• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

ABD İran’da hesap hatası yaptı!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
ABD İran’da hesap hatası yaptı!

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, “ABD’nin İran’da yaptığı hesap hatası ağır bedel olarak kendisine döndü. İran, kendi topraklarında ve stratejik üslerinde ABD ve İsrail’in beklediği kadar kolay hedef olmadığını gösterdi. Körfez ülkelerine yapılan trilyonluk yatırımlar da sonuç vermedi, artık ABD’ye güvenilemeyeceği açıkça ortaya çıktı” dedi.

Akit’in bu haftaki konuğu olan Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, İsrail’in kuruluşundan bu yana bölgede yaşanan gerilimlerin arkasındaki politik ve stratejik hedefleri değerlendirdi. Bekin, İsrail’in “vaat edilmiş topraklar” ideali doğrultusunda sürekli genişlemeye çalıştığını, Filistinlilere yönelik saldırılar ve işgallerin bu amacın bir parçası olduğunu vurguladı. Gazze ve Batı Şeria’daki durumun barış girişimlerinin başarısızlığının ve bölgedeki istikrarsızlığın nedenlerini ortaya koyduğunu belirtti. Ayrıca, Ortadoğu’da güç dengelerini değiştirmeye yönelik planların İran karşısında başarısız olduğunu ve bunun ABD ile İsrail’i zor durumda bıraktığını ifade etti. Bekin, Türkiye ve İslam ülkelerinin dayanışmasını artırarak D8’i güçlendirmesi gerektiğini dile getirdi.


 

İSRAİL KURULUŞUNDAN İTİBAREN GENİŞLEMEYE ÇALIŞIYOR

Sayın Bekin, İsrail kurulduğundan beri bölgemizde yaşanan savaşlar ve gerilimlerin sebebini anlatır mısınız?

İsrail Devleti kuruluşundan itibaren, Büyük İsrail’i yani vaat edilmiş toprakları hedefleyerek sürekli genişlemeye çalışmaktadır. Sınırı olmayan, yasal sınırı olmayan bir ülke konumundadır. Bu çoğu kişi için bir komplo teorisi olarak ifade ediliyordu. Fakat şu anda gelinen noktada bunun bir politik amaç olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 1940’lı yıllarda Binyamin Netenyahu’nun babası Benzion Netenyahu revizyonist siyonizmin önde gelen isimlerinden birisiydi. Ve aynen Netenyahu gibi o da Nil’den, Fırat’a, Medine’den Lübnan’a kadar olan bölgeleri Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Ürdün’ün tamamını Batı Şeria, Gazze ve Türkiye’nin Kapadokya bölgesine kadar olan bölgeleri vadedilmiş toprak olarak görüyorlardı. Bunun için de bir mücadele ortaya koyuyorlardı. Nitekim revizyonist siyonistler 1940’daki ölümüne kadar liderliğini yapan Ze’ev Jabotinsky’nin liderliğinde terör örgütü olarak nitelendirilen İrgun adlı paramiliter grubunu kurmuşlardı. Ve bu paramiliter grubu, daha sonra da onun yerine faaliyete geçen Sten çetesi de orada ne yazık ki Filistinlileri acımasızca öldürüyorlardı ve cesetleri yollardan kaldırmayarak, diğerlerinin de sonucunun böyle olacağını ifade ederekten onları göçe zorluyorlardı. Ve 750 bine yakın Filistinli bu şekilde topraklarını terk ederek diğer Arap ülkelerine sığınmak durumunda kaldılar Nekbe, büyük felaket ile. Fakat tabii bu mücadele sürdü. Ve 1967’de biliyorsunuz bazı yerler ilhak edildi. Hâlâ işgal altında tutuluyor. 1961’de de benzer şekilde. Burada Oslo’da yapılan anlaşma gereği, Gazze Filistinlilere iade edilmesi gerekiyordu. Dönemin başbakanı, Gazze’yi Filistinlilere iade etti. Fakat o dönem Ekonomi Bakanı olarak hükümette görev yapan Binyamin Netenyahu buna şiddetle karşı çıktı ve Gazze’nin, Yahudi toprağı olduğunu ve bunun mutlak suretle verilmemesi gerektiğini ifade ederek mücadele etmeye başladı. Sonuç alamayınca da Ekonomi Bakanlığından istifa etti. Daha sonra da Likud Partisi’nin başına geçti. Bu amacına yönelik olarak, hep Gazze’nin Filistinlilerden alınarak kendilerine iade edilmesi için planlar düzenledi. Ve nitekim bu son, Gazze’de meydana gelen üç yıllık soykırım sırasında da acımasızca çoluk çocuk, kadın demeden Filistinlileri öldürterek Gazze’nin İsrail’e kazandırılması yolunda faaliyet gösterdi.


