. Hatırladığım kadarıyla gövdesine doğru ateş etti. Bunun üzerine ben bir aracın arkasına geçtim. Şahıs sürekli rahmetliye ateş ediyordu. Rahmetlinin belindeki silahını gördüm. O an kendimi savunma ihtiyacı duydum ve belinden silahı aldım. Şahsa hedef almadan birkaç kez ateş ettim. Rahmetliyi kontrol ettiğimde tepki vermiyordu. Selman abi de yaralıydı. Kaybolmaması için iki silahı ofise götürdüm. Ofiste çalışan ablaya, ‘silahlar kaybolmasın’ diyerek teslim ettim. Sonra geri döndüm. Rahmetlinin yaralarına tampon yapmaya başladım. Polisi ve sağlık ekiplerini aradım.” Olayda 4 silah ve Sinan Ateş’in vücudunda ikisi değişik silahtan çıkma 5 kurşun izi varken, Keçik’in olay yerine 50 metre mesafede ve binanın 8’inci katında bulunan Avukat Ali Yücel’in ofisine silahları kaybolmamaları için götürdüğünü söylemesi mantıkla izah edilemezken, delil karartma girişimi olarak yorumlandı.
Tanık Ahmet Keçik’in ifadesine ilişkin akit’e konuşan Avukat Hadi Dündar ise, şunları söyledi: “Keçik’in yaptığına sadece delil karartma denilemez. Çünkü böyle bir olay yaşanırken neden soğukkanlı davranıldı, neden olayın şokunda değillerdi? Bu birincisi. İkincisi, böyle bir olay yaşandığında yapmanız gereken ilk iş saldırıyı bertaraf etmektir. Saldırıda silahları alıp götürüp başka bir yere saklamak değil. Üçüncüsü siz dosyanın içerisinde bulunan, yani bir cinayetin delillerini neden yok etmek istersiniz? Amaç neydi? Silahlar neden çamaşır suyuyla yıkandı? Bir tane silah neden kayıp? Çocuk bile ‘burada bir olay olmuş bir şeye dokunmayın’ der. Yaralıları bırakıp silahları saklamaya gidiyorsanız bu işin içinde başka bir şey vardır. Ya siz bu saldırıyı gerçekleştirenlerle berabersiniz. Ya da saldırıyı fırsat bilip, başka bir eyleme kalkıştınız. Bu dosyanın içerisinde başından beri bazı tuhaflıklar var. Bu tuhaf meseleler çözülmediği müddetçe bu davada etkili bir yargılama söz konusu olmaz. O meseleler hangileridir? Birincisi, korumaların olay anında şok içerisinde olmaları gerekirken, gayet soğukkanlı bir şekilde silahları olay yerinden kaçırmaya ve delilleri yok etme yoluna gitmeleri. İkincisi, bu adamlar şu an tanık. Normalde sorgulanmaları gerekiyordu. Çünkü bir öldürmeden bahsediyoruz. Maktul kimin silahından çıkan mermiyle vefat etmiş.

Savcılar da işin içinde

“Üçüncü mesele, soruşturmayı yürüten savcılar ne yazık ki avukat görüşlerini de gizlice dinlemişler. Normalde avukat görüşü dinlemek yasaktır. Ceza Mahkemesi kanunumuz, ‘Kesinlikle avukatla müvekkil arasındaki görüşmeyi dinleyemezsin’ diyor. ‘Hiçbir şekilde müdahale edemezsin’ diyor. Ama savcılar kimlerden talimat aldılar? Niçin böyle bir yola gittiler? Burası da çok önemli. Yine MHP’nin yöneticilerinin isimlerinin dosyaya eklenme iddiası çok çok büyük bir kumpas. Ayrıca dosyanın içerisinde bir bilirkişi raporu yok. Mermilerin nereden geldiğini, nereye girdiği, giriş ve çıkış yerleri, hangisinin silahından çıkmış olabileceği ve vücut kayıtları görsellerle beraber anlatılmamış. Bu hususların hepsinin yapılması gerekiyor ki etkin soruşturma olsun. Yoksa cinayet sürekli istismar aracı haline getirilecektir.”

Ara kararda 10 tahliye

Ateş’in öldürülmesine ilişkin cinayet davasının dün görülen beşinci celsesinde tahliyeler yaşandı. Mahkeme heyeti, baştan beri dosyaya dahil ederek örgüt süsü verilmek istenen iki taksi şoförü ile aralarında evinde kalınan yaşlı bir adam ile yardım ve yataklıktan tutulan otel yetkilisi ve iddianameye konu olan motosikletin ruhsat sahibinin olduğu 10 kişiyi ayırdı. Tanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Aytaç Ataç, Caner Günray, Umut Ersoy, Alper Atay, Mehmet Yüce, Erdem Karadeniz, Osman Bayraktar ve Ufuk Köktürk’ü yurt dışı yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliye etti. Mahkeme ayrıca davayı 19 Temmuz’a erteledi. Öte yandan, “Mahkeme başkanına sataştığı” gerekçesiyle önceki gün salondan çıkarılan CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, dünkü celse de salonda olduğunun görülmesi üzerine yeniden salondan çıkarıldı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Almanya elendi

Almanya ve Avusturya elendi bundan sonrasına gam yemiş Türk milli takımı Avusturyayı kurutma makinasına attı kuruttu ipe astı ispanya’da Almanya’yı kurutma makinasında 150°’de un ufak etti
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23