Barrack, İsrail'in saldırılarının Hizbullah'ın varlık gerekçesini güçlendirdiğini savunarak, İran gibi egemen devletlerin desteklediği milis yapıların yalnızca askeri yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağını belirtti. Kalıcı çözümün, refahın sağlanmasından geçtiğini vurgulayan Barrack, bireyden aileye, topluluktan devlete uzanan bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini dile getirdi. Bölgesel sorunların çözümünün yine bölge ülkeleri tarafından bulunması gerektiğinin altını çizen Barrack, bu çerçevede Abraham Anlaşması'nın uzun vadede çözümün parçası olabileceğini iddia etti. Barrack, Suriye'de yürütülen sürecin Türkiye ile birlikte şekillenen bir "deney" niteliği taşıdığını belirterek, Türkiye'nin bölgedeki en güçlü ve işleyen ekonomilerden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin yalnızca NATO'nun en büyük ikinci gücü olmadığını, aynı zamanda nüfusu, kaynakları ve askeri kapasitesiyle bölgedeki en önemli ve etkili aktörlerden biri olduğunu ifade etti.