 

GAZZE BARIŞ KURULU’NUN BAŞARILI OLMA ŞANSI YOK

O zaman Gazze’de barışın tesisi için kurulan komite de başarısızlığa mahkum olacak sanırım.

Netenyahu, ABD Trump’ı da arkasına alarak dünyaya sanki, Gazze sorununu çözecek imajı vermek için Gazze Barış Kurulu’nu kurdurdu ve bu kurula Türkiye dahil Müslüman ülkelerden de birçok kişi katıldı. Fakat Barış Kurulu’nun Gazzelileri orada tutmak amacıyla oluşturulmadığını zaman içinde görmek mümkün olacaktır. Zaten Gazze’nin yüzde 50’sinden fazla kısmı şu anda İsrail’in işgali altındadır. İsrail Devleti kurulduktan sonra da Kudüs için 1948 yılında benzer bir komisyon kurulmuştu. Ve o komisyonda da ABD komisyonun başkanı, Türkiye de bu komisyonun üyesiydi. Şimdi de Amerika Birleşik Devletleri komisyonun başında, yani Trump başkanlığı ve Türkiye üyedir. O komisyon hiçbir şekilde Filistinlilere ve Kudüs’ün statüsünün yerine getirilmesi için hiçbir çalışma yürütemediği ve gelinen noktada da Kudüs ne yazık ki Gazze ile aynı akıbete uğramış vaziyettedir. Bu nedenle Gazze Barış Kurulu’nun da başarılı olma şansı yoktur.


 

ORTADOĞU’DA İSRAİL’E BAĞLI DEVLETLER OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORLARDI

Son üç yıldır Ortadoğu’da yaşanan savaş ve kargaşa ortamı devam edecek gibi görünüyor o zaman…

Ne yazık ki öyle görünüyor. 1982 yılında Odet Yinon biliyorsunuz bir plan hazırladı. İsmi de Odet Yinon Planı oldu. Bu Odet Yinon planı bize dayatılan De Bunsen Komitesi Raporu ile dayatılan, Sevr Anlaşması’nın bir benzeridir. Ve burada, bütün Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin böl ve yönet şeklinde oluşturulmasını ve iç kargaşalar çıkarılarak burada, Yahudilerin güvenliğinin sağlanması ve toprak genişletme çalışmalarına hız verilmesi amaçlanıyordu. Daha sonra ortaya çıkan Arap Baharı da bunun bir neticesiydi. En son Netanyahu hatırlarsanız Birleşmiş Milletler’de (BM) bir harita gösterdi. Bazı ülkeleri düşman, bazı ülkeleri dost olarak gösterdi. Daha sonra, bu haritayı İran’a saldırı düzenlemeden önce de yine gündeme getirdi. Ve Kızıldeniz’den Hindistan’a kadarki Körfez ülkelerini de içine alacak şekilde İbrahim Anlaşması’yla, İsrail’in yanında yer alan ülkelerle birlikte burada ortaya koyduğu altıgen ittifakın asıl ifade etmek istediği, Davut Yıldızı’dır. Fakat burada bu altıgen ittifak içerisinde bu ülkeleri, kendi boyunduruğu altında oluşturarak Ortadoğu’da İsrail’e bağlı devletler oluşturmayı hedefliyordu. Ve buranın da enerji kaynaklarının tekrar, İsrail üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması hedefleniyordu. Hatta Süveyş Kanalı’na da alternatif bir kanalın, İsrail topraklarında oluşturulması fikri de hayata geçirilmek isteniyor. Bu da çok stratejik bir hamledir. Burada, Mısır’ı devre dışı bırakmak istiyorlar. Tabii ki İran’a saldırı amacı buydu. Çünkü en büyük tehlike olarak İran’ı görüyorlardı. Ondan sonra Türkiye hedefte idi. İran’da tabii hesap hatası yapıldı.


