• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
5
Yeniakit Publisher
Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Haber Merkezi Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:

Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

Şu sıralar her köşe başında herkeste telaş var. Gençler “Üniversitede hangi bölümü yazsam?” diye soruyor. Uzmanlar ise; "Gençlerle konuşuyorum; Ne istiyorsun? diye soruyorum, tık yok. Net bir cevap alabilmek neredeyse imkânsız. Dönüp anne babalara bakıyorum. Onlar da ayrı bir tedirginlik içinde. “Biz şimdi bir yön göstersek, yarın öbür gün işler istedikleri gibi gitmeyince ‘Sen seçtin, senin yüzünden oldu' diyecekler” korkusuyla geri çekilmiş durumdalar" yorumlarını yapıyorlar... Peki, sorun ne, gençler neden kararsız? İşte cevaplar...

#1
Foto - Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

Şu sıralar her köşe başında aynı telaş, aynı soru var: "Üniversitede hangi bölümü yazsam?" Işıl ışıl gözlerle geleceğe bakması gereken gençlerin yüzünde ne yazık ki kafa karışıklığı ve çaresiz bir belirsizlik hâkim. Üniversite tercihlerinin devam ettiği şu günlerde etrafımdaki gençlerle konuşuyorum; "Ne istiyorsun?" diye soruyorum, tık yok. Net bir cevap alabilmek neredeyse imkânsız.

#2
Foto - Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

"Puanın yetmiyorsa, hayalindeki iş için bir yıl daha hazırlan" diyorum. Aldığım yanıt hep aynı yılgınlıkta: "Bir daha o tempoya giremem, bir yere gireyim de neresi olursa olsun..." Peki, diyorum, "Senin karakterine, yeteneğine hangi meslek uygun?" Yine derin bir sessizlik... Ne istediğini bilen gençler de var mutlaka. Ama sözüm onlara değil. Dönüp anne babalara bakıyorum. Onlar da ayrı bir tedirginlik içinde. "Biz şimdi bir yön göstersek, yarın öbür gün işler istedikleri gibi gitmeyince 'Sen seçtin, senin yüzünden oldu' diye başımıza kakarlar" korkusuyla geri çekilmiş durumdalar. Anne babalar adeta çocuklarının gözünün içine bakıyor ama rehberlik etmekten çekiniyor.

#3
Foto - Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

Kendi gençliğimi düşünüyorum... Bizim dönemimizde ne bu kadar çok üniversite vardı ne de önümüzde bu kadar geniş seçenek yelpazesi. Üstüne üstlük, o yıllarda omuzlarımızda taşıdığımız ağır başörtüsü mücadelesi ve engelleri vardı. Şartlar zordu, imkânlar kısıtlıydı. Ama bir şeyimiz tamdı: Ne istediğimizi biliyorduk. Annemiz, babamız önerilerini korkmadan söylerdi. Zaman zaman "Daha çok çalışsaydın" diye sitem ettikleri de olurdu elbet. Ama o sitemler ne özgüvenimizi yıkardı ne de kendi yolumuzu çizme irademizi elimizden alırdı. En önemlisi, hiçbir şey kendimizi tanımamızın ve ne istediğimizi bilmemizin önüne geçemezdi. Şimdi günümüze dönüp bakıyorum. Bugünün gençlerinin elinin altında yok yok. Özel kurslar, mentörler, psikologlar, özel ders veren hocalar... İstedikleri an her meslekten insanla iletişime geçebilecekleri dijital bir dünya, her adımlarını kolaylaştırmak için gözünün içine bakan ebeveynler... Kısacası imkân hat safhada.

#4
Foto - Herkes 'hangi bölümü yazsam' diye soruyor: Gençler kendini tanıyamıyor, peki neden? İşte cevaplar...

Ama bilin bakalım ne eksik? Kendilerini tanımıyorlar. Peki, ama neden? Her imkânın sunulduğu bir çağda gençler neden kendi iç dünyalarına bu kadar yabancı? Çünkü günümüz dünyası gençlere "seçme" imkânı sunuyor ama "arama" ve "çabalama" hakkını ellerinden alıyor. Her şeyin çabucak tüketildiği, yanıtların arama motorlarında hazır sunulduğu, sıkılmaya bile fırsat verilmeyen bir konfor alanında büyüyorlar. Bocalayarak, düşüp kalkarak, kendi iç sesini dinleyerek olgunlaşmalarına izin vermiyoruz. Yolun başında bir ebeveyn olarak ne kadar çabalasam da muhtemelen ben de böyle olacağım. Fakat bunu acil değiştirmemiz gerekiyor. Aşırı korumacı ebeveynlik, çocukların adına kararlar alıp yollarındaki tüm taşları temizlerken, farkında olmadan onların "öz-farkındalık" kaslarını zayıflatıyor. Sorumluluk almaktan çekinen, başarısızlık ihtimalinden ölesiye korkan ve bu yüzden "yeter ki bir yere kapağı atayım" diyen bir nesil çıkıyor ortaya. Seçenek bolluğu arasında kaybolan gençlik, kendisiyle baş başa kalmayı unuttuğu için neyi sevip neyi sevmediğini bilmiyor. Kendini tanımayan bir insanın ise neyi başarmak istediğini bilmesi elbette mümkün olmuyor. İmkânların böylesine bol olduğu bir çağda, gençlerimize verebileceğimiz en büyük imkân belki de hazır cevaplar değil; kendi cevaplarını bulabilecekleri cesareti ve alanı tanımaktır. Çünkü bir gencin gireceği üniversite binasından çok daha önemli bir şey varsa, o da kendi içindeki binayı nasıl inşa edeceğidir. (akşam)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23