Değerlendirmelerinde deniz altı enerji projelerine de değinen Yaycı, Türkiye'nin yaklaşımı, elektrik kablosu veya doğal gaz boru hattı döşenmesine kategorik olarak karşı çıkmak değil; kendi deniz yetki alanlarını ilgilendiren faaliyetlerde bilgilendirilmek ve koordinasyon sağlamaktır. Ancak karşı tarafın Türkiye'den koordinasyon beklerken kendisinin aynı yaklaşımı göstermediği ileri sürülüyor. Boru hattı veya elektrik kablosu döşenmeden önce deniz tabanında araştırma yapılması gerekiyor. Deniz derinliklerinin, zemin yapısının ve güzergâh üzerindeki koşulların belirlenmesi için bilimsel araştırmalar yürütülmeli. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 246. maddesi de deniz bilimsel araştırmalarında kıyı devletinin yetkileri bakımından gündeme geliyor. Türkiye'nin 2002 yılından itibaren kendi deniz yetki alanlarında izinsiz araştırma yapılmasına müsaade etmediği, bu alanlara girmek isteyen araştırma gemilerinin Türk Deniz Kuvvetleri ile karşılaşacağı ifade ediliyor” şeklinde konuştu. DENİZ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK ÖNEMLİ Yaycı, Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi planlanan projelerde güzergâh bildirimi ve koordinasyon konusunun önemine dikkat çekerek, Türkiye’nin itirazlarının dikkate alınması gerektiğini kaydetti. Deniz altı kablolarının ve enerji altyapısının güvenliğinin ekonomik ve askerî güvenlik açısından da kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cihat Yaycı, “Deniz altı kablolarının güvenliği de meselenin bir diğer önemli boyutunu oluşturuyor. Fiber optik iletişim kabloları ve elektrik iletim kabloları, devletlerin ekonomik, askeri ve stratejik altyapısının temel unsurları arasında yer alıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından kuzeyde yaşanan kablo kesintileri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki kablolara yönelik olası saldırı riskleri, deniz altı altyapılarının ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Deniz altı kablolarına yönelik sabotaj ihtimalleri, güvenlik stratejilerinde giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu nedenle hem saldırı hem de savunma amaçlı tedbirlerin geliştirilmesi gerekiyor. Su altı robotları, sonar sistemleri ve gelişmiş gözetleme teknolojileri, bu altyapıların korunmasında önemli rol oynuyor. Türkiye'nin de bu alanda ciddi çalışmalar yürüttüğü belirtiliyor. Ayrıca kablo sistemlerinin yedekli olarak planlanması, olası kesintilerin etkisini azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Çünkü deniz altı iletişim kablolarının zarar görmesi, bankacılık sisteminden telekomünikasyona, haberleşmeden bilgi akışına kadar birçok hayati alanda aksamalara yol açabilir. Bu nedenle enerji kablolarının, iletişim hatlarının ve doğal gaz boru hatlarının güvenliğinin sağlanması, yalnızca teknik bir altyapı meselesi değil, aynı zamanda devletlerin ekonomik ve askeri güvenliği açısından da kritik bir konudur” ifadelerini kullandı.