 

YAPTIKLARI HESAP HATASI AĞIR BEDEL OLARAK KENDİLERİNE DÖNDÜ

Bir aylık süre zarfında İran’ın kolay lokma olmadığı anlaşıldı değil mi?

Fakat İran’ın sosyolojik ve tarihî köklerini dikkate almadan yaptıkları bu hesap hatası şu anda kendilerine ağır bir bedel olarak geri dönmektedir. Burada aynen Afganistan’da olduğu gibi büyük bir bataklığın içerisine sürüklendiklerini görmek mümkündür. Körfez ülkelerine büyük paralarla üsler kurdular. Bunlara savunma amaçlı silahlar verdiler, füzeler verdiler. Ve hiçbirisinin işe yaramadığı ortaya çıktı. On beş tane üssü ve birçok stratejik radarları, her şey yerle yeksan edildi. Yani ABD kendisi tutunamadı. Şu anda Irak’ta paramiliter güçler de Amerika Birleşik Devletleri’ne Irak’ta çok büyük darbeler vuruyorlar. Orada da roket ve füzelerle saldırılar düzenleyerek Amerikan üsleri ve Erbil’deki Amerikan Konsolosluğu’na büyük darbeler indirdiler. ABD ve İsrail, Venezuela’daki gibi Ali Hamaney ve komuta kademelerinin bertaraf edilmesiyle yönetim değişikliğini sağlayacaklarını ve İran’da kendileri ile uyumlu bir rejim oluşturacaklarını düşünmüşlerdi. Fakat yanlış hesap yaptıkları ortaya çıktı. İran büyük bir mukavemet gösterdi. Körfez ülkelerinde uzun yıllardır trilyonlarca dolar harcanarak yapılan Amerikan üsleri İran füzeleriyle yok edilmiş durumda. Bunun yanında ABD’nin Körfez ülkelerinin verdiği trilyonlarca dolara rağmen güvenliklerini sağlayamadığı, ABD’ye güvenilmeyeceği ortaya çıktı.


 

FİLİSTİNLİLERE YÖNELİK NEFRET SÖYLEMLERİNİ ŞİDDETLE KINIYORUZ

Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) partisine mensup milletvekili Yitzhak Kroizer’in Filistinlileri aşağılayan açıklamaları tepki çekiyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Otzma Yehudit Milletvekili Yitzhak Kroizer, 26 Mart 2026 tarihinde Knesset’te yaptığı konuşmada, İsrail güvenlik güçleri tarafından işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin kentinin güneyindeki Tubas’a bağlı Tamun beldesinde 2’sisi çocuk 4 Filistinlinin öldürmesini, ‘Bedeli dolaylı olarak çocuklar ya da kadınlar olsa bile her durumda İsrail askerlerini destekliyorum’, ‘Cenin‘de masum siviller yok. Cenin‘de masum çocuklar da yok’ şeklindeki ifadesi içinde bulunduğu paranoyayı ortaya koymaktadır. Aşırı ırkçı milletvekili olan Yitzhak Kroizer 5 Kasım 2023 tarihinde Ordu Radyosu’na verdiği demeçte ‘Gazze Şeridi yerle bir edilmeli ve oradaki herkes için tek bir ceza olmalı: ölüm. Gazze Şeridi’ni haritadan silmeliyiz. Orada masum kimse yok’ şeklindeki açıklamalarıyla büyük tepki almıştı. Bunlar bizlere siyonist İsrail’in ırk ayrımcısı ve vahşetini gözler önüne sermektedir. Yitzhak Kroizer’in Filistinlilere yönelik nefret söylemlerini şiddetle kınıyoruz.


