Rusya başarırsa dünyadaki tüm dengeler değişecek
Rus askeri teknolojisi üzerine değerlendirmeleriyle bilinen askeri uzman Kris Osborn, Moskova’nın S-500 hava savunma sistemiyle küresel askeri dengeleri değiştirme iddiasını mercek altına aldı.
Rus askeri teknolojisi üzerine değerlendirmeleriyle bilinen askeri uzman Kris Osborn, Moskova’nın S-500 hava savunma sistemiyle küresel askeri dengeleri değiştirme iddiasını mercek altına aldı.
Rusya, S-400’ün ardından geliştirdiği S-500 sisteminin yalnızca balistik füzeleri değil, F-35 gibi beşinci nesil hayalet uçakları da tespit edip etkisiz hale getirebileceğini savunuyor. Ancak bu iddiaların sahada doğrulanmış somut verilerle desteklenmediği vurgulanıyor.
Rus kaynaklarına göre S-500’ün yaklaşık 600 kilometre (370 mil) menzile sahip olduğu, saniyede 7 kilometre hızla ilerleyen 10’a kadar balistik füze başlığını eş zamanlı takip edebildiği belirtiliyor. Ayrıca sistemin çok düğümlü dijital ağ yapısı ve geniş frekans aralığında çalışan radarlarla donatıldığı ifade ediliyor.
Ancak burada kritik bir teknik ayrım var: Düşük frekanslı bir radarın bir hayalet uçağın “varlığını” sezmesi ile angajman radarının o uçağı hassas biçimde kilitleyip vurabilecek çözünürlükte takip etmesi aynı şey değil. Uzmanlara göre stealth uçakların asıl avantajı da tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. S-500 teorik olarak bir sinyal veya iz tespit edebilse bile, yüksek hızla manevra yapan bir F-35 ya da F-22’yi angajman süreci boyunca sürekli ve hassas şekilde takip edebilmesi çok daha karmaşık bir mesele.
Eğer Rusya’nın açıkladığı teknik kapasite doğruysa, S-500 Doğu Avrupa hava sahasında geniş bir kapsama alanı oluşturabilir. Bu durum, NATO’nun Rusya’ya karşı hava üstünlüğünü sürdürme planlarını zorlaştırabilir. NATO, Rusya’nın sınırlı sayıdaki Su-57 filosuna karşı yüzlerce F-35 konuşlandırarak nitelik ve nicelik üstünlüğü kurmayı hedefliyor. Ancak güçlü bir entegre hava savunma şemsiyesi, bu üstünlüğü kısmen dengeleyebilir. Yine de hava üstünlüğü yalnızca yer konuşlu hava savunma sistemleriyle belirlenmez. Elektronik harp, siber yetenekler, stand-off mühimmatlar ve müşterek harekât doktrini de denklemin kritik parçalarıdır.
Rus basınına göre Moskova, S-500’ü Çin ve Hindistan’a ihraç etmeyi değerlendiriyor. Böyle bir adım, özellikle Pasifik bölgesinde güç dengesi açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Çin’in sistemi tamamen “kopyalaması” mümkün olmasa bile, radar mimarisi, sensör entegrasyonu ve komuta-kontrol konseptleri üzerinden önemli teknik kazanımlar elde edebileceği belirtiliyor. Bu da uzun vadede ABD’nin gizlilik ve elektronik harp alanındaki üstünlüğünü aşındırabilir. Ayrıca Rusya-Çin savunma iş birliğinin derinleşmesi, Washington’un Avrupa ve Asya’da eş zamanlı kriz senaryolarını hesaba katmasını zorunlu kılar. Bu da ABD’nin stratejik planlamasını daha karmaşık hale getirir.
S-500 kağıt üzerinde son derece iddialı bir sistem. Ancak modern savaş ortamında gerçek performans; sensör füzyonu, ağ merkezli harp, elektronik karşı tedbirler ve pilot eğitimi gibi çok sayıda faktöre bağlı.
Eğer Rusya gerçekten S-500 ile stealth platformlara karşı güvenilir bir çözüm geliştirmişse, bu durum küresel hava gücü dengelerini etkileyebilir. Ancak şu aşamada sistemin F-35 gibi beşinci nesil uçakları operasyonel ortamda güvenilir biçimde “avlayabildiğine” dair doğrulanmış kanıt bulunmuyor.
Dolayısıyla tartışma teknik olduğu kadar stratejik ve psikolojik bir boyut da taşıyor: S-500 sadece bir silah sistemi değil, aynı zamanda caydırıcılık mesajı. Haber Kaynağı: The National Securty Journal - Kris Osborn
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23