Sedan modelde 2.0 litrelik turbo motorun iki ayrı güç seçeneğiyle sunulacağı belirtiliyor. Bu seçeneklerin 150 ve 200 beygirlik versiyonlardan oluştuğu ifade ediliyor. Motorun ise 7 ileri çift kavramalı şanzımanla eşleştirileceği aktarılıyor. Bu yapı, C50’nin hem daha dengeli hem de performans odaklı kullanıcı kitlesine hitap etmeyi amaçladığını ortaya koyuyor. Her iki modelin de daha önce farklı Avrupalı markaların üretim yaptığı Nizhny Novgorod’daki eski fabrikada üretileceği belirtiliyor. Bu detay, Rus otomotiv sanayisinin mevcut altyapıyı yeni ortaklıklarla yeniden kullanıma açtığını gösteriyor. Volga’nın geri dönüşü böylece yalnızca bir marka dönüşü değil, aynı zamanda Rus otomotiv sektörünün yeni dönemde nasıl ayakta kalmaya çalıştığını gösteren sembolik bir adım haline geliyor. Volga ismi yeniden yollara dönse de bu dönüş, geçmişteki tamamen yerli üretim anlayışından oldukça farklı bir yapıya dayanıyor. Yeni Volga modelleri, Sovyet nostaljisini taşısa da teknolojik ve üretim anlamında Çin etkisini açık biçimde yansıtıyor. Bu nedenle markanın geri dönüşü, bir yandan otomotiv tarihinde güçlü bir sembolün yeniden sahneye çıkışı olarak görülürken, diğer yandan Rusya’nın yeni ekonomik ve endüstriyel gerçekliğinin de dikkat çekici bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.