Ama bilin bakalım ne eksik? Kendilerini tanımıyorlar. Peki, ama neden? Her imkânın sunulduğu bir çağda gençler neden kendi iç dünyalarına bu kadar yabancı? Çünkü günümüz dünyası gençlere "seçme" imkânı sunuyor ama "arama" ve "çabalama" hakkını ellerinden alıyor. Her şeyin çabucak tüketildiği, yanıtların arama motorlarında hazır sunulduğu, sıkılmaya bile fırsat verilmeyen bir konfor alanında büyüyorlar. Bocalayarak, düşüp kalkarak, kendi iç sesini dinleyerek olgunlaşmalarına izin vermiyoruz. Yolun başında bir ebeveyn olarak ne kadar çabalasam da muhtemelen ben de böyle olacağım. Fakat bunu acil değiştirmemiz gerekiyor. Aşırı korumacı ebeveynlik, çocukların adına kararlar alıp yollarındaki tüm taşları temizlerken, farkında olmadan onların "öz-farkındalık" kaslarını zayıflatıyor. Sorumluluk almaktan çekinen, başarısızlık ihtimalinden ölesiye korkan ve bu yüzden "yeter ki bir yere kapağı atayım" diyen bir nesil çıkıyor ortaya. Seçenek bolluğu arasında kaybolan gençlik, kendisiyle baş başa kalmayı unuttuğu için neyi sevip neyi sevmediğini bilmiyor. Kendini tanımayan bir insanın ise neyi başarmak istediğini bilmesi elbette mümkün olmuyor. İmkânların böylesine bol olduğu bir çağda, gençlerimize verebileceğimiz en büyük imkân belki de hazır cevaplar değil; kendi cevaplarını bulabilecekleri cesareti ve alanı tanımaktır. Çünkü bir gencin gireceği üniversite binasından çok daha önemli bir şey varsa, o da kendi içindeki binayı nasıl inşa edeceğidir. (akşam)