 

HÜKÜMET İRAN’A ACİLEN TIBBİ MALZEME VE İLAÇ YARDIMINDA BULUNMALI

İran’da durum giderek ağırlaşıyor. Siz ülkemizin İran’a acil yardım yapmasını istemiştiniz. Neler gönderilmeli İran’a?

Gazze’de çocukları acımasızca katleden ve hastaneleri yerle bir eden Siyonist İsrail yönetimi, Gazze ve Batı Şeria’da uygulamakta olduğu metotların benzerini şu anda İran’da uygulamakta olduğunu görmek mümkündür. Siyonist İsrail ve ABD tarafından 28 Şubat 2026 tarihinden beri İran’a yönelik düzenlenen saldırılarda da aralarında yüksek ihtisas kalp hastaneleri, kadın doğum hastaneleri, yanık tedavi hastanelerinin de yer aldığı 226 sağlık ve tedavi merkezi ile 12 büyük hastane yıkılmış ve devre dışı kalmıştır. İran’da özellikle sağlık kuruluşlarına yönelik vahşi saldırılar sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunları büyük vahamet oluşturmaktadır. Bu nedenle hükümetin acilen dost ve kardeş komşumuz İran’a gıda yardımları başta olmak üzere, her türlü tıbbi malzeme, araç, gereç ve ilaç yardımlarında bulunmasını beklediğimizi belirtmek isterim.


 

FİLİSTİNLİLERE İDAM YASASI’NA AB’NİN SESSİZ KALMASI MANİDAR

İsrail parlamentosu Knesset, Filistinli Esirleri İdam Yasası’nı onaylama yolunda adım attı bu konuda ne söylersiniz?

Knesset’te Filistinlileri öldürenlerin istisna tutularak sadece Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirilmesi insan haklarına, evrensel hukuk ilkelerine aykırı faşizan bir adımdır. Ayrıca idamı yasaklayan AB ülkelerinin de buna sessiz kalması manidardır.


 

ABD, Rusya ve Çin karşısında zor duruma düşmüştür

ABD’nin İran’daki başarısızlığı Rusya ve Çin karşısında da kendisini zor duruma düşürecek değil mi?

Elbette. ABD, kendilerine en büyük tehdit olarak gördükleri Rusya’yı Ukrayna savaşına sokarak oyalayıp zayıflatırken, İran üzerinden de Çin’i Ortadoğu’dan uzak tutacak hamle olarak İran savaşını planlamışlardı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. İran’ın gelişmiş füzeleri İsrail’i ve ABD’nin Körfez ülkelerindeki üslerine, donanmasına büyük zararlar verdi. Amerikan üsleri adeta yerle yeksan oldu. Lübnan’dan da Hizbullah güçleri İsrail’e attıkları füzelerle Demir Kubbe’ye büyük zarar verdi. Bu durum ABD’yi Rusya ve özellikle Çin karşısında çok zor duruma düşürmüştür. Özellikle ABD’nin ileride saldırmayı planladığı Çin, yaşanan savaştan ve son gelişmelerden ders çıkartarak ABD’ye karşı daha temkinli ve tedbirli politikalar izlemeye başlayacaktır.


 

Savaş yüzünden Trump’a destek yüzde 35’e düştü

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının sonuçları ne olacak önümüzdeki günlerde?

