• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
9
Yeniakit Publisher
Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Michael Miklaucic’e göre Rusya ve Çin, bilişsel savaş alanında büyük yatırımlar yaparken ABD ve Batı savunmada kaldı. Analiz, bilgi savaşında caydırıcılığın ancak “ileri savaş” yaklaşımıyla sağlanabileceğini savunuyor.

#1
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Araştırmacı ve yazar Michael Miklaucic, modern jeopolitik rekabetin artık yalnızca tanklar, gemiler ve füzelerle değil; algılar, anlatılar ve zihinsel çerçeveler üzerinden yürütüldüğünü savunuyor. Ona göre “Üçüncü Dünya Savaşı” konvansiyonel cephelerde değil, bilişsel alanda sürüyor ve Batı bu mücadelede geri düşmüş durumda.

#2
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

ABD askeri doktrininde “Sıfırıncı Aşama” ve “Birinci Aşama” olarak tanımlanan süreçler, savaş öncesinde olumlu koşulların oluşturulmasını ve karşı tarafın caydırılmasını içeriyor. Bu aşamalarda bilgi savaşı kilit rol oynuyor. Bilgi savaşı; doğru bilgi, yanlış bilgi ve dezenformasyonun stratejik amaçla kullanılması anlamına geliyor. Amaç, karşı tarafın liderlerini ve toplumunu belirli bir anlatıyı kabul etmeye yönlendirmek.

#3
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Miklaucic’e göre Çin, Tayvan’ın tarihsel olarak “Çin’in ayrılmaz parçası” olduğu tezini küresel ölçekte normalleştirmeye çalışarak bilişsel zemini şekillendiriyor. Rusya ise Ukrayna konusunda tarihsel egemenlik iddiaları ve NATO’nun genişlemesini tehdit olarak gösteren söylemlerle benzer bir çerçeve oluşturuyor.

#4
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Kremlin, Sovyet döneminden bu yana geliştirdiği propaganda ve etki operasyonları kapasitesiyle bilgi savaşında deneyimli kabul ediliyor.

#5
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Chinese Communist Party ise son yıllarda büyük veri ve yapay zekâ imkanlarıyla etki operasyonlarını daha mikro hedefli ve sofistike hale getirdi. Analizde, Çin’in ABD’deki siyasi aktörler hakkında ayrıntılı veri profilleri oluşturduğu iddialarına atıf yapılıyor. Bu yaklaşımın hedefi yalnızca kamuoyunu etkilemek değil; karar vericilerin risk algısını ve iradesini şekillendirmek.

#6
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Miklaucic, demokratik toplumların açık bilgi ortamı nedeniyle dezenformasyona daha açık olduğunu savunuyor. İfade özgürlüğü ve bilgi serbestisi, düşman aktörlerin manipülatif içerik yaymasını kolaylaştırabiliyor. Ayrıca Batı’da bilgi savaşına karşı etik çekinceler bulunduğu; “gerçeğin yeterli olacağı” inancının stratejik bir zafiyet yarattığı öne sürülüyor. Analize göre mevcut Batı yaklaşımı büyük ölçüde tespit ve ifşaya dayalı; ancak caydırıcılık için yeterli değil.

#7
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Miklaucic, United States Cyber Command tarafından geliştirilen “ileri savunma” konseptine benzer şekilde, bilgi savaşında daha proaktif bir yaklaşım öneriyor. Bu çerçevede hedef yalnızca savunmak değil; rakibin bilişsel alanında maliyet yaratmak olmalı. Rusya ve Çin toplumlarında meşruiyet, yolsuzluk ve insan hakları konularının gündeme taşınması gerektiğini savunuyor. Ona göre caydırıcılık, karşı tarafın kabul edilemez bedel ödeyeceğine inanmasına bağlı.

#8
Foto - Zihin Oyunları! ABD ve Batı karşı koyamadı

Analizin temel tezi şu: Savaşma iradesi, askeri kapasiteden daha belirleyici olabilir. Bilgi savaşı, toplumların ve liderlerin bu iradesini şekillendirmeyi amaçlıyor. Ancak bu yaklaşım, etik sınırlar, uluslararası hukuk ve demokratik değerlerle uyum konularında ciddi tartışmalar doğuruyor. Bilgi savaşında “ileri saldırı” stratejisinin benimsenmesi, Batı’nın savunduğu normatif çerçeveyle nasıl bağdaştırılacak sorusu açık kalıyor. Sonuç olarak, analiz Batı’nın bilişsel savaş alanındaki konumunu yeniden değerlendirmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bunun nasıl ve hangi sınırlar içinde yapılacağı, stratejik olduğu kadar normatif bir tercih olarak da öne çıkıyor. Haber Kaynağı: The National Interest - Michael Miklaucic

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23