Kalyon Kültür’den Anadolu temalı sergi: ‘Güneşin Kıyısı’ sanatseverlerle buluştu
Yaşamın sürekliliği ve Anadolu’nun uzak diyarları sanata dönüştü. Beş sanatçının eserlerini buluşturan ‘Güneşin Kıyısı’ sergisi, 30 Eylül’e kadar Kalyon Kültür’de.
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yaşamın sürekliliği ve Anadolu’nun uzak diyarları sanata dönüştü. Beş sanatçının eserlerini buluşturan ‘Güneşin Kıyısı’ sergisi, 30 Eylül’e kadar Kalyon Kültür’de.
Küratörlüğünü Kalyon Kültür Sanat Yönetmeni Aslı Bora’nın üstlendiği sergide; Güliz Baydemir, Mustafa Albayrak, Mümin Candaş, Necati Seydi Ferahoğlu ve Nurdan Karasu Gökçe’nin toplam 21 eseri yer alıyor. Özgün sanatsal yaklaşımları bir araya getiren sergi, yüzyıllar boyunca farklı kültürlere, inançlara ve yaşam biçimlerine ev sahipliği yapan Anadolu’nun çok katmanlı kültürel hafızasını sanat aracılığıyla görünür kılıyor. Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu’nun ev sahipliğinde 9 Temmuz Perşembe günü, Kalyon Kültür’de gerçekleşen Güneşin Kıyısı’nın açılış törenine; İstanbul Valisi'nin eşi Sayın Gülden Gül, İstanbul Vali Yardımcısı Sayın Serap Özmen Çetin, önceki dönem İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya'nın eşi Sayın Hatice Nur Yerlikaya, Şişli Kaymakamı Sayın Cevdet Ertürkmen, Üsküdar Kaymakamı Sayın Adem Yazıcı, KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Canan Sarı, Türk Kızılay İstanbul İl Başkanı Sayın Burcu Kösem'in yanı sıra sanatçılar, sanatseverler ve birbirinden değerli konuklar katıldı.
Serginin açılış konuşmasını yapan Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu: “Bugün güneşin ışığında; sanatın, estetiğin ve kültürün rehberliğinde Anadolu'nun kadim hafızasına doğru anlamlı bir yolculuğa çıkıyoruz. Her biri birbirinden değerli beş sanatçımız, İstanbul’un sokaklarından Çanakkale’nin kıyılarına, Trabzon’un yamaçlarından Anadolu’nun kırlarına, Antik kentlerin taşlarından, modern kentlerin yaşayışlarına hayatı ve hafızayı tuvallerine taşıdılar. Kıymetli sanatçılarımız özellikle Anadolumuzu kendi özgün sanatsal yaklaşımlarıyla resmettiler. Anadolu hiçbir zaman tek renkten ibaret olmadı. Her köşesi ayrı bir ses, her şehri ayrı bir nefes, her mevsimi ayrı bir hikâye taşıdı. Anadolu, rengi çok ama ruhu tek; sesi çok ama sözü tek; yolu çok ama özü tek olan büyük bir kardeşlik mozaiğidir. Ülkemizde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de Türkiye’nin dünyaya verdiği güçlü bir mesajdır. Barışın, diyaloğun ve kardeşliğin merkezi olan ANADOLU, bugün de küresel meselelerin çözümünde güven veren bir buluşma noktasıdır. Farklılıkları bir araya getiren, diyaloğu ve barışı önceleyen bu kadim Anadolu toprakları dün olduğu gibi bugün de insanlığı ortak değerlerde buluşturmaya devam etmektedir. Çünkü, Anadolu’nun özü kardeşliktir. Kardeşliğin olduğu yerde ise umut, huzur ve gelecek vardır. Kalyon Kültür olarak sanatı yalnızca estetik bir üretim alanı olarak görmüyor; insanı zenginleştiren, hafızayı diri tutan, kültürümüzü geleceğe taşıyan güçlü bir emanet olarak görüyoruz. Çünkü inanıyoruz ki; bir milletin kültürü ne kadar güçlü yaşatılırsa, geleceği de o kadar sağlam inşa edilir. Bu anlayışla 2020 yılından bu yana Kalyon Kültür çatısı altında; 17 sergi gerçekleştirdik, yaklaşık 100 bin ziyaretçimizi ağırladık, 400'e yakın atölyeyle 8 bini aşkın misafirimizle buluştuk. “Geçmişe Vefa, Geleceğe Değer” anlayışıyla bundan sonra da sanatçılarımızı desteklemeye ve sanatseverlerle buluşturmaya, çocuklarımızı kültür ve sanatla erken yaşta tanıştırmaya, medeniyetimizin kadim mirasını yarınlara taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.”
