Uzak Doğu'da yükselen bir yeni üretim gücünün yanı sıra bunun doğurduğu yeni rekabet ortamı söz konusu olduğunu kaydeden Yılmaz, şunları söyledi: "Dolayısıyla belirsizliklerin, karmaşanın yükseldiği bir dönemdeyiz. Risklerin arttığı bir dönemdeyiz. Bunu hepimizin çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Bu jeopolitik gelişmeler, ticaretteki bu içe kapanmacı eğilimlerin güçlendiği dönemle birlikte teknolojik dönüşümün de hızlandığı bir dönemdir. Dijitalleşme başta olmak üzere yapay zeka, diğer birtakım teknolojik alanlar, yeşil ve dijital dönüşümün yine merkezi bir eğilim olarak tüm dünyada tartışıldığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla Türkiye'yi değerlendirirken hem genelde hem yerelde, dünyanın da bölgemizin şartlarını, gidişatını çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bunlarla birlikte kendi politikalarımızı yine şekillendirmemiz gerekiyor. İnanıyorum ki bu karmaşık dönemde kendi istikrarını koruyan, doğru politikalar izleyen, kararlı politikalar izleyen ülkeler bu sürecin sonunda çok daha iyi bir noktaya gelecek. Bunu yapamayan ülkeler ise maalesef ağır bedeller ödeyecekler. Böyle bir riskli dönemdeyiz. Özellikle bu dönemde birlik beraberlik içinde hareket etmek, istikrarı korumak, doğru politikaları etkili bir şekilde hayata geçirmek eskisinden de önemli hale gelmiş durumdadır. Dünya büyümesi ve dünya ticareti tarihi ortalamalarının altında seyrediyor. Özellikle bizim temel pazarımız olan Avrupa Birliği maalesef uzun bir süredir yüzde 0'lar, yüzde 1'ler civarında bir büyüme performansı sergiliyor. Böyle bir ortamda bizim Türkiye olarak politikalarımızı çok daha güçlü bir şekilde hayata geçirmemiz çok çok önemli"