Kentin tarihi çarşılar bölgesinde bulunan tarihi mekanlar, özellikle turizm sezonunda yoğun ilgi görüyor. Bakır cezvelerde ve odun ateşinde geleneksel yöntemlerle hazırlanan menengiç kahvesini deneyimlemek isteyen ziyaretçiler, zaman zaman işletmelerin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. MENENGİÇ KAHVESİNE İLGİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR Tarihi çarşı esnafı, Gaziantep'te turizm sezonunun hareketli geçtiğini ve menengiç kahvesine olan ilginin her geçen gün arttığını belirtiyor. Bölgeye gelen ziyaretçilerin içeceğin hazırlanışını da merak ettiğini ifade eden esnaf, yabani fıstığın aşılanmamış halinden elde edilen menengiçin kafein içermeyen doğal yapısıyla öne çıktığını aktarıyor. "BEKLEDİĞİMİZ SIRAYA DEĞDİ" Adana'dan kenti ziyarete gelen Ayşe Yağız Çoban, menengiç kahvesini ilk kez tattığını belirterek memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Kahvenin çok meşhur olduğunu duymuştuk. Sıra oldukça uzundu ama beklediğimize değdi. İlk defa burada denedim ve tadını çok beğendim. Gaziantep'i ve bu yerel lezzeti herkese tavsiye ederim" dedi. Birinci nesil kahveciler, ikinci nesil kahveciler ve şimdilerde üçüncü nesil kahveciler... Kahve çeşitliliği o kadar arttı ki artık birçoğumuz farklı kahveler deneyip kendi zevkimize en uygununu bulduk ve neredeyse her gün tüketir olduk. Peki günde kaç fincan kahve tüketmeliyiz? Hadi gelin bu soruların cevaplarına birlikte göz atalım. Yavuz Sultan Selim’in Yemen valisi Özdemir Paşa 15. yüzyılda Yemen’de kahveyi tanır ve İstanbul’a getirir. Hayranı olduğumuz Türk kahvesi de böylelikle topraklarımızda yer etmeye başlar. Daha sonra 16. yüzyılda Osmanlı topraklarına gelen Venedikli tüccarlar kahveyi Avrupa’ya taşırlar.