İstanbul Valisi'nin eşi Sayın Gülden Gül ise “Güneşin Kıyısı’ sergisinde bizleri sanatla ve sanatçılarımızın farklı bakış açılarıyla buluşturan Kalyon Kültür'e teşekkür ediyorum. Anadolu'nun eşsiz güzelliklerini, güçlü sanat anlayışları ve yetenekleriyle tuvallere taşıyan kıymetli sanatçılarımızı gönülden tebrik ediyorum. Sanatın birleştirici gücünü renklerle, duygularla ve ilham veren eserlerle bizlere hissettiren; Anadolu'nun iklimini, güneşini, insanını ve ruhunu yeniden keşfetmemize vesile olan Kalyon Vakfı Başkanı Sayın Reyhan Kalyoncu'ya, Kalyon Kültür ekibine ve emeği geçen tüm sanatçılarımıza teşekkür ediyorum.” dedi. Serginin küratörlüğünü yapan Kalyon Kültür Sanat Yönetmeni Aslı Bora ise sergiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Güneşin Kıyısı, farklı coğrafyaların kendi hafızalarını, yaşam biçimlerini ve manzaralarını ortak bir ışık düşüncesi etrafında buluşturuyor. Aynı güneşin yüzyıllardır dokunduğu kentler, kıyılar, dağlar ve yerleşimler, her sanatçının resminde kendine özgü bir anlatıya dönüşüyor. Sergi, bu farklılıkları tek bir bakışta birleştirmek yerine, aralarındaki görünmez sürekliliği görünür kılmayı amaçlıyor. Bir araya gelen eserler, ışığın coğrafyayla kurduğu ilişkinin kültürel belleği nasıl taşıdığına ve yaşamın farklı yüzeylerinde nasıl yeniden anlam kazandığına dair ortak bir düşünme alanı açıyor.”
ANADOLU’NUN ORTAK HAFIZASINA SANATSAL BİR YOLCULUK: Tarih öncesi çağlardan bu yana ‘güneş’; Anadolu’da yalnızca doğal bir unsur değil; tarımsal üretimden mimariye, gündelik yaşamdan kültürel belleğe kadar yaşamın birçok alanını şekillendiren bir konumda olmuştur. “Güneşin Kıyısı”, ışığın anlara, anıların ise ortak bir kültürel hafızaya dönüştüğü bu coğrafyayı farklı sanatçıların yorumlarıyla yeniden ele alıyor. Güneşin coğrafya ile kesişimi ve binlerce yıllık kültürel birikimle kurduğu ilişki, Güneşin Kıyısı’nın düşünsel eksenini teşkil ediyor. İstanbul'un sokakları, Çanakkale'nin kıyıları, Trabzon'un yamaçları, Anadolu'nun kırları ve antik kentlerin taşları birbirinden farklı manzaralar sunsalar da aynı güneşin farklı yansımalarını barındırıyor. Beş sanatçının eserlerinde yer bulan Anadolu'nun birbirinden uzak coğrafyalarındaki insanlar, manzaralar, yerleşimler ve gündelik yaşam sahneleri, Anadolu'ya tek bir pencereden değil, çoğul bir perspektiften yaklaşma, bu mekanlar arasında yüzyıllardır dolaşan ışığın sürekliliğini hissetme imkânı sunuyor. Sergi, geçmiş ile bugün arasında bir karşılaştırma yapmak yerine, bu coğrafyada yaşamaya devam eden ortak duygulara ve deneyimlere odaklanırken farklı kentler ve yaşam biçimleri arasında sessizce dolaşan bu bağı resmin alanında yeniden düşünür ve görünür kılıyor. Güneşin Kıyısı, köklerini, aidiyet hissini ve doğayla olan kadim bağını yeniden hatırlamak isteyen şehirli izleyiciyi, sanat ve sosyoloji severleri ortak bir paydada buluşturmayı hedefliyor.
