Netanyahu’nun 1996’da Başbakan seçilmesi, İsrail siyasetinde kritik bir dönüm noktası oldu. Bu zafer, Oslo Barış Süreci'ni yavaşlatıp ve ülkenin siyasal gündemini daha muhafazakar ve dini bir eksene kaydırdı. Bu kayışın merkezindeyse, Netanyahu’nun ultra-Ortodoks partilerle kurduğu ittifak vardı. Bu ortaklık devletin yapısına ve kurumlarına kadar uzanan derin etkiler yaratan bir yönelimdi. Bu süreçte din ve devlet ilişkisi yeniden tanımlandı, laiklik ilkesi aşındı ve sivil alanın kurumsal zemini daraldı. Eğitimden askerlik yükümlülüğüne, hukuk sisteminden kamu fonlarının dağılımına kadar pek çok alanda ultra-Ortodoks etkisi kalıcı hale geldi. Dolayısıyla, bu durum yalnızca siyasal denklemde bir koalisyon mühendisliği değil, devletin karakterinde sessiz ama keskin bir dönüşüm yaratmıştır.