Bu savaş, özellikle Hürmüz Boğazı’ndan petrol ve gaz sevkiyatının durmasıyla birlikte dünyaya da büyük ekonomik zarar verdi. Bu nedenle diğer ülkelerden de ABD ve İsrail’e büyük baskı gelmeye başladı. Hatta ABD’de Trump kabinesinde istifalar peş peşe gelmeye başladı. Cumhuriyet Parti içinden Trump’a tepkiler yükselmeye başladı. Hatta Trump’ın Epstein skandalını unutturmak için İran savaşını başlattığı yönünde sert eleştiriler yükselmeye başladı. Trump’ın ülkesindeki oy oranları ve halk desteği yüzde 35’lere düşmüş durumda. Bu savaş Trump yönetimini ve ABD’yi çok zor duruma sokmuştur.


 

SAVAŞIN UZAMASI ABD’NİN ÇÖKÜŞÜNÜ HIZLANDIRACAKTIR

Geçmişte de Süveyş Savaşı İngiltere’yi bölgeden uzaklaştırmıştı. ABD’nin de aynı akıbeti yaşayabileceğini öngörüyor musunuz?

1956 yılında İngiltere ve Fransa’nın Süveyş Kanalı’nı millileştiren eski Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdulnasır’a yönelik Süveyş operasyonu da büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı. O başarısızlık sonrasında İngiltere Ortadoğu’dan yavaş yavaş çekilmek zorunda kalmıştı. Şimdi Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ve İran savaşının uzamasıyla birlikte bu savaş da ABD’de benzer bir sendroma yol açacaktır. Eğer Hürmüz’deki adalara ABD çıkarma yapıp başarısız olursa savaş uzayacak ve Afganistan gibi bir bataklığa saplanmalarına neden olacaktır. Bu da ABD’nin çöküşünü hızlandıracaktır.


 

AVRUPA ÜLKELERİ BU SAVAŞTA ABD’NİN YANINDA DEĞİL

ABD/İsrail-İran Savaşı ABD ile NATO’nun Avrupalı müttefikleri arasında bir kırılmaya yol açtı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Bilindiği gibi Birinci ve İkinci Körfez Savaşlarında İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya gibi büyük Avrupa devletleri ABD’nin yanında savaşa girmişti. Bu savaşta ise ABD’nin yanında yer almayacaklarını ortaya koydular. Trump bu nedenle NATO’nun “kâğıttan kaplan” olduğunu belirtip Avrupa ülkelerine sert sözlerle tepki gösterdi. Dolayısıyla Çin’i engellemek üzere İran’a savaş açan ABD, başarısız olarak Çin’in daha da güçlenmesinin yolunu açmış olacaktır. İran karşısında muhtemel bir başarısızlık ABD ve NATO’nun arasını daha da açacak, NATO’nun dağılması dahi gündeme gelebilecektir.


 

MISIR VE SUUDİ ARABİSTAN’IN KATILIMIYLA D8’İN GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKİR

İran Savaşı, Müslüman ülkelerin birlik olması için ders niteliği taşıyor mu sizce?

Elbette. Benim tavsiyem, Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kurduğu D8 teşkilatının güçlendirilmesi gerektiğidir. D8’in Mısır’ın ve Suudi Arabistan’ın da katılımıyla daha da güçlenerek, Türkiye ve Endonezya’nın aktif katkılarıyla genişletilerek devam etmesi lazım. Böylece İslam ülkeleri kendi sorunlarını kendi aralarında çözerek daha güçlü olurlar. Yoksa İran’dan sonra sıra Türkiye’ye gelecektir. Bunu İsrail yöneticileri kendileri söylüyorlar. Yahudiler, arzı mevud sınırlarının Türkiye’nin Kapadokya bölgesine kadar uzandığını belirtiyorlar. Bu nedenle ülkemizin siyonist tehdidini ciddi şekilde değerlendirerek İslam ülkeleri ile ilişkilerini güçlendirmesi, D8’i daha güçlü şekilde hayata geçirmek üzere harekete geçmesi gerekir.

 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23