GÜLİZ BAYDEMİR: 1982’de Tekirdağ’da doğdu. Birincilik ile girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2005 yılında ikincilikle mezun oldu. 2007-2010 yılları arasında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yaptı ve yüksek lisans eğitimini tamamladı. 2011 -2012’de Erasmus bursu ile İtalya’da Accademia di Belle Arti di Urbino’da öğrenim gördü. 2010-2016 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yaptı ve ‘Sanatta Yeterlik/Doktora’ eğitimini tamamladı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde 2016-2018’de araştırma görevlisi doktor olarak 2018-2025’te doktor öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2026’da T.C. Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’ndan ‘Doçent’ unvanı aldı. Halen aynı kurumda görevine devam etmektedir. Talens, Umut Vakfı, Kalp Vakfı, Gallipoli Memorial Club vb. resim yarışmalarından aldığı toplam 12 ödülü bulunan Baydemir’in eserleri, Mamut Art Project, Devlet Resim Heykel Sergileri, Şefik Bursalı, TBMM 85.Yıl, Tekel ve TRT Resim yarışması gibi çeşitli yarışmalarda sergilenmeye değer görülmüştür. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinin yanı sıra İtalya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, KKTC, Çin, Japonya, Rusya, Kazakistan, Azerbaycan gibi çeşitli ülkelerde karma sergilere katılmıştır. "Ab-ı Hayat" Merqez Art gibi özel ve kamusal mekanlarda açtığı 15 adet kişisel sergisi olan Baydemir’in çalışmaları yurt içinde ve yurt dışında çeşitli özel ve kamusal koleksiyonlarda yer almaktadır.
MUSTAFA ALBAYRAK: 1971 Erzurum İspir’de doğan Albayrak, 1999 yılında Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun oldu. 1997’de Erzurum’da bir ilk olan Rönesans Sanatevi’ni kurdu. 2004’te İstanbul’a yerleşti. 2006’da İstanbul Beyoğlu’nda atölye çalışmalarına başladı. 2010’dan beri Greyart adını verdiği Beyoğlu’ndaki atölyesinde çalışmalarını yürütmektedir. 1995-2020 Yıları arasında üretmiş olduğu birçok eseri kamu, özel ve yurtdışı koleksiyonlarında yer almaktadır. Mümin Candaş, 1971 yılında Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde doğmuş bir ressamdır. Sanat eğitimini Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nde tamamlamış, 1994 yılında mezun olduktan sonra akademik çalışmalarını sürdürerek İstanbul Teknik Üniversitesi’nde çevresel ve görsel sanatlar alanında yüksek lisans yapmıştır. 2002 yılından bu yana Trabzon Akçaabat Güzel Sanatlar Lisesi’nde görsel sanatlar öğretmeni olarak görev yapmakta, eğitimcilik ile sanat üretimini birlikte yürütmektedir. Sanat pratiği yalnızca resimle sınırlı değildir; heykel, seramik, vitray ve tasarım gibi farklı alanlarda da üretim yapmıştır. Resimlerinde özellikle mekân, hafıza ve insan-doğa ilişkisi üzerine yoğunlaşır. Çalışmalarında çoğu zaman insan figürüne doğrudan yer vermemesi dikkat çekicidir; buna karşın yapı, yüzey ve boşluk üzerinden insan varlığını dolaylı biçimde hissettiren bir yaklaşım geliştirir. Onun resminde mekân, yalnızca fiziksel bir yer değil, aynı zamanda yaşanmışlıkların ve izlerin taşıyıcısıdır. Teknik olarak tuval üzerine akrilik, kâğıt üzerine ise suluboya, mürekkep ve füzen gibi farklı malzemeleri birlikte kullanır; gittiği şehirlerdeki eski yapıları fotoğraflayıp resmetmesi de üretiminin yerle kurduğu ilişkiyi belirginleştirir. Bugüne kadar çok sayıda ulusal ve uluslararası karma sergiye katılmış, en az on kişisel sergi açmıştır. “Barınaklar” başlıklı sergisi, mahalle, barınma ve kolektif yaşam kavramlarını ele aldığı kapsamlı bir üretim olarak öne çıkar. Bunun yanı sıra “Mavi ve Siyah” gibi ortak sergilerde de yer almış, farklı sanatçılarla birlikte geliştirdiği projelerle üretimini çeşitlendirmiştir. Yaklaşık otuz yıla yaklaşan sanat hayatı boyunca resimlerinde derinlik, katman ve zaman duygusunu merkezde tutan bir dil geliştiren Candaş, mimari ve çevresel unsurlar üzerinden insanın varoluşuna dolaylı biçimde yaklaşan bir ressam olarak değerlendirilebilir.
