Buradaki temel yaklaşım, "Bu çocuk neyi yapamıyor?" sorusundan "Bu çocuk neyi yapabiliyor ve bu güçlü yönünü nasıl destekleyebiliriz?" sorusuna geçmektir. Bir çocuğun oyun oynamadığını gözlemlediğimizde bunu tek başına bir sorun olarak değerlendirmek yerine, öncelikle çocuğun neden oyuna katılmadığını anlamaya çalışmak gerekir. Çocuk oyuna ilgi duyduğu hâlde hareket etmekte zorlanıyor olabilir. Bunun yanında duyusal özellikleri, hareket planlaması veya oyunu başlatma ve sürdürme becerileri de oyuna katılımını etkileyebilir. Oyuna ilgisi var mı, yoksa oyuna ulaşmakta mı zorlanıyor? Oyuncakla ilgilendiği hâlde oturma dengesi, el-göz koordinasyonu veya başka bir motor güçlük nedeniyle oyuna katılmakta zorlanabilir. Duyusal özellikleri nasıl? Ses, dokunma veya harekete karşı aşırı ya da düşük tepki, çocuğun oyundan uzaklaşmasına neden olabilir. Oyunu başlatabiliyor ve sürdürebiliyor mu? Oyuncağı kullanıyor olsa bile oyunu nasıl başlatacağını, sürdüreceğini veya çeşitlendireceğini bilemeyebilir. Taklit ve etkileşim becerileri nasıl? Karşısındaki kişinin hareketlerini taklit etme, ortak bir etkinliğe katılma ve dikkatini oyun üzerinde sürdürme becerileri gözlemlenebilir. Hareket planlamasında güçlük var mı? Oyuna istekli olsa bile bir hareket dizisini planlamakta zorlanıyorsa oyundan çabuk vazgeçebilir. Amaç çocuğu belirli bir kalıba sokmak değil; güçlü yönlerini fark ederek, ihtiyaç duyduğu alanlarda gelişimini desteklemek ve günlük yaşama katılımını artırmaktır. Bu nedenle değerlendirme yalnızca çocuğun yapamadıklarına değil, yapabildiklerine, ilgi alanlarına ve oyuna katılımını etkileyen fiziksel, motor ve duyusal özelliklere de odaklanmalıdır.