NECATİ SEYDİ FERAHOĞLU: 1975 yılında Amasya’da doğmuş bir ressam ve resim öğretmenidir. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Resimİş Öğretmenliği programından mezun olup aynı yıl öğretmenliğe başlamış, öğretmenlik görevini sürdürürken yağlı boya ve diğer tekniklerde üretimler yapmıştır. 2007 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Resimİş Öğretmenliği programında yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. 2008’den itibaren TrabzonAkçaabat Güzel Sanatlar Lisesi’nde resim öğretmeni olarak görev yapmış, eserleri özel koleksiyonlar ve müzelerde yer almıştır. Ferahoğlu 20’den fazla kişisel sergi dahil olmak üzere çok sayıda karma ve grup sergiye katılmış, ulusal ve uluslararası çalıştay ile sempozyumlarda bulunmuş, resim yarışmalarında jüri üyeliği yapmış ve çeşitli ödüller almıştır. Sanatçının üretimlerinde doğa ve Anadolu’ya özgü figüratif imgeler; horoz, keçi ve benzeri motifler öne çıkmakta, bu imgeler aracılığıyla insandoğa ilişkisi ve çevresel temalar yorumlanmaktadır.
NURDAN KARASU GÖKÇE: Edremit/Balıkesir’de doğan ve çalışmalarını Kayseri’de sürdüren Nurdan Karasu Gökçe, 1990 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi, Resim Anasanat Dalı’ndan mezun olmuştur. Yüksek lisans eğitimini 1994 yılında, devlet bursuyla bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde Claremont Graduate University, Faculty of Fine Arts’ta tamamlayan sanatçı, aynı yıl Türkiye’ye dönerek Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak akademik kariyerine başlamıştır. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde “Renk ve Işık ile Tinsel ve Düşünsel Mekânlar Yaratma” başlıklı çalışmasıyla sanatta yeterlik derecesi alan Karasu Gökçe, 2008 yılında doçent unvanını kazanmıştır. Sanatçı, halen Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve dekan vekilliği görevini sürdürmektedir. 2009 Floransa Bienali’ne davet edilen Karasu Gökçe, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İtalya ve Bulgaristan başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel ve karma sergiye katılmıştır. 2003 yılında 22. Uluslararası Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi’nde, “Pleksi” adlı yerleştirmesiyle Akbank Özel Ödülü’ne layık görülmüştür. Sanatçının eserleri ulusal ve uluslararası birçok özel ve kurumsal koleksiyonda yer almaktadır. Nurdan Karasu Gökçe’nin sanatsal pratiği; ışık, renk ve mekânın kesişiminde, duyusal algı ile tinsel farkındalık arasında kurduğu özgün dengeyle çağdaş sanat içinde kendine özgü bir yer edinmektedir.
WhatsApp İhbar Hattı
+90 (553